Çocuklarda Cinsel Tacize, Cinsel İstismara ve Kaçırılmaya Karşı Mahremiyet Eğitimi

 Mahremiyet eğitimi, ahlak ve cinsiyet eğitimi kapsamına giren, özelde kişinin genelde ailenin ben alanını ilgilendiren bir eğitim şeklidir. Çocuk ayağa kalkıp konuşmaya başladığından itibaren cinsel organların bulunduğu bölgelerin kişiye özel olduğu, bu bölgelerin gizlenmesi gerektiği, anne baba dışında kimsenin dokunamayacağı, dokunmasına izin verilmeyeceği anlatılmalı. Çocuk için özel olan cinsel bölgeler anne baba için de özeldir, gizlenmesi ve çocuklarına dahi gösterilmemesi gerekir. Çocuk merak etse ve göstermelerini istese dahi bunun doğru olmadığı anlatılmalı. Çocuk kadın ve erkeğe ait cinsel organları merak ettiğini, görmek istediğini söylediğinde, anne baba çocuğun merakını sağlıklı, bilimsel cinsel eğitim materyalindeki çizimler üzerinden giderebilir.


Çocuğa ait özel alan olduğu gibi, aile mahremiyeti kapsamında anne babaya ait de özel alanlar olduğu, anne babanın yatak odası kapalı iken, kapıyı çalmadan ve içeriden “Gir!” sesi duymadan girmemesi gerektiği anlatılmalı. “Odamızda soyunuyor ya da giyiniyor olabiliriz” şeklinde bir açıklama yapılabilir. Anne baba da çocuğun odasına kapıyı çalmadan girmemeli, onun ben alanına saygı duyduğunu belli etmeli. Küçük çocuğun altını herkesin gözü önünde değil, odasında ya da bir köşede temizlemeli, “Daha bebektir, bir şeyden anlamaz,” diye düşünmemeli. İki-üç yaşlarında tuvalet alışkanlığı kazandırırken tuvaleti kullanmalı, kapıyı kapalı tutmalı, lazımlığa yapıyorsa, lazımlığı tuvalette bulundurmalı ve tuvalette kullanmalı; odasında ve tuvalet dışında kullanmamalı.


Dört-­beş yaşlarına doğru tuvalet alışkanlığı kazandırıldığında tuvalette yalnız kalması ve kapıyı kapalı tutması gerektiği anlatılmalı. Bu şekilde davrandığımızda çocukta “tuvalette benden başka kimse olmamalı” düşüncesi yerleşmiş olur. Tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra cinsel bölgelerini suyla temizlemesi, tuvaleti temiz bırakması, ellerini sabunla yıkaması gerektiği öğretilmeli.Mahremiyet eğitiminin verildiği alanlardan biri de banyodur. Küçük çocuklara banyo yaptırırken cinsel bölgelerine ancak anne babanın temizlik amacıyla dokunabileceği, başkalarının dokunamayacağı hatırlatılmalı. Üç-dört yaşlardan sonra çocukları birlikte banyoya almamalı, teker teker banyo yaptırılmalı. Yedi yaşından sonra çocuklara banyo yaparken kapıyı kapalı tutmaları, banyoda soyunup giyinmeleri öğretilmeli.


Anne baba da mahremiyete özen göstermeli, çocukların gözü önünde soyunup giyinmeyerek onlara örnek olmalı. Bazı ailelerde, özellikle babalar, çocukların cinsel organlarına dokunarak sevgilerini belli etmekte ya da şakalaşmaktadır. Bunu yapan ailelerin niyeti ne kadar iyi olursa olsun, netice itibariyle mahremiyet eğitimine ve özel alan tanımına aykırı hareket etmiş olurlar. Cinsel organlarına dokunarak sevilen kız ve erkek çocukları tanıdıkların ya da yabancıların kötü niyetli dokunuşlarına karşı kendilerini koruyamazlar. Bazı ailelerde babalar daha da ileri giderek erkek çocuklarına pipilerini göstermelerini istemekte, bunu bir erkeklik ve övünç vesilesi yapmakta, davranışlarının sağlıklı cinsel gelişime aykırı olduğunu düşünememektedir.


Mahremiyet eğitiminde özel alan kadar mülkiyet duygusu da önem kazanmaktadır. Araştırmalar ailede kendisine ait bir odası, oyuncakları ve eşyaları olan çocukların mahremiyet eğitimine daha yatkın olduğunu, arkadaşlarının ben alanlarına saygı duyduklarını, arkadaşlarının oyuncaklarına ve eşyalarına zarar vermediklerini, izinsiz almadıklarını göstermektedir. Bu itibarla üç-dört yaşlarından itibaren mümkün mertebe odalarını ayırmalı, bu mümkün olmazsa her çocuğun oyuncaklarını ve özel eşyalarını koyacağı birer dolabı olmalı. Özel alan hakkı ergenlikle birlikte daha da önem kazanmaya başlar. Ergenler, kendilerine ait bir odalarının olmasını, odalarına izinsiz girilmemesini, çantalarının, ceplerinin, telefonlarının ve günlüklerinin karıştırılmamasını isterler.


Mahremiyet eğitiminin önemli alanlarından biri de yatak odalarıdır. Çocuklar anne babanın, anne baba da çocukların yatak odalarına (özellikle ergenlerin yatak odalarına) kapıyı vurmadan ve “Gir” sesi duymadan girmemeli. Aileler küçük çocukları yataklarına almamalı, birlikte yatmaya alıştırmamalı. Anne baba ile aynı yatağı paylaşan çocukların bir süre sonra yatağını ayırmak çok zor olmaktadır. Çocuğunu kendi yatak odalarında yatıran ya da yatırmak zorunda kalan anne babalar çocuğun odasını iki yaşından itibaren ayırmalı. Aynı yatak odasını paylaşan kız ve erkek çocukların odalarını da dört yaşından itibaren ayırmak mahremiyet açısından daha sağlıklıdır. Yatak odası anne babanın özel alanıdır, bu alanı çocuklarıyla paylaşan ailelerde mahremiyet eğitiminden bahsetmek zordur.


Araştırmalar, çocukluğunda anne baba ile aynı yatağı paylaşan ergenlerde eşcinsellik ve benzeri cinsel kimlik sapmalarına daha sık rastlandığını göstermektedir. Anneler ve genç kızlar evde iç hatlarını gösteren gecelik ve benzeri kıyafetlerle dolaşmamalı. Mahremiyet eğitimi ahlak ve cinsiyet eğitimi ile birlikte yürütülen, ailede yaşanarak çocuklara kazandırılan sağlıklı bir yaşam biçimidir. Ailenin yaşam biçimi toplumun yaşam biçimiyle örtüşmediği zaman çocuk ikilemde kalır. Eğer ailede mahremiyet eğitimi sevgi, saygı ve hoşgörü içerisinde verilirse, çocuk toplumun değil, ailenin değerlerini tercih eder, toplumun etkisinde kalmaz. Arkadaş ilişkilerinde de bu kural geçerlidir. Çocuk arkadaş seçerken ailenin değerlerine uygun değerlere sahip aile çocuklarını tercih eder.


Çocuklarımızı Kaçırılmaya, Cinsel Tacize ve İstismara Karşı Nasıl Koruyacağız?


Son günlerde medyada tartışma konusu yapılan “çocuk pornosu, cinsel taciz, cinsel istismar ve kaçırılma” konuları anne babaları iyice korkutmuş görünüyor. Özellikle büyük şehirlerde oturan aileler gönderdikleri elektronik mektuplarda çocuklarını bu konularda bilgilendirmek istediklerini, ancak bunu nasıl yapacaklarını bilmediklerini söylüyor ve kendilerine yardımcı olmamızı istiyorlar. Küçük yaştan itibaren mahremiyet eğitimi alan, cinsellik konusunda soru sorabilen, duygularını çekinmeden dile getirebilen çocukları bilgilendirmek daha kolaydır. Öğrenmenin ayıbı olmaz. Çocukları, ayıplamadan, eleştirmeden sorularına cevap vermek ve bilgilendirmek mümkündür. Bu konuda Zafer Yayınları arasında çıkan «Anne Ben Nereden Geldim?» isimli kitabımızı tavsiye edebiliriz.


Porno içerikli sitelere karşı filtre programları kullanmayan internet kafeler ve ev bilgisayarları çocuklar ve ergenler için riskli demektir. Ahlak zabıtası internet kafeleri denetlemeli, anne babalar da ev bilgisayarlarında filtre programları kullanmalıdır. Çocuklarıyla konuşup onları bilgilendirmek ve uygunuz siteleri filtre eden programlar kullanmak yerine, evdeki bilgisayardan interneti kaldıran anne babalar var. Yasaklama çare değildir. Burada önemli olan çocuğun veya gencin, sizin zorunuzla değil, kendi iradesi ile uygunsuz sitelerden uzak durması, bilgisayarı ve interneti faydalı yönde kullanmasıdır. Bununla birlikte ev bilgisayarını  ve kişisel dizüstü bilgisayarı herkesin göreceği bir yerde bulundurmakta, uygunsuz siteleri filtre eden (girilmesine izin vermeyen) programlar ve aile kilidi kullanmakta fayda vardır.


Mahremiyet eğitimi alan çocuklarda hayâ duygusu gelişmiş olduğundan çirkin söz ve davranışlardan rahatsız olurlar. Kendilerine uzanan elin iyi niyet eli mi yoksa kötü niyet elimi olduğunu hisseder, buna göre davranır. Peygamber Efendimiz: «Çocuğu olan onunla çocuklaşsın,» buyuruyor. Bu hadisin psikolojideki karşılığı empatidir. Çocuğun sorusuna cevap verirken kendimizi onun yerine koymalı, anlayacağı basit bir dil kullanmalıyız.Eğer sorusunu anlayışla karşılar, memnuniyetsizlik göstermez, detaylara girmeden anlayacağı basit kelimelerle cevap verirsek; hem kafasındaki karışıklığı gidermiş hem de benzer konularda tekrar soru sorma cesareti vermiş oluruz. Çocuğumuzun cinselliğe ait sorularını cevaplandırırken, bütün vücudumuzun mükemmel yaratıldığını, cinsel organlarımızın da diğer organlarımız kadar gerekli ve değerli olduğunu anlatmalıyız.


Cinsel bölgelerimize ve yakınlarımızın cinsel bölgelerine hakaret anlamı taşıyan sözlere küfür dendiğini, küfürlü konuşan çocuklardan uzak durmaları ve onlarla arkadaşlık yapmamaları gerektiği telkin edilmeli. Çocuğu bilgilendirirken abartıya kaçmadan ve korkuya yol açmadan bilgilendirme yapmalıyız.  Eğer konuyu abartarak anlatırsak insanlara, özellikle yabancılara olan güvenini yitirebilir. Konuyu abartarak anlattığımızda çocuk kendisine gülümseyen veya şefkatle başını okşamak isteyen iyi niyetli birinden bile kuşkulanacak ve korkacak hale gelebilir. Cinsiyet eğitimi konusuna yetişkin gözüyle bakan anne babalar çocukla diyalog kurmada zorlanmaktadır. Halbuki çocukta henüz cinsiyet hormonları aktif olmadığı için cinselliğe ait soruları öğrenmeye yöneliktir.


Çocuk henüz insanların kötü yanını görmemiştir, kalbi temiz, ruhu berraktır. Bizim kötü tecrübeler yoluyla kazandığımız peşin yargılardan uzaktır. Eğer sorularına onu korkutmadan cevap verirsek maksadımıza ulaşmış, onu gelecek tehlikelerden korumuş oluruz. Korku, o kadar da korkulacak bir duygu değildir. Korku, hayatımızı ve sağlığımızı tehdit eden tehlikelere karşı korunmak için verilmiş gerekli bir duygudur. Bilgilerimiz arttıkça korkularımız da artar. “Cahil cesur olur,” ata sözü çok yerinde söylenmiş bir sözdür. Mahremiyet eğitimi almamış cahil bir genç veya yetişkin, korkmadan ve vicdanı sızlamadan şehvetine yenik düşmekte, savunmasız bir çocuğu taciz edebilmektedir. Çocuklarımızı bu vicdansız ve ahlaksız cahillerden korumak için anne, baba ve eğitimciler olarak bilgilendirmek zorundayız.


Çocuklarımızı okul öncesi dönemde (4-5 yaşlarında) cinsel taciz konusunda bilgilendirmemiz gerekir. Daha önce hem anlamaları zor hem de cinsel taciz riski çok düşük olduğu için gerek yoktur. Vereceğimiz bilgileri şöyle sıralayabiliriz:

*Eğer başkaları, en yakın akrabalar bile, tenha yerlerde seni sever, okşar ve severken cinsel organlarına dokunursa buna izin verme, koşarak oradan uzaklaş.

* Başına böyle bir şey gelirse, gelip bana anlat. Bu kişi yaptıklarını anlatmaman için seni korkutsa bile gelip bana anlatmalısın. Korkma, biz seni koruruz. “Kimseye söyleme” sözü de doğru değildir. Eğer gelip bize anlatmazsan o kişi sana zarar vermeye devam eder.

* Her sevme ve okşama kötü niyetli değildir. Sen akıllı bir çocuksun, bunu anlayabilirsin.

* Eğer bizi kendi çocuğu gibi seven iyi kalpli insanlardan da şüphe edecek olursak onlara haksızlık etmiş oluruz.

* Çarşıda veya pazarda kaybolursan, yanında çocukları bulunan bir aileden yardım iste, seni polis karakoluna götürmelerini söyle. En yakındaki bir dükkâna da girip yardım isteyebilirsin. Dükkâna girmeden önce içeride başka insanlar olup olmadığına bak, başka insanlar varsa gir.

* Uzak ve ıssız yerlerde, boş ve terkedilmiş evlerde, inşaatlarda, bodrumlarda oyun oynama. Bu gibi yerlerde yardım alamayacağın için kötü niyetli insanların işi kolaylaşır.

* Tek başına çocuk parklarına gitme. Bir yabancı sana şeker, çikolata gibi şeyler verirse alma. Hemen oradan uzaklaş.

* Kötü niyetli insanlar çocukları kandırmak için yalan hikâyeler uydururlar. “Annen/baban seni çağırıyor, gel seni annene/babana götüreceğim» derler. Bazıları da yalancıktan yardım isterler. Mesela, “köpeğim kayboldu, bulmama yardımcı olur musun, beni şu adrese götürür müsün, şu paketi eve çıkarmama yardım eder misin?” derler. Onlara inanma. Peşlerinden gitme.

* Yolda bir araba durur, “beni şu adrese götürür müsün?” veya “annen kaza geçirdi hastanede yatıyor, seni yanına götürmemi istedi,” derse inanma, arabaya binme, hemen oradan uzaklaş.

* Evde yalnızken başkalarına kapı açma. Biz evde iken bile yabancılara kapıyı açma. Gelen, “Ben tüpçüyüm, ben sütçüyüm, ben tamirciyim, ben postacıyım!” dese bile kapıyı açma.

* Bizden izinsiz arkadaş ve komşu evlerine gitme.

* Okuldan eve gelirken tenha yerlerden geçme, içinde yolcu bulunmayan servise veya dolmuşa binme.

Çocuklar bu anlattıklarınızın hepsini aklında tutamayabilir.   Ara sıra sorular sorarak bilgisini tazeleyebilirsiniz. Mesela, “Tanımadığın biri sana şeker veya çikolata verirse ne yaparsın?Yolda bir araba durur, ‘Beni şu adrese götürür müsün?’ veya ‘Annen kaza geçirdi hastanede yatıyor, seni yanına götürmemi istedi,’ dese ne yaparsın?” gibi benzeri sorular sorabilirsiniz.


Çocuklarımızı Korumada Anne Baba Olarak Bize Düşen Görevler

* Çocukların okula gidiş-dönüş saatlerini, kimlerle arkadaşlık yaptıklarını, kimlerle nerelere gittiklerini ve ne zaman eve döneceklerini yakından takip etmemiz gerekir.

* Çocuk sapıkları daha çok av mekânı olarak tenha yerleri, çocuk parklarını, oyun ve eğlence salonlarını tercih ederler. Buralarda tek başına dolaşan, kontrolsüz, bilgisiz çocukları avlarına düşürürler.

*Akraba, komşu, arkadaş gibi yakınlarımızdan biri çocuğumuza aşırı ilgi gösteriyor, çocuğumuz da bu ilgiden sıkılıyor ve rahatsızlık belirtileri gösteriyor ise sebebini araştırmalıyız.

* Çocuğa verilen hediyelerin nereden ve kimden geldiğini araştırmalı, sebebi bilinmeyen hediyelerden şüphe etmeliyiz.

*Çocuğu spor ve müzik gibi özel bir etkinlik kursuna göndermeden önce kurumun ve ders verecek öğretmenin ahlakı ve güvenirliği araştırılmalıdır.

* Çalışan anneler, çocuğunu teslim edeceği bakıcıyı veya kreşi çok iyi araştırmalı, teslim ettikten sonra da takip etmeli, çocuktan bakıcı ile geçirdiği saatlerde neler yaptığı anlattırılmalıdır.

*Çocuk bakıcıdan korkuyor, onunla beraber olmak istemiyor veya kreşe gitmeyi reddediyorsa sebebi mutlaka araştırılmalıdır.

* Yatılı okullar da riskli alanlardır. Ailesinden uzak kalan çocuklar bütün sevgilerini bir arkadaş veya yetişkin üzerinde yoğunlaştırabilir. Eğer çocuk sadece bir arkadaşla yetiniyorsa ve her yerde onunla görülüyorsa bu beraberliğin arka plânı araştırılmalıdır.

*Çocuk bakıcıdan korkuyor, onunla beraber olmak istemiyor veya kreşe gitmeyi reddediyorsa sebebi mutlaka araştırılmalıdır.

* Yatılı okullar da riskli alanlardır. Ailesinden uzak kalan çocuklar bütün sevgilerini bir arkadaş veya yetişkin üzerinde yoğunlaştırabilir. Eğer çocuk sadece bir arkadaşla yetiniyorsa ve her yerde onunla görülüyorsa bu beraberliğin arka plânı araştırılmalıdır.

* Cinsel taciz ve istismar konusunda iyimser olmanın da bir faydası yoktur. Elimizdeki cinsel taciz ve istismar vakalarının çoğunda “bu tür şeyler bizim ailemizde olmaz” diyen fazla iyimser anne babaların çocukları vardır. Cinsel istismar konusunda en büyük bedeli, ihmalci ve iyimser anne babalar değil, bizzat çocuk ödemektedir.

*Böyle bir olayla karşılaşan anne babaların çoğu, deşifre olma (dile düşme) utancı ile polise ve psikiyatra başvurmamakta, acısını kalbine gömerek olayı unutmaya çalışmaktadır. Anne babaların bunu yapmaya hakkı yoktur. İki sebeple hakkı yoktur. Birincisi, burada mağdur olan çocuktur, anne baba çocuk adına fedakârlık yapamaz.

* Cinsel istismara maruz kalan bir çocuk, istismarcının elinden kurtarılmaz ve psikiyatrik tedavi görmez ise, hasta bir kişilik kazanacak, sağlıklı bir evlilik yapamayacak, büyük ihtimalle alkol ve uyuşturucu batağına saplanacaktır. İkincisi, polise başvurulmaz, istismarcı yaptığının cezasını ödemez ise, eylemine devam edecek, başka çocukları da tuzağına düşürecektir.

* Çocukların cinsel tacize maruz kalması toplumun ayıbıdır. Çünkü tacizciler ve istismarcılar bu toplumun içinden çıkmaktadır. Sağlıklı bir nesil yetiştirmek için aileler kadar eğitimciler de üzerine düşeni yapmalıdır.

* Devlet de çocuk kaçıranlara, taciz edenlere ve özellikle istismar edenlere en ağır ceza ile cezalandırarak buna niyetli olanlar üzerinde caydırıcı etki bırakmalıdır. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet nazif gerçek
Ahmet nazif gerçek - 3 yıl Önce

Çok güncel çok önemli ve çok acilen veli lerin okuyup bilgilenmesi gereken bir konu. Çankırı postası na çok teşekkür ederim. Böyle önemli bir konuyu gündeme getirdiği için.