Rahmetli ustam İsmail Soyaslan

 Namı diğer: Gazozcu

Okullar yaz tatiline girince Çankırılı çocukların büyük bölümü ya köyüne gider, ya da çırak olarak bir iş yerinde çalışırdı.

Yazın okullar açılıncaya kadar çalışan öğrenci; hayata dair okulda öğrenemediklerini esnaf çıraklığıyla tatbiki olarak öğrenir, beşeri münasebetlerini geliştirir, ailesinin gözü önünde olur ve harçlığını çıkartırdı.

Ben de ilk ve ortaokul öğrencisi olduğum dönemde, yaz tatillerinde bugün yıkılmış olan Çankırı Sebze meyve halinde Yeşil Korgun Manavının sahibi rahmetli İsmail Amcanın (Soyaslan) yanında çalıştım. Yanlarında kısa süre çalıştığım Ali Çavuşoğlu ile Abdullah ve İsmail Tomak kardeşleri de yazmadan geçmeyeyim.

İsmail Amcanın hayatının büyük bölümü İstanbul’da geçtiği için Çankırı şartlarında sıra dışı bir insandı.Daima yana kaykılmış duran kasketi ve gülen yüzüyle Çankırı halinin gülüydü o... 

Anlayışlı, bilgili, cana yakın, neşeli, kalender ve çok iyilikseverdi. Bu kadar güzel özellikleri olan bir insanın yanında çırak olmak elbette büyük şanstı. Neşeyle çalışarak, iş yapmayı eğlenceli hale getirmenin sırrını ben ondan öğrendim.Yeşil Korgun Manavı, benim eğitim aldığım en kıymetli hayat okuludur.

Beni evlatlarından ayırmayan,İsmail Amcayı ve eşi Yeter Teyzeyi daima rahmet ve minnetle anarım.Allah onlardan razı olsun,nurlarda yatsınlar...

İsmail Amca, çok eli açık bir insandı. Öğlen vakti geldiğinde kesinlikle iş yapmamı istemez, lokantaya gönderirdi. Çankırı Yaprak dönerini yedikten sonra, Çakır’ın Pastanesine uğrar keşkülün üzerine limonatamı içer dükkâna zımba gibi dönerdim. Her defasında “canın ne çekiyorsa çekinme söyle” evladım derdi.

Asla ağır iş yaptırmaz, emretmezdi.Kimi zaman at arabasıyla Muhacir Ahmet Amcanın bahçesinden yeşillik(marul,kıvırcık,soğan v.s) almaya giderdik ki; bu benim en sevdiğim işlerden biriydi.

Fiyat etiketlerinin üzerine karikatür çizmem çok hoşuna giderdi. Okumayı ve kitapları sevdiğimi çok çabuk fark etti.Benim ilk kitaplığım, onun verdiği bir limon sandığıydı. Harçlıklarımla çok geçmeden sayıları hızla artan kitaplarımı koyabilmem için bu defa muz sandığı vererek beni teşvik etmişti.

“Aman oğlum teraziye çok dikkat et, fazlası bizden olsun helal olsun, yeter ki vatandaşın hakkı bize geçmesin” diye tembihlerdi.O zamanın kesekâğıtları eski gazeteden yapılırdı. Kilo çeksin diye çirişlemeden(*) önce içine dergi, gazete parçalarıyla dolgu yapanlar vardı. Kesekâğıdı alırken buna çok dikkat eder, hak geçmesin diye çok titizlenirdi.

 
 Fotoğraftakiler:Ayaktaki Rahmetli Emrullah Amca (Korgun'da Manav),elinde kavun kafasında kesekağıdı ayağında tokyo bendeniz,yanımdaki Korgun Belediye Otobüsünün şoförü Hasan Amca,salatalık muzipliğiyle hepimizi güldüren Rahmetli İsmail Amca ve İsmail Amcanın küçük oğlu Mustafa Abi.

1999-2004 yılları arasında Korgun Belediye Başkanlığı yapan Ali Soyaslan’ın anlatımıyla babası İsmail Soyaslan:

Ali Dedem Çanakkale’de şehit düştüğünde yetim kalan babam on yaşında bir çocukmuş… Babamın Amca çocuğu da (Akkülah Hasan) Çanakkale Gazisidir. 

İstanbul’da Kayıkçıların Odabaşı olan ve çevresinde sözü geçen dayısı Fevzi Baba, babamı İstanbul’a çağırıyor. Babam bu çağrı üzerine Korgun’dan İnebolu’ya yürüyerek geldiklerini, bu uzun yürüyüşte çarıklarının paramparça olduğunu anlatmıştı. İnebolu’dan gemiyle İstanbul’a geçiyor ve Çankırı’ya tekrar dönüşüne kadar yaşadığı İstanbul macerası başlıyor… 4 yıl askerlik yapıyor. Okumayı altı günde askerde iken öğrenmiş. Bu bile babamın ne kadar zeki bir insan olduğunu anlatmaya yeter.

Kırklı yılların şartlarında birçok meslek öğreniyor. 1944 senesinde İsmet İnönü imzasıyla Eyüp ilçe CHP yönetim Kurulu üyesi oluyor. Feshane’de ve Mezbaha da çalışıyor, kayıkçılık yapıyor; sabun ve gazoz imalatını öğreniyor. Bu döneme ait fotoğrafları evde çıkan yangında yok olduğundan, maalesef o günlerin anısı olan bir belgesel fotoğraf yok bugün elimizde. Bunun yanında iyi de bir yüzücü imiş babam, boğazı yüzerek geçtiğini söylerdi.

Çankırı’ya dönünce İmaret’te Korgunlu Hasan Sert ve Yusuf Kaymak’la ortak SIHHAT Gazozlarıimalathanesini kuruyor. Babam gazoz ustası olduğundan dolayı “Gazozcu” namıyla anılırdı. Uzun süre bu işle iştigal ettikten sonra Çankırı eski halinde Ali Çavuşoğlu ve Hamdi Tatlıcı ile ortak manavlığa başlıyor… Korgun Belediye Başkanı Dilaver Balbay’ın abisi İhsan beyle de Çankırı büyük halinde sebze toptancılığı yaptı.

Yeni Çankırı hali yapılınca da ortaklıktan ayrılarak müstakil olarak Yeşil Korgun manavını açtı.

3 Temmuz 1975 tarihinde Hakkın rahmetine kavuştu. Kabri Çankırı Kırklar Aile mezarlığındadır.

(*) Çiriş: Gazete kâğıdını, kesekâğıdı şekline getirirken kullanılan kunduracılardan temin edilen toz yapıştırıcı.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasan Arık
Hasan Arık - 6 yıl Önce

Eskiden esnafın toplumdaki yeri bir başkaydı.Karşılıklı saygı vardı müşteriyle.Hele bizimki gibi küçük vilayetlerde dürüst olmayan esnaflık yapamazdı yani esnaflar dürüstlüğü temsil ederdi. Halimizden hariç demirciler ve bakırcılar arastamızda tarihe karışıtı.

Seyfettin
Seyfettin - 6 yıl Önce

Şimdiki çocuklar el bebek gül bebek büyüyor.Aşırı şımartılarak sorumluluk duygusu taşımadan yetiştiriliyor.İmkanlar çok geniş ama eskiyle kıyaslandığında şimdiki çocuklar bence daha talihsiz çünkü bilgisayar başında saksıdaki çiçek gibi büyüyorlar.Hayat yaşayarak öğrenilir onun içinde hayatın içinde yoğrulmak gerekir.