Sabiha Anne

 Âşık aşkı her andığında; aşk, aşığın yüreğine bir gülfidanı diker. Öyle çok gülfidanınız olsun ki; o yürek her an, Hak dostlarının konakladığı bir gül bahçesi olsun.

 

Sabiha Anne

 

İnsanların bayramda, cenazede adeta birbirinden kaçtığı günümüzde akrabalık, komşuluk, arkadaşlık, dostluk ta hızla kıymetten düşerken; kimse kimsenin derdiyle, sıkıntısıyla ