Çarşamba Pazarının Gülü, Çemenci Hacer Teyze

Çarşamba Pazarının Gülü,

Çemenci Hacer Teyze

 

Hacer Gümüş, Çankırı’nın yerli ailelerinden Gazezlerin Ali Efendi ile Kahvecilerin Hatice Hanımın 4 kız çocuğunun en büyüğü olarak 1925 yılında dünyaya geldi…


Annesine yardım amacıyla ilkokul 3. sınıftan ayrılmak zorunda kaldı.


1942 yılında Çankırı Tuzcular arastasında tuz ve kil satışı yapan İsmail Kabaca ile evlendi. Bu evlilikten Mukaddes, Muazzez ve Arif adlarında 3 evlat sahibi oldular.


Hacer hanım, eşi İsmail Kabaca’nın 1963 senesinde yüksek tansiyondan vefatının ardından çocuklarıyla annesinin Kara köprüdeki bahçeli evine yerleşti.


Bir süre geçimini bahçesini ekerek, sebzecilik yaparak temin etti.


Teyzesi Ayşe Hanım, kasap olan kayınpederi İstiklal Gazisi Hüseyin Gözbebek’ten öğrendikleriyle Hacer hanıma “çemencilik” yapması tavsiye ve telkininde bulundu.


Çemenin yanı sıra pastırma yapımını da Oduncu Oğullarından öğrenen Hacer Hanım, 1969 senesinden itibaren geçimini çemenle kazanmaya başladı. Pastırmayı ticaretten ziyade ailesine ve eşe, dosta ikram olarak yaptı.


O; titizlikle imal ettiği çemeniyle her hafta çarşamba pazarındaki yerini alır, Çankırılılar onu müşterisi olarak değil de, ailelerinden biri gibi severdi. Özellikle çocuklar onun çemenine bayılırdı. (Ki; bende o çemenin müptelasıydım). Ailesiyle çemen almaya gelen çocukları öpüp, koklar, sohbet ettikten sonra ikramını da ilave ederek çemenlerini verirdi.


Hacer Hanım, Çankırı Çarşamba pazarında kısa sürede büyük bir üne kavuşarak “Çemenci Hacer Teyze” unvanını aldı. Onun çemenini yiyen asla o nefis tattan vazgeçemiyordu…


Kimi zaman çemen leğeni önünde kuyruklar oluşur, yurt dışından bile çemen almaya gelenler olurdu. Çemenin yanı sıra baharatta satardı.

Hacer teyzenin evi küçük bir işletmeye dönüştü, yanında 3-5 Çankırılı bayanda ekmek sahibi oldu. Kimisi sarımsak soyuyor, kimisi değirmene gidiyor, kimisi çemen harcı karıyor; her defasında o lezzeti korumak adına büyük bir gayret sarf ediliyordu.


Çemeni Kızılırmak köylülerinden temin ediyordu. Sarı Baba da bugünde aktif olan değirmende başında sabaha kadar bekleyerek çektirilen çemeni özel eleğinden geçirdikten sonra su, tuz, baharat vd. katkılarla ve en önemlisi de dualar okuyarak harç haline getiriyordu.


Çemen dediğimiz baharat, çemen otunun tohumlarından elde ediliyor. Bu tohum 2-3 kat öğütülerek toz /pul haline getirilir. Evinin altını bu işlem için özel depo haline getirmişti. Son zamanlarda büyüyen talebi karşılamak için bu öğütme işlemini Ankara’dan temin ettiği ekmek makinası ile yapıyordu.


Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir tarafında gurbette olan Çankırılılar Çemenci Hacer Teyzeye siparişte bulunurdu.


Şıh Baba
dediği AstarlızadeHilmi Efendi’nin dergâhının bağlılarındandı…


Hacer Hanım, Astarlızade Hilmi Efendi’nin gelini olan ve Çankırılıların Sabiha Anne olarak andığı “Sabiha Astarlı”hanımefendi ile de ahretlikti. Sabiha anne ile sıkı dost olan Hacer Teyze, sohbet için bir araya geldiklerinde güzel sesiyle ilahiler okurdu. Çocuklarına “Eğer dünyaya bir daha gelecek olsam, hafız olmak isterim” diyecek kadar Kur’an’a düşkündü.


Çankırılı hanımlarla türbe ziyaretinde bulunurlardı.


Çankırı’nın meşhur yuvarlak odun ekmeği dilimlenerek önce üzerine bir kat sana yağı sürülür, üzerine Hacer Teyze’nin emsalsiz çemeni konduktan sonra küpecük peyniri serpilerek müthiş bir tat elde edilirdi.


Kapıların kilitlenmediği, komşuluğun kardeşlik olarak baş tacı edildiği, ticarette hilenin hurdanın olmadığı, hırsızlığın arsızlığın evlerden, kapılardan uzak olduğu güzel zamanların güzel insanlarındandı Hacer Teyze.


Çok yardımseverdi ama belli etmezdi. Kapısından kimseyi boş çevirmez, hastalara ve yaşlılara yardıma koşmayı çok severdi... Çocuklarına bu durumu “Aşk Gölgesi” olarak ifade ederdi. Alın teriyle, şerefiyle kazandığı her kuruşu hem evinin nafakası, hem ihtiyaç sahipleri, hem de ahiret yurdu için sarf etti.


2002’de Hac farizasını yerine getirdikten sonra çemenciliği bıraktı.


Ayağının kırılması üzerine bir süre Ankara’da tedavi gördü. Enfeksiyon neticesinde 24 Nisan 2010 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Sarı Baba mezarlığına defnedildi.


Ahretliği Sabiha Astarlı, “Çankırı’nın Sabiha Annesi” olarak hayata gözlerini yumdu.


O da bu dünyadan Hatice Kabaca olarak göçerken, “Çankırı’nın Çemenci Hacer teyzesi” olarak gönüllerdeki yerini aldı.


Allah mekânını Cennet eylesin.

Bu yazıyı hazırlarken gösterdiği yakınlık ve yardım için kızı Mukaddes Boran Hanımefendiye teşekkür ederim.


YORUM EKLE
YORUMLAR
Yetim
Yetim - 3 yıl Önce

O yaptığını dillendirmeyen, sevgi ve şevkatini hiçbir zaman esirgemeyen, güzel huyu cemaline vuran, yetimde olsam hissettirmeyen sevgi çınarı çemenci hacer annem mekanın cennet olsun.

semiha
semiha - 3 yıl Önce

teşekkürler metin bey

Sadïk
Sadïk - 3 yıl Önce

Çok çemenini yedim mekanİn cennet olsun Hacer teyze

Hüseyin
Hüseyin - 3 yıl Önce

Çankırı nin vefalı evladı Metin Yılmaz Sagol varol bizlere bu guzel insanları anlattigin için.

İsmail Kahraman
İsmail Kahraman - 3 yıl Önce

Büyük Caminin yanıbaşında (Şadırvan çeşmesinin) önünde yanyana bende bahçeden getirdiğim sebzeleri satardım.Mekanı cennet olsun Nurlar içinde yatsın.Beni45-50 yıl öncesine geri götürdüğünüz içinde sizlere çok teşekkür ederim.
Selam ve sevgilerimle

Alp Bar
Alp Bar - 3 yıl Önce

Çemenci Hacer Teyze nurlar içinde yatsın

Bayram yılmaz
Bayram yılmaz - 3 yıl Önce

Ne o lezzet bulunur, ne de o güzellikler bir daha geri gelir. Sabiha Anne'ye de ona da Allah rahmet eylesin.

Mustafa
Mustafa - 3 yıl Önce

Sabiha anneninde hacer teyzeninde mekanı cennet olsun ALLAH RAHMET eylesin