banner136

Hasip Dede Efendi

Hasip Dede Efendi

Metin Yılmaz

metinkorgun@gmail.com
12 Mayıs 2014, 02:50

Çankırı Mevlevihanesi Son Postnişini Hasip Dede Efendi

Mevleviliğin Türk- İslam kültürü içinde önemli bir yeri vardır. Hz. Mevlana’nın 17 Aralık 1273’te ölümünden sonra yakın dostlarından Çelebi Hüsameddin ve daha sonra oğlu Sultan Veled’in sayesinde Mevlevilik kuralları, ilkeleri olan bir tarikat olarak örgütlenmiştir.


Mevlevilik önce Konya‘da daha sonra ise, ülke içinde ve dışında birçok seveni ve müridi bulunan büyük bir doktrin olarak toplumun içinde yerini almıştır.


Mevlevihane genel bir isimlendirme olup, Mevlevi ayinlerinin yapıldığı iaşe ve ibatesinin sağlandığı tarikat yapılarıdır. Mevlevihaneler, sadece dini bir müessese olmayıp, siyasi ve sosyal hayata da aktif olarak katılmışlardır.


Yüzyıllar boyunca Anadolu’da olduğu gibi Uzakdoğu’dan Balkanlara kadar hizmetlerini ve İslam’ın çağrısını ulaştıran Mevlevi dergâhlarından biri de 1850 ve 1925 yılları arasında Çankırı’da hizmet vermiştir. Kayıtlardan Çankırı’da bir Mevlevihane’nin faal olarak kullanıldığını, zengin bir kütüphanesi ve semahanesinin mevcut olduğunu bilmekteyiz.

Burdur’da Mevlevilik Mehmet Fedai Dede tarafından başlamıştır. 1250 (Rumi) senelerinde Kalender Dede gelmiş ve 1280 tarihine kadar burada Mevlevi şeyhliği yapmıştır. 312 tarihinde Ali Dede gelmiştir. Mevlevihane Burdur’da Mevlevi hane sokağında bir yokuş ağzındadır. (Şimdi Ulucami’den aşağı doğru inen İstiklal Caddesi). Memleketin en eski binalarından biriydi. Musikişinas Hasip Dede Burdur Mevlevihanesinde neyzen olarak bulunmuştur.

‘’ Hasip Dede 15 sene Burdur’da Mevlevihane’sinde musiki öğrettikten sonra Burdur’dan ayrılmıştır.[1]


Samsun(Canik) Mevlevihanesi Şeyhi Ali Enver Dede 20 Nisan 1911 yılında ‘ askeri düzen ve şeriatı ihlal ettiği ’gerekçesiyle görevden alındı. İki ay sonra vefat etti. Samsun Mevlevihane’si Dergâhına; Konya’da bulunan Çelebi Hazretleri tarafından Burdurlu Hacı Ahmet Hasip Dede Şeyh olarak getirildi.[2]


Hacı Ahmet Hasip Dede, eski Şeyh Cemalettin Efendi’nin ailesini Mevlevi Dergâhı zaviyesinden mahkeme kararı ile çıkarttıktan sonra Samsun’da yayınlanan Aks-ı Sadâ gazetesinde Hacı Hasip Dede’ye karşı bazı yazılar yayınlanmıştır.


Hacı Ahmet Hasip Dede Semâhane’yi yeniden düzenledi ayrıca Mevlevihane’nin gelirinin artması için Mevlevihane’deki duacıların görevlerini kendisi üstlendi. Böylece Mevlevihane’nin geliri 1000 kuruş artmıştı.


1912 Temmuz’unda Hacı Ahmet Hasip Dede Çankırı’daki Mevlevihane’ye çağrıldı.


Yerine eski Samsun Mevlevihane’si Şeyhlerinden Cemaleddin Dede’nin en küçük oğlu Yusuf, Dergâhtaki diğer bir dedenin vesayetinde şeyh olarak atandı.[3]

...

Çankırı Mevlevihane’sinin son şeyhi Hasip Dede, 18 Ağustos 1912 ‘de göreve başlamıştır. 30 Kasım 1925 tarihli “Tekke, Zaviyelerle Türbelerin Kapanmasına ve Türbedarlıklarla Bir Takım Unvanların Yasaklanmasına Dair Kanun’a” kadar görev yapmıştır.


Kurumsal yapıya önem verdiği anlaşılan Hasib Dedenin göreve başladığında ilk uygulaması, lazım olan eşyaların temini ve tamire muhtaç durumdaki zâviyenin elden geçirilmesidir. Zira Mevlevîhâne, taş ocağının yakınında yer almakta olup, belediyenin ocaktan barutla taş çıkarması, dergâhı tahrip etmektedir. Konya Mevlânâ Dergâhı ile yapılan yazışmalar sonrasında Çankırı Mevlevîhânesi’nin bakım onarımı için bir heyet oluşturulmuş ve 25 Kanun-ı evvel 1328/7Kasım 1912 tarihinde yapılan keşif sonrası 10040 kuruşla Mevlevîhâne’nin gerekli yerlerinin tamir edilebileceği merkez dergâha bildirilmiştir.


