banner198

Köşe yazısı yazmayalı hayli uzun zaman oldu!

On günü aşan bir süredir köşe yazısı yazma şevkim nedense bir türlü oluşmadı! Beni bile rahatsız eden bu duruma son verme zamanı geldi!

Köşe yazısı yazmayalı hayli uzun zaman oldu!
banner145

Vedat Beki

 

Yiyemediğim
kayısının dallarında...

 

Yaklaşık on günden bu yana köşe yazısı yazmıyorum! Bu durum bazı okuyucularımızın “hiddetine” sebebiyet verdiğini de çok iyi biliyorum ama, eller klavyeye uzanmıyor!

 

Haber yazıyorum, haber-yorum yazıyorum, bir daha haber yazıyorum, lakin gel gör ki, “şu yazıyı da köşe yazım yapayım” diye hiç mi hiç düşünmüyorum!

 

Serin bir Ankara akşamı! Günün yorgunluğu içerisinde evin balkonunda kayısı ağacının meyvesiz dalları ile oynayarak geçirdiğim dakikalarda, Çankırı gündemini değerlendirmeden de edemiyorum! Uzak çağların yakın kenti Çankırı dalların üzerinde, ben Çankırı’nın üzerinde! Düşüncelerim yaprakların arasında tırtıl böcekleri gibi dolaşmakta!

 

 

Özel kanalların bir tanesinde Galatasaray’ın maçı var! Ara sıra gözüm kayıyor ama yine de mevcut Galatasaray’ın hali beni kesmiyor! Sebebi belli de! Sahada gezinen sarı-kırmızı renkleri biraz mavi-beyaz görüyorum! Adnan Polat istifa etmiş, kulüp başkanlığına da Ajda Pekkan gelmiş sanki!

 

O da ne ya! Ne Adnan’ı, ne Ajda’sı! Pardon Çankırı Belediyespor Kulüp Başkanı Celal Kaman istifa etmişti, Sevda Şireci de kulübü almaya talip olmuştu! Peki kulübü Sevda Şireci’ye kim verecek?

 

…!

 

Muhatap olarak Çankırı Belediye Başkanı seçilmiş! Benim bildiğim kulübün başkanı şu günlerde Nail Altıparmak! Görüşmelerin birincil muhatabı Kulüp (dolayısıyla dernek) Başkanı Nail Altıparmak değil de, İrfan Dinç? Acaba Galatasaray’ın başkanı da Kadir Topbaş mı?(!)

 

TV’deki maçtan da, Çankırı’daki maçtan da fena sıkıldım! Öbür kanala geçsem! Ooo çok güzel bir film var! Aşk-ı Memnu! Yaz aylarında kanal boş kalmasın diye koymuşlar! Olsun, ben kışın seyretmemiştim! Yakışıklı oğlan şu sarışın olan! Yengesine mi aşık oluyor ne?

 

Ben yine filmden koptum! Kenbağı mevkiinde düştüm Ticaret Borsasının göbeğine! Hani şu Zahireciler pazarında satış salonu yapıyorlardı! Bitmedi mi daha bu satış salonu! Hoş, satış salonu bitse ne yazar? Laboratuar yok ki! Olsun! Çankırı’da borsanın satış ofisi kuruluşundan 7-8 yıl sonra gerçekleşiyorsa, laboratuar da bir o kadar beklesin canım ne çıkar!

 

Ama Ziraat Odası Başkanı Nejat Gamzeli’nin “Perdeciden Borsa Başkanı mı olur?” cümlesi kendisini ve sevenlerini fena öfkelendirmiş! Aynı açıklama günlük yayın yapan 4 gazetenin temsilcilerine de söylenmişti! Arada biz de harcandık ya, zararı yok! Başkanın biri çıkıyor, diğer başkan için bir laf ediyor! Ben “gazeteci” olarak haber yapıyorum ve şimşekleri üzerime çekiyorum ama “matbaacılar” yazmayınca hem “perdeci” (Pardon: Borsa Başkanı) ile araları bozulmuyor hem de üstüne üstlük para da kazanıyorlar!

 

Nasıl mı? Borsa Başkanı durduk yerde üç matbaacıya dandikten “reklam” veriyor! Acaba bu matbaacıların “perdelerini” de borsa mı veriyor? (!) Perdeden vazgeçtim ama “viskiler ve gömlekler” kesin Borsa Başkanından! Dönen dümenleri anlıyorum da! Ama seslendiğin yer Çankırı olunca, bütün bunlara katlanmak zorundayım!

 

Aşk-ı Memnu da sarmadı beni! Tamam, galiba iyi bir kanal buldum! Safiye Soyman ve Faik Öztürk var! Faik aşçı önlüğünü giymiş girmiş mutfağa! Yemek programı galiba! Görüntüler Çankırı’da yaşanan yaran ödülleri tartışmasına hayli uygun! Bu kanalda kalayım!

 

Neydi tartışma! İki yaran derneğinden bir tanesine TBMM’den ödül verdiler! Hangisine mi? Vatandaş artık şöyle ayırıyor ödül alanla almayan yaranı! Dernek tabelasındaki numarayı çevirince Maviş Kundura çıkıyorsa ödülü o yaran kaptı! Yani ödül nereye gitmiş; tıpış tıpış hatta koşa koşa  Maviş Kundura’ya!

Bu durum gerçekten düşündürücü! Hem de fazlasıyla düşündürücü!


Bu arada bana da ne oluyorsa? Koskocaman TBMM ödülü vereceği yerle ilgili bir araştırma ve inceleme yapmıyorsa, sana ne be kardeşim! Yüce TBMM’yi kandırmışlar da Çankırılı’yı kandırdılar diye mi feveran ediyorsun? Hoş bu kadar fevaran ettin de duyan mı var sanki?  

Hele bir de hazırladıkları o meşhur “hizmet” dosyası bir ortaya çıkarsa! Acele etmeyin o da çıkacak! Ha ne diyorduk, TBMM’nin “yılın hizmet ödülünü” Maviş Kundura kaptı! Aman TBMM Başkanı Köksal Toptan duymasın! TV’deki programda Faik’in yaptığı yemek yanmadı ama, galiba ortaya çıkan bu Maviş Kundura işi, birilerini önümüzdeki günlerde fena yakacak!

 

Arada telefon da çalıyor! Gecenin ilerleyen saati, baksan bir türlü bakmasan bir türlü! Açmak zorundayım! Arayan köy muhtarı! “Gecenin bu saatinde rahatsız ettim ama kusura bakma!” derken hayli çekinceliydi! Taşımalı eğitimi soruyor! “Hocam sen bilirsin, bu sene çocukları yine taşıyacaklar mı?” Muhtara söylemedim ama, buradan sizlere aktarayım! Eğer bu durumun ne olacağını bu işten sorumlu olanlar biliyorsa aha ben buradayım! Onların bilmediğini ben nasıl bileceğim, ah bir bilsem! Ama vekil biliyor! Ne zaman sorsam; “Yok öyle bir şey taşımalıya devam!” diyebiliyor!

 

Herhalde vekil olmak böyle bir şey! Uysa da söyler uymasa da! Bütün kanallar ondan yana galiba!

 

Bu arada maçın sonuna doğru da geliyoruz! Tekrar Galatasaray, pardon Çankırı Belediyespor mevzusuna geçelim!

 

Sevda Şireci “Galiba bu iş olmayacak! Başkan telefonlarıma çıkmıyor! Nedir bu durum doğrusu bir anlam veremiyorum!” derken Galatasaraylı futbolculardan fazla terlemiş olduğunu hissediyordum!

 

Acaba aynı saatlerde İrfan Dinç hangi hal ve durumdaydı? Az çok tahmin ediyorum ama şimdi sırası değil! Yalnız işin şu tarafı gerçek! Başkan yine ortaya koyduğu bir projeyi yüzüne gözüne bulaştırıyor gibime geliyor! Eğer bu kulüp devir işi de gerçekleşmezse bundan sonra İrfan Dinç’i tarif etmek için iki kelime bulacağım! Aha tam bu sırada Galatasaray gol attı! Hayret nasıl oldu?

Diyorum ben ya, Galatasaray ile Çankırı arasında bir bağlantı var! İkisi de sıkına sıkına sonuç veriyor! Ama bir farkla! Birisi şaka maka UEFA Şampiyonu oldu! Yetmedi üstüne üstlük Süper Kupayı aldı! Çankırı! ÖSS’de 61’inci! Göçte ilk üçe kesin girer! Bu yüzden naşit hiç işsizi yok! Valla ben söylemedim! Giden vali demişti hatırlasanıza!

 

Gideni boşver! Gelen ne söylüyor, derseniz? Aha işte orada tutmayın beni derim!

 

Sıralayayım: Öncelikle zurnacılara “zırt” deliğini öğretiyor! Öğretmene “71’i 11’e böl” diyor! Mesleğinde 30 yılı tamamlamış gazeteciyi azarlıyor! Vekillerden yol isteyen köylüleri fırçalıyor! Dana bile kesseler “ben yemem” diyor! Unutuyordum, “mahallenin bebeleri kuş sevgisi kazansın diye malikaneye devasa bir kuş kafesi” yaptırıyor! Son numarası mı? Kendisine bağlı kurumlara yazı yazarak Çankırı Postası’nın birimlerle olan (var ise) ticari ilişkilerinin dökümünü talep ediyor! Bir de… Yok onu söylemem! Daha belgesi elime gelmedi! Gelirse hiç durmam onu da bilesiniz!

 

Fredi’nin kabusu gibi bu film ya! Kim koydu bunu dvd’ye? Ben TV seyrediyordum! Getirin bana sade gazozumu! Gelen gazozdan birkaç yudum içeyim de kendime geleyim ya!

 

Siz galiba Belediye Başkanı İrfan Dinç’i tarif eden iki kelimeyi soracaksınız değil mi! Galatasaray’a dua edin! Golü atmasaydı o iki kelimeyi de yazıyordum!

 

Ben şimdilik Başkan Dinç'le ilgili olan o iki kelimenin yerine sizlere şunları yazayım!

Geçen on günlük süre bana Çankırı için yeni bilgiler sağladı! Şöyle ki: Öncelikli olarak “koltuk” Çankırı’nın elitleri için çok önemli bir dekorasyon malzemesi! Çankırılı elitler “koltuk”suz yapamıyorlar! Koltuk yoksa onlar adeta elinden oyuncağı alınmış bebelere dönüyorlar! Ve koltuğu kaybeden adeta şekil değiştiriyor, hatta hatta türev değiştiriyor, tanınmaz bir yaratığa dönüşüyor! Bir de sahip oldukları “koltuk”ların altlarından gideceğini düşünenler "koltuk" gidiyor telaşıyla dakkada benzer duruma giriyorlar!

 

Neymiş son bilgi? Çankırılı koltuğu sever!

 

Ben gazeteciliği bırakıyorum arkadaşlar! Koltuk imalatçılığına soyunuyorum! Hele hele son teşvik yasasından da faydalanma şansım fazlasıyla mevcut! Eh bölgede kalas sıkıntısı da yok! Bu kadar malzemeden sonra benim yeni mesleğimin adı “koltukçuluk!” Haberiniz ola!

 

Haberler bizden, takip sizden… Matbaacılar mı! Onlar her zamanki gibi “yazmadıkları” mevzu ile gelen reklamların “parasını saymakla” meşguller!.

 

Ben mi; müsaadenizle yazının başına dönelim ve dalları balkonuma kadar uzanan kayısı ağacının boş dallarında tırtıl böcekleriyle gezintiye devam edeyim!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER