banner232

‘Güneş balçıkla sıvanmaz’ bre gafil yalancı!

Maalesef 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününde kendisini gazeteci süsüveren (!) bir tetikçinin saldırısına maruz kaldı Çankırı Postası.

Meğer Çankırı Postası’nın “Korona hastaları oksijensiz kaldı” başlıklı haberinin kurgu olduğu ortaya çıkmış(!). Sendika temsilcisi bize yalan haber (!) yaptırmış. Hem de kesin ifadelerle söylüyor utanmadan, sıkılmadan.

‘Bu kanıya nasıl varmış?’ diye soracak olursanız, gazeteciye bilgi vermekten ceza almış Serhat Gökçe.

Anlayacağınız sipariş habere göre; gazeteci bir konuda araştırır, sorar,  bilgi alırsa bu haberi bilgi veren yaptırmış oluyor. Buna göre bütün gazetecilere ve başta kendisi gibi tetikçilerin her yazdığı haber yaptırılmış oluyor. Ismarlama oluyor anlayacağınız.

Çankırı Postası belgeler elinde haber yapıyor, haberlerimize resmi kurum tarafından cevap verileceği yerde, aradan aylar geçtikten sonra bir bakıyorsun bir cengaver atlamış takla ata ata sağlık kurumu adına cevap veriyor.

Sağlık sistemini felç eden ‘sorunlu sorumluları’ kurtarmaya çabalıyor.

Şahsın çapı, yazdıklarının zerre miktar ederi olmasa da, kamuoyunu kirli bilgilerle aldatan bu kifayetsiz müfteri şarlatana cevap vermekte boynumuzun borcu oldu.

Oysaki bizim ona cevap vermeyişimizin nedeni “Önce lafa bakarız laf mı diye, sonra söyleyene bakarız adamı mı diye” düsturu gereğindendi.

Üstelik bu tetikçi sağlık haberlerimizden dolayı “halkı devlete karşı kışkırtmaktan” tutunda haberlerimizin yalan olduğunun ortaya çıktığına varıncaya kadar abuk -sabuk şeyler yazmış.

Haberimizin ısmarlama yaptırıldığı adiliğine sarılmış.

Örtülü imalarla ne devlet düşmanlığımızı koymuş, nede hainliğimizi koymuş.

Saldırırken de korona mücadelesi üzerinden yürüyerek vatan, millet, sakarya edebiyatı üzerinden güzel bir kılıfta buluvermiş.

Ortada hiçbir yolsuzluk olmadığı yalanına sarılıyor.

Kifayetsiz yöneticileri kurtarmak adına hastanede oksijen bitmediği yalanına sarılıyor.

Bu yalanı desteklemek için Türk Sağlık Sen Başkanı Serhat Gökçe’nin haber yaptırdığı iftirasını, anlaşıldığı yalanını, bu konuda ceza aldığını yazıyor.

Saldırının nereden geldiğini söylemeye yazmaya bile gerek duymuyorum.

Ama Serhat Gökçe’nin aldığı ceza bilgi vermekten mi, yoksa sorumluluğu üstlenmekten mi? Yaz(a)mıyor…

Hâlbuki benim Serhat Gökçe’nin bilgisine ihtiyacım olmadığını bir bilseler.

Sağlık sorunları noktasında sayısız mesaj alıyorum.

Sağlık ordusu bilgi kaynağım, hastalar bilgi kaynağım.

Ortada suç ortağı aranıyorsa, Türkiye’de tıkır tıkır işeyen sağlık sisteminden Çankırı’da da sağlıklı hizmeti alamayan vatandaş, beceriksiz yöneticilerin eline yüzüne bulaştırmasından, adam kayırmasından, haksızlıktan, yolsuzluktan kaynaklı sorunlara isyan eden sağlık çalışanına kadar çok sayıda suç ortağım var…

Ama Serhat Gökçe kaynağım değil.

Serhat Gökçe keşke bilgi vermekten ceza alsaydı da hastalar oksijensiz kalmasaydı.

Bu ülkeye en büyük hizmeti etmiş sayardık.

Ne kadar onurlu şerefli bir ceza olurdu.
**** **** **
Hadi kuldan utanmıyorsun Allah’tan kork bre gafil! Yalancı…

Hangi haberimiz kurmaca, hangi haberimiz düzemece çıktı?

Çıksaydı senin Vesayet Senciler bir dakika beklerler miydi?

Düzmece haberciliğe, yalaka haberciliğe gelince senin eline Çankırı’da kimse su dökemez.

Senin gibi kulağına üflenenlerle değil, Çankırı Postası belgelerle haber yapar.

Bak birkaç anekdotla senin nasıl usta taklacı olduğunu yazımın sonunda yer vereceğim.

Gel önce yaptığın sipariş habere dayanak soruşturmanın ne olduğunu öğreteyim sana.

Disiplin soruşturması “Korona hastaları oksijensiz kaldı” haberini Çankırı Postasına kim verdi? diye yapıldı.

Yani soruşturmanın ana gerekçesi bile “oksijenin bittiğini kim haber verdi” üzerine kurulu.

Burada bile idare hedef saptırarak kendi suçunu örtüyor. Soruşturmaya konu olması gereken kişiler taraf oldukları noktada bilgiyi kimin verdiğinin peşine düşmüşler.

Elbette soruşturmaya istedikleri gibi müdahil olma ve yön verme potansiyelini ise yaptıkları arşiv sabıkasından öngörebiliyoruz.

Böylesi ciddi bir soruşturmaya hayatında ilk defa muhakkik olarak atanan deneyimsiz bir kişinin görevlendirilmesi de işin cabası.

Soruşturma oksijenin varlığı ya da, yokluğu ile ilgili yapılmadı.

Neden ve niye yapılmadığının cevabını, eğer yapıldı ise ne durumda olduğunu, kamuoyu adına beklediğimizin bilinmesinde yarar var.

Haber yaptırmakla basına bilgi vermek arasında dağlar kadar fark var.

Kalemimizi asla satmadık.

Bize kimse bugüne kadar asla haber yaptıramadı, yaptıramayacakta.

Bu gerçek oksijenin yetersiz kaldığı gerçeğini ise değiştirmiyor.
* ** ****
Tabi bu saldırıların nedeni ve kimlerden geldiği, nasıl bir kuyruk acıları olduğu belli!..

Özetleyecek olursam:

Bildiğiniz üzere Çankırı Postası Çankırı sağlığına karabasan gibi çöken ve devletin mekanizmalarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanan ve hatta cüretlerini o kadar ileriye taşıyarak hasta mahremiyetini ihlal ederek 5 bin hastanın formlarının kurum dışına çıkarıldığını ve evrakta tahribat yapıldığını ilk defa Çankırı Postasından duydu.

Daha sonra ise devletin riskli hasta farkı adı altında nasıl zarar uğratıldığını, yine nöbete gitmeden nöbet parası alan sendika yöneticisini Çankırı Postası’ndan okudu.

Bu minvalde haberlerimiz sonucunda malum Vesayet Sen dediğim yapı basın toplantısı düzenleyerek bütün haberlerimizi yalanladı.

Hatta “belgesizce ve haysiyetsizce hakkımızda yazıyorlar” denildi. Riskli hasta farkını bile doğru ver(e)meyerek kamuoyuna yine yalan bilgi verildi.

Üstelik basın toplantısına konu hakkında olumlu- olumsuz tek satır yazmayan basın mensuplarını çağırırken, iddialaraı ortaya atan basın kuruluşlarını davet etmeye cesaret bile edemediler.

Belge istiyorsunuz  “Alın size belge” dediğimizde ise devletin gizli belgesini yayınlamaktan hakkımızda savcılığa suç duyurusunda bulundular.

Şaşkın ve komik bir şekilde bu belgeyi kimin verdiğinin peşine düştüler.

“Hani her şey yalan ve belgesizdi?” diye sorduğumuz da cevap bile veremediler.Sonuçta ise bu suç duyurularının hepsinden de hakkımızda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
Yani yaptığımız haberlerin, yayınladığımız belgeler hiç birisinde bir suç, yalan  ve iftira unsuruna rastlanmadığına hükmetti yargı.

Olaylar bununla da sınırlı kalmadı.

Buraya dikkat buyurunuz.

Sağlık Teftiş Kurulu tarafından görevlendirilen başmüfettiş yaptığı soruşturma sonucunda bütün iddiaların doğru olduğunu karar vererek yapılan yolsuzluk usulsüzlüklerle ilgili çeşitli cezalar verdi.


Yani Çankırı Postası değil bi zatihi Sağlık Bakanlığının Teftiş Kurulu verdi cezaları.

Anlayacağınız altını çizerek yazıyorum  “Devlet verdi, devlet!”

Yapılan suçun sadece idari değil, adli yönü de kapsadığını söyleyerek Çankırı

Valiliğine soruşturma izni için yazı gönderdi.

Dönemin Valisi Hamdi Bilge Aktaş, imzası ile hala koltuk dokunulmazlığını koruyan şahıslara yargılama yolu açıldı.

“Her şey mevzuata uygun” denilen iddialara karşısında yasal faizleriyle birlikte yaklaşık 1 milyon TL’yi bulan devlet zararı ilgili kişilere zimmet çıkartılarak tahsiline başlandı.


İl İdare kuruluna yapılan bütün itirazlar ret olundu.

Bununla ilgili verilen karara Bölge İdare Mahkemesine yapılan itirazlar ret olundu.

Anlayacağınız süreç boyunca bizim haberleştirdiğimiz ve siyasiler devreye sokularak her aşamada dosyanın kapatılma girişimleri sonuçsuz kaldı.


Yalanlamaya alıştıkları bütün haberler hem yargı hem teftiş kurulunda tarafından suratların da tokat gibi patladı.


Çankırı Postasının yılın habercilik başarısı gösterdiği bu haberler sonucunda ise kendisini gazeteci gören bir tetikçi tarafından hala yalanlama gayreti güdülmesi, komiklikten öte 10 Ocak gazeteciler günde gazetecilik adına utanılacak bir durum olsa gerek.

**** **** ****
Habercinin görevi kusurları, bu ihmali kamuoyu adına sormak sorgulamaktır.

Ama maalesef kendisini haberci süsü veren şahıs, bu haberlerin gerekliğinin peşine düşmek yerine tetikçilik yapmaya, haberleri manipüle ederek kamuoyunu kandırmaya çalışmakta aş kazanını bu şekilde kaynamaya devam etmektedir.


Ismarlama habercilikte üstüne yoktur. Kaldı ki bu öyle bir tetikçi ki; vaktinde Adnan Oktar soytarısını Çankırı’da Mehdi ilan ederek dergi kapağına taşıyacak kadar zıvanadan çıkmış bir zavallı.

Mavi Marmara saldırısı sonrasında 2013 yılında Karatekin Parkında ‘Türkiye’de İsrail askeri istemiyoruz’ eylemi organize etmiştik.

Kendisi o sırada hizmetkârı ve yayıncısı olduğu Bursevi denen ve İmaret’te Yahudi sermayesi ile dergâh kuran,  kafasına bir külah geçirmekle şeyh denilen zatı pohpohlamakla meşguldü.

Üzerinden tam yedi yıl geçti.

O gün suratına söylediklerim hala dün gibi aklımdadır.

Bursevi denen sözde şeyhi Adnan Oktar’ın fonladığını, onu da Yahudilerin fonladığını, pohpohcularının İsrail’e hizmet ettiğini, dikkat emesi noktasında uyarmıştım. Yüzüme söyleyemediğini akşam bir baktım sosyal medya hesabında isim vermeden yazıyor. Ağababalarına yaranmak için “Kendisini entel -dantel görenler, Adnan Oktar’a laf söylemek kim, siz kim” diye yazıvermiş.

Tabi aradan yıllar geçti, kurgu habercilikte mahirleşen ve bir dakikada kiriştek gibi dönmenin kitabını yazabilecek zatı muhterem, Adnan Oktar’a operasyon yapıldığı gün haberi patlatıvermiş.

Dergi kapağında Mehdi ilan ettikleri soytarıyı bir baktık ki “Adnan Oktar suç örgütüne operasyon” başlığı ile haberleştirerek yeni pozisyon düzenine girerek kıbleyi hızlı bir şekilde değişivermiş.

Başka bir anekdot daha; Çankırı eski belediye Başkanı İrfan Dinç görevde, tabi dergi kapağında göklere çıkartılıyor. Göklere çıkartan İrfan Dinç’in gittiği günün ertesinde “Hüseyin Boz geldi, şehir huzur buldu” başlığını yazıvermiş…

Tatlı su kurnazının hinlikleri anlatmakla bitmez…

Son olarak rektörlük ataması yaklaştı. Üniversite’ye sayısız bölüm ve fakülteler kazandıran ÇAKÜ Rektörü Hasan Ayrancı birden hedefe konulmuş, saldırıyor.

Üç yılda yapılmayan haberler, namlu seriye alınacak şekilde bir haftaya sığdırılıvermiş.  Tetikçi, Hasan Ayrancı’yı yaylım ateşine tutuyor.

Eski doğum günü fotoğrafı paylaşan sağlıkçılara saldırıyor.

Bu arada ‘millet ölümle pençeleşirken’ moral- motivasyon Türk Sağlık Sencilere gelince unutuluyor.

Rektöre karşı halkın doldurulması ve vatandaşın devlete güven duygusu  tetikçinin yazdığı bu haberlerde işlemiyor.

Çankırı Postası habercilikte 13’nci yılına girerken bu şahsın bukalemun gibi kaç isim değiştirdiğini artık takip etmekten Çankırı insanının başı döndü.

Vakti zamanında çarpıcı haberlerimize ilişkin “doğruların peşinde olmamız gerekir” dediğimde “Alemin delisi biz miyiz, evde tencere kaynıyor mu ona bakalım” anlayışı ile açıkça bu mesleği basın meslek etiğinden ziyade kolay para kazanma yolu gören bir zavallıya sadece acıyorum.

Çankırı basını zaten gazeteci görmüyor, aynı ortamda olmaktan davranışlarından ‘utanç’ duyuyor.

Birkaç yer dışında muhatap alıp, davet edende yok!
 


**** **** ****
Gelelim Hastanede oksijensiz kaldı haberine.

İnsan sağlığı her şeyin başında gelir.
Kamuoyu yararı adına elbette yazacağız.

Bunu devlet düşmanlığına bağlayarak vaziyeti kurtarmak, sorunların konuşulmasını önlemeye çalışmak asıl devlet düşmanlığı odur.
Bu haberi vefakârca çalışan sağlık çalışanları üzerinden yola çıkarak saptırmaya, sağlık çalışanlarına böylesi bir zamanda motivasyonunu düşürmeye yönelikmiş gibi uyanıklık yaprak saptırmaya kimsenin gücü yetmez.
Başta bu kurnazlığa ve manipülasyona sağlık çalışanları inanmaz.

Hala haberimin arkasındayım.

Hodri Meydan diyorum.

Çankırı Devlet Hastanesinde oksijen yetersiz kalmış ve bunun sonucunda pandemi servisinde hastalara oksijen gitmemiş ve “korona hastaları oksijensiz” kalmıştır.

Doktorlar tarafından hastalarına oksijen verilemediği, adı bizde saklı hasta yakınları tarafından da tarafımıza iletilmiştir.

Hastane nöbet tutanaklarındaki hemşirelerin yazdıkları resmi evrakta mevcuttur.

Madem oksijen yeterliydi, haberimizin ardından pandemi servisi neden yer değiştirildi?

Doğum hanede ameliyatlar neden yapılamadı?

Oksijen sorununu kapalı kapılar arkasında bütün sağlık çalışanları dile getirirken maalesef açıkça kimsenin söylemeye ve ‘Kral Çıplak’ demeye gücü yetmemektedir.

Oksijen yetersizliğini tek bir örnekle bile anlaşılıyor.

Çankırı Devlet Hastanesine gelen oksijen tankeri 3 günde bir gelirken, Çankırı Postası haberinden sonra rutin dışına çıkılarak her gün gelmesine ne diyeceksiniz?

Madem oksijen yeterliydi, üç günde bir gelen tanker, her gün gelmeye ve tanker dolusu oksijeni nereye boşalttığına cevap verebilecek babayiğit var mı?

* **** *
Sağlık çalışanları üzerinden hükümeti, komple bir camiayı hedef aldığımız ayıp ötesi utanmazlıktır.

Oysaki bizim hedefimizde, Elazığ depremine bozuk ambulans gönderen, kamuoyuna yalan söyleyen ve o koltuğun hakkını veremeyen İl Sağlık Müdürü Dr. Hüseyin Sarıkaya vardır.

Bizim hedefimizde, kurumu korumak yerine sendikadan yönetici arkadaşını koruyan kifayetsizler vardır.

Devleti zarar uğratan, hasta mahremiyetini hiçe sayan, emrindeki arşivi soyduran, evrakta tahribat yaptıran yöneticiler vardır.

Kendisini devlete ihbar etti diye, devletin disiplin mekanizması ve gücünü kullanarak sağlık çalışanı Özkan Öz’ü, eşini, kardeşini bütün yakınlarına zulüm yapan, mobing uygulayan, sürekli yer değiştirten, yaparken kimsenin vefakar sağlık çalışanı olduğunu aklına getirmediği, Sağlık ve Destek Hizmetleri Müdürü Kadir Barak vardır.

Eğer vefakâr sağlık çalışanlarını düşünen varsa, bunun utancı yeter, utancı…

Hükümetin sağlık hizmetini kendi çıkarları doğrultusunda kullanan bürokratlar hedefimiz oldu ve olmaya devam edecektir.

Ama asla bizim hedefimizde Devletimiz, vefakâr, cefakâr sağlık çalışanları olmadı.

Görevini iyi yapmayan yöneticileri yazmamak ise asıl vatan hainliğidir.

Yazılanları itibarsızlaştırmaya çalışmak vatan hainliğidir.

Üç – beş kuruş uğruna köpeklik yapmak vatan hainliğidir.
* **** *
Sonuçta o koltuğu elinde bulunduran yöneticilerin beceriksizliği ve lojistiği iyi yönetemediklerini ortaya çıkması istenmemektedir.

Bu yüzden hastanede “bu haberi kim verdi” soruşturması açılmıştır.

Hastanede bütün sorumlular aynı sendikadandır.

Bu çıkar birliği etmiş güruhtan doğruları beklemek hayalcilik olsa gerektir.

Devletimiz bu tür yapılanmalardan çok çekmiştir.

Ama hala ders alınmadığı aşikardır.

Ancak, yukarıda Allah ve vicdani bir sorumlulukta vardır.

Çankırı Postası bu vicdani sorumluluk içerisinde yaptığı her haberde vicdani rahatlık içerisindedir.

Haberlerinde belgeler mevcuttur.

Hala Savcıları da bu konuda göreve çağırıyorum.

Halkın sağlığını riske atanlar ortaya çıkartılsın.

Özellikle Çankırı Valisi Abdullah Ayaz’ı sorumluluk almaya, bu konuda ihmali olanları bütün yönleri ile ortaya çıkartmaya davet ediyorum.

Makamlar gelip geçici şeylerdir. Bu konuda sessiz kalırsa, günahı vebali boynunadır.
 

***

Daha önce bir toplantı çıkısında her konuşmasını paraya bağladığında söylediğim gibi; “Biz dilencimiyiz? Her gittiğimiz yerde hepimiz adına konuşarak önüne gelen herkesten para istiyorsun. Sana bizim adımıza konuşma yetkisini kim verdi? Kendi adına konuş. Bu işten geçinemiyorsun git pazarda limon sat! Bizi rencide etmeye hakkın yok.” demiştim.

Mesleğini onurla sürdüren gazetecilere selam ederken, mesleği pespaye hale getiren ve gazetecilik adı altında tetikçilik yapanlara yazıklar olsun.

Bak yine söylüyorum!

Gazetecilik bedel işidir, vebal işidir.

Bu meslekten kaleminin hakkını vererek geçinemiyorsun git helalinden pazarda limon sat, ama kalemini satma!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Anarşist yaren
Anarşist yaren - 2 hafta Önce

Çankırı postası kısa sürede tarafsız ve korkusuz kalemlerle kimsenin dile getiremediği bir çok konuyu dile getirmiş kamuyu aydınlatmıştır.. Bu uğurda defalarca soruşturma geciren sayın Ercan Şeker adli ve politik baskılarla yılmamış halka her zaman doğru haberi iletmeyi kendine görev bilmiştir. Kendisine şahsım adına teşekkür ediyorum.. Doğru haberi yapamayan siyasilerin ağızlarıyla torpilli haber anlayışla yol yürüyen gazete ve medya grupları asla ve asla bir ercan şeker olamayacaksınız..

Anarşist yaren
Anarşist yaren - 2 hafta Önce

Satılmış satın alınmış kalemler haber yapma yeteneklerini kaybederler.. Habercilik vebaldir.. Selam olsun Dürüst haber yapabilen Çankırı postasına selam olsun baskılara boyun eğmeyen gazeteci arkadaslara.. Halka doğruyu anlatmak uğruna çektiğiniz cefayı görüyor ve Allah yardım etsin size diyorum.. Güneş balçıkla, doğru yalanla, ışıklar karanlıkla kapanmaz..

Hemşire
Hemşire - 2 hafta Önce

Sahipsiz memleket vesselam ak partiyi de bunlara versinler geçsinler yazık cok yazık vahhh çankırım vah yedı düvele meydan okuyan sayın cumhurbaşkanıma vah ki ne vah koca kurumu vermişler 4 tane her tarafı şaibe dolu tescilli kişilere vAllahada billahada sağlık da her kapalı kapılar ardında bunlardan siyasetin korkusu ne insan evladı olsa bu kadar savunamaz diye konuşuluyor bencede var blr şey bu işte adamların ceza almadığı kurum kalmadı fakat hala ak parti ölümüne savunuyor barrakkkkk istifa etmiştim il başkanı ile vekiller cok ısrar etti onlar istifamı kabul etmedi diye konuşuyormuş yazık cok yazık belediye seçimlerinden daha kotu olur genel seçimler şimdiden demedi demeyin

Ula gastesiz
Ula gastesiz - 2 hafta Önce

Gazeten yok haber siten yok kıytırıktan Bi face açmışsın milleti sövüşlüyorsun yaptığın haberleri beğenen yok üç beş kuruşa değer mi halkı azarlayanları çamura batmışları kayırma devletin mahkemesi Bi karar vermiş 1 milyon TL nin geri ödenmesi sen daha hala çıkmışsın parayı veren düdüğü çalar diyorsun kim para verirse haberini yaparım diyorsun sakalından utan

Eldivanlı
Eldivanlı @Ula gastesiz - 2 hafta Önce

Bu gastesiz Eldivana gidiyor muhalif oluyor hastaneye gidiyor yunan Rum oluyor ak partiye hizmet etmediğin belli

mahmut
mahmut - 2 hafta Önce

bu hastane yönetimini sil baştan değiştirmek o kadar zor değil,siyasetçiler milletin sağlığını mı düşünüyorlar yoksa,bu adamların koltuklarını mı.

MEHMET ALİ
MEHMET ALİ @mahmut - 2 hafta Önce

hepsinin değişmesi lazım.katılıyorum.ama değiştirmiyorlar,ne yapalım....

İlahi adalet
İlahi adalet - 2 hafta Önce

Hz. Yunus'tan bir alıntı
Çook korunaklı bir mücevher çarşısında adam biri gezerken birden mücevher dükkanına dalıp mücevherleri alıp hemen kacmış carsinin heryerinde olan korumalar yakalayivermis mücevher hırsızını be adam buradaki korumalari göre göre nasil cürret edersin buna deyince adam ben mücevherden başka bir sey görmemki demiş

Muzaffer COŞKUN
Muzaffer COŞKUN - 2 hafta Önce

Bizleri aydınlattığın için çok teşekkür ederiz. Ağzına yüreğine sağlık. Kaleminin mürekebi hiç kurumasın. Bu vesile ile bütün bası camiyasının gazeteciler gününü yürekten kutluyorum. Müsvetteler hariç.

Küskün
Küskün - 2 hafta Önce

Akpartinin yerel yöneticileri bu vurguna ses çıkartmıyorsunuz ya, bunun vebali sizi yakar dua edelimde çocuklarınıza yansımasın. O çok dehşetli hesap gününde görüşmek üzere, bilmiyorduk falan derlermiki acaba :)

MEHMET ege
MEHMET ege @Küskün - 2 hafta Önce

AK partiye oy mu vereceğiz.adalet,kalkınma hani nerede.her yanı yandaş,yoldaş yaptılar...