Hasip Dedenin zâviyedar olmasıyla birlikte Çankırı Mevlevîhânesi, sosyo-kültürel açıdan daha etkin hale gelmiştir denilebilir. Semâ ayinleri düzenli bir şekilde yapılmaya başlanmış, kandil ve Ramazan gecelerinde iftar ve sonrasın-da programlar icrâ edilmiş, kütüphâne zenginleştirilmiş, zâviye eski canlı günlerine kavuşmuştur. [4]


Balkan savaşı yıllarında, diğer Mevlevihaneler gibi, Çankırı Mevlevihane’si de Şeyh Hasip Dede’nin önderliğinde her türlü maddi ve manevi yardıma iştirak etmişlerdir.


Ancak savaştaki destek bununla sınırlı değildir. Savaşa katılamayanlar ordunun muzafferiyeti için dua ederken; durumu müsait Çankırı'dan 33 derviş, başlarında Hasib Dede ile birlikte Veled Çelebi İzbudak komutasındaki  Gönüllü Mevlevî Alayı’na katılmışlardır. [5]


Savaş sonrası Çankırı’ya dönen Hasib Dede, tekke ve zâviyelerin kapatılmasına kadar zâviyedarlık görevini devam ettirmiştir. Tekke ve zâviyelerin kapatılmasına dair kanunda, siyasete karışmadıkları takdirde hâlihazırdaki zâviyedarların kayd-ı hayat şartıyla vazife yaptıkları dergâhlarda ikametlerine izin verilmiştir. Aynı durum Hasib Dede için de geçerli olup, onun 1927’de vefatıyla zâviye, Özel İdare’ye geçmiştir.


Özel İdare’ye devir sonrası Mevlevîhâne olarak kullanılan kısım, semahanesiyle birlikte bakımsızlık ve sahipsizlik yüzünden harap olmuş, Taş Mescid, 1940’lı yıllarda askeriye tarafından mühimmat deposu ve ot ambarı olarak kullanılmıştır. Taş Mescid ve türbe ancak 1970’deki yenileme sonrası ziyarete açılmıştır.


Hasip Dede 19 Temmuz 1927’de vefat etti. Çankırı Sarı Baba Mezarlığında medfundur.


Cumhuriyet dönemi şair, dilci, halk edebiyatı araştırmacısı Ali Dehri Dilçin’in biyografisinde yer alan “Mevlevi şeyhi Hacı Hasip Dede'den Farsça okudu, musiki dersleri aldı.” Bilgisi Hasip Dede’nin Çankırı Mevlevihane’si son postnişini olarak görev yaptığı dönemde musiki ve Farsça dersleri verdiğini de belgelemektedir.


Günümüzde kullanılan pek çok Karagöz tasvir kalıbının sahibi Ragıp Tuğtekin Çankırı Mevlevî Şeyhi Hüsamettin Hasip Dede’den tambur meşketmiştir.
Adile Hanımla evli olan Hasip Efendi'nin, Şemsettin isimli bir erkek evladı vardı. (Şemsettin Parlar Bey'le ilgili ayrı bir yazı kaleme alacağım)

Hasip Dede'nin fotoğraflarını temin eden torunlarından Ayhan Ersunan Kardeşimize teşekkür ederim.

[1] [Rıza Erdem’in ‘’Burdur’’ Kitabı ve 1928 Yılına Ait Anı ve Bilgiler - Sayfa 46] 

[2] [Samsun Aks-ı Sadâ Gazetesi 11 Ağustos 1327, Sayı: 399]

[3][Samsun Aks-ı Sadâ 29 Nisan 1328, Sayı: 507]

[4][Ahmet Talât, Çankırı Şairleri, Çankırı Matbaası, Çankırı 1930]

[5][Vatan Savunmasında Mevlevîhâneler, Konya 2005, Sayfa 35-38, 80]

[6][Yılmaz Önge, “Çankırı Darüşşifası” Vakıflar Dergisi, Sayı: 5, Sayfa 252- 1962]



Foto galeriye git


Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 6

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

aysel aydoğan 1 hafta önce yorumlandı

Teşekkür ederiz çalısmalarınız için..Harika bilgiler.

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Ayça UYTUN 4 yıl önce yorumlandı

Metin Hocam kaleminize yüreğinize sağlık. Sizin ışığınız ile bilgileniyor değerlerimizi öğreniyoruz. Allah razı olsun. Saygılarımla, Ayça UYTUN

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Hacer 4 yıl önce yorumlandı

çankırıya hizmeti geçenlerden allah razı olsun.

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Hüseyin Özler 4 yıl önce yorumlandı

sevgili kardeşim çankırı için verdiğin hizmetleri takdirle karşılıyorum.umarım bu yazın çankırı mevlevihanesinin yeniden açılmasına vesile olur.hasip dedenin ruhu şad olsun.

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Sezai 4 yıl önce yorumlandı

çankırının eski manevi havasını kazanması için mevlevihanenin açılması ve mesnevi okunmalarının yapılması elzemdir.hasip dedenin ve şehrimizde emeği olan bütün büyüklerimizin ruhu şad olsun.

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

necdet 4 yıl önce yorumlandı

cankirinin gercek hizmet adamisin sayende ne çok şey ogrendik cankiriya dair

Kişi beğendi.