banner198

Biz ithalat cenneti bir ülkeyiz

Prof. Dr. Oya Akgönenç, Milli Görüş hareketinin son asrın en büyük hareketi olduğunu söyledi.

Biz ithalat cenneti bir ülkeyiz
banner249
banner145

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu üyesi ve Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Oya Akgönenç, Saadet Partisi Çankırı İl Divan Toplantısında yaptığı konuşmada Milli Görüş hareketinin son asrın en büyük hareketi olduğunu söyledi.

Atatürk Kültür ve Sanat Merkezini tamamen dolduran parti teşkilatına hitap eden Prof. Dr. Oya Akgönenç, “Bu gün ki dünyada, bu kalitede bu kadar kalıcı bir hareket az görülmüştür. Milli Görüş bizim kendi örf, adet, din ve geleneklerimize dayanarak, tarihimizden güç alarak, istikbalimize bakmak ve ihtiyaç duyduğumuz gücü kendimizde bularak bu hamleyi yapma fikridir” dedi.

Milli Görüş akımının, Milli Kurtuluş savaşımızı yapan düşüncenin özündeki anlayışla aynı olduğunu söyleyen Akgönenç,” Şimdi bu düşünce hâkim olduğu müddetçe Türkiye güçlü olur ve yükselir. Türkiye’nin güçlü olmasını istemeyenler her zaman Milli Görüş hareketini baltalamaya çalışmaktadır. Nitekim Refah ve Fazilet Partilerini kapattıkları zaman sudan sebeplerle hareket ettiler. Arkasından o olmadı, bu sefer AK Parti kurdurularak bir bölme hareketi başlatıldı. O zaman arkasında dış güçler vardı. Bundan emin olabilirsiniz, çünkü dökümanlar elimizde” ifadelerini kullandı.

Son olarak Saadet Partisini içten çökertme operasyonunun hazırlandığını belirten Akgönenç ‘Bir darbede hocaya böyle vuralım!’ cümlesini duyduğu yerler olduğunu söyledi.

Çankırı’ya gelirken yolda fazla fabrika ve tarım alanlarını göremediğini anlatan Akgönenç “Eskiden hayli canlı olan hayvancılık oldukça zayıflamış durumda. Bu kadar başarılı olduğunu umut ettiğimiz iktidar neden hayvancılığa tam destek veremedi. Tarımda çok kötü durumdayız. Biz bundan beş, altı yıl öncesine kadar kendimize yeten beş ülkeden biriydik. Hatta dış ülkelere buğday gönderirdik. Şimdi ithal ediyoruz. Bu çizilen tozpembe tablonun arkasındakileri görmeye çalışın! Ortada bir gerçek var ki, söylemle uyuşmuyor. O kadar hayvan ve ekim nereye gitti? Bu fabrikalar nereye gitti?” diye sordu.

Biz ithalat cenneti bir ülkeyiz!

Fabrikaların çalışmamasına rağmen pazar tezgâhlarında her türlü ürünün satılmasının korkutucu boyutta olduğu belirten Akgönenç , “Her şeyi dışarıdan alır hale geldik. Maalesef biz, ithalat cenneti bir ülke olduk. Avrupa ve Amerika’da ne satılıyorsa pazalarımızda satılıyor. Ama ne gariptir ki hiçbirini biz üretmiyoruz. En kaba yaptığımız iş, dışarıdan gelen parçaların montajını yapmak. Sonuç olarak sekiz sene içinde dış borçlarımız tam altı misli katlandı. Tabi bunlar göze görünmeyenler. Ortada sıcak para var. Ama bu sıcak para, yani üretime dayanmayan para yabancının getirip bizim borsaya bıraktığı, sonrada kaymağıyla alıp götürdüğü para. Yarın bir sıkıntı, bir kriz olduğu, bir ambargo yaşandığı zaman ne yapacağız? Eski fabrikaların enkazına gidip yeniden çalıştırmaya mı çalışacağız?” sorusunu yöneltti.

Türkiye’deki bankaların %52’sinin yabancı sermayenin elinde olduğunu söyleyen Akgönenç, “Bir sıkıntı olduğunda yabancılar paralarını çekerlerse ya da mevduatlarını dondururlarsa ne yapacağız? Bu bizim düşünmemiz gereken ana konular. Konuşmak kolayda, sual etmek, analiz etmek zordur” mesajını verdi.

 

Milli Görüşle olan büyük mücadelenin arkasında D8’ler yatıyor!

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın önderliğinde kurulan D8 projesine değinen Akgönenç, “Müslüman ülkeler arasında güçlü olan güçlü yanını öne çıkartarak ortaklık yapalım birbirimizin eksikliklerini tamamlayalım. D8’ler projesi aynen bu düşünceyle hayata geçti. Bizim elimizde teknoloji, İran’da petrol, Endonezya’da uçak yapma tekniği, Nijerya’nın elinde doğalgaz ve madenler var. Pakistan’da uranyum ve atomla ilgili teknik bilgiler. Herkesin elinde değişik bilgiler mevcut. Herkes kendi bildiğini ortaya koysun. Birlikte ilerlemek için araştırma merkezleri kuralım. Üniversitelerde insanlarımızı yetiştirelim ve Avrupa’nın etkisinden kurtularak bir İslam dünyası yaratalım. En büyük suçumuz o İslam kelimesini kullanmak oldu. ‘Siz batıya karşı İslam dünyasını mı teşekkül ediyorsunuz?’ diyerek üstümüze gidildi. Milli Görüşle olan büyük mücadelenin arkasındaki asıl sıkıntı D8’lere kurmamızdan kaynaklanıyor” dedi.

Akgönenç,”Çünkü biz D8’leri tam anlamıyla kurabilseydik. O zaman kendi tankımızı uçağımızı üretecektik. Almanya, Amerika, Fransa, İngiltere, bize ne satacaktı? Büyük Şark Sorunu adı altında yaptıkları projelerin tümü bu kazançlara dayanıyor. Kapitalist sistemin mücadelesini veren bu ülkeler, pazar için adam öldürürler. 1914 yılında bu toprakları işgal etmek istemeleri bütün pazar ve ticaret yollarına hâkim olma meselesiydi. Bundan seksen sene sonra, Erbakan hocam ‘D8’leri kuracağız. Kendi kaynaklarımızı kullanacağız. Onlara muhtaç olmayacağız’ dedi. Bir senenin içerisinde 28 Şubat darbesi yapıldı. Diğer ülkelerde insanları öldürdüler, iktidar dışına ittiler. Bunların hepsimi tesadüf? ‘Ceketi çıkarttık’ diyen arkadaşlarımız acaba olaya daha geniş çapta bakabiliyor mu? ‘Bu ülkede büyük bir oyun oynanıyor ve bu oyunda biz birer piyon oluyoruz’ diyebiliyorlar mı? Küçük olaylar üzerinden o büyük olayların ekmeğine yağ sürüyorlar.”

Giderken iftira etmek büyük günahtır!

Partisinde yaşanan ayrışmaya değinen Akgönenç, “Her şeyden önce Numan Bey ve arkadaşlarının yapmak isteyipte yapamadıkları yahut yapmaya çalıştıkları, birilerinin de mani olduğu herhangi bir proje gerçekleşmemiştir. Karşısına birileri çıkıpta, ‘Hayır şunu yapamazsın’ yahut ‘önünde güçlükler var’ diyen asla olmamıştır.

Erbakan hocamın kırk yıldır bu davanın sıkıntısını çekmiş, dağ taş yürüyerek bu fikri anlatmaya çalışmış kaç arkadaşı, ailesinden kaç kişi varsa devre dışı bırakılmak istendi. Yani yetmiş beş kişilik komitede yedi kişimi bütün bu farkı yapıyordu? Yedi kişi için mi bu parti bölündü?  Yedi kişi için mi bu kavga kopartıldı? Bu soruyu onlara sormamız lazım.

Aslında şu ortaya çıkıyor. Zaten kavga edilmeye niyet vardı ki bu bir bahane oldu. Üstelik o yetmiş beş kişilik GİK kurulunda hiçbir kimse Numan Beye  ‘gözünün üstünde kaşın vardır’ demedi. Giden arkadaşlarımız kendilerini halkın önünde mağdur gösterebilmek için muazzam bir kampanya başlattılar. Tek bir projenin üretilmediği halde efendim ‘Elimiz kolumuz bağlandı. Numan Kurtulmuş çalıştırılmadı’ lafı çok büyük günahtır. Milletvekili olmak isteyebilirler. Ama giderken iftira etmekte büyük günahtır. Böyle milletin kafasını bulandıracak laflar edip çekip gittiler. Hiç birinin doğru olmadığını kendileri de biliyordu. Onlar kendilerine toplum içinde bir sebep yaratmak için bunu yaptılar.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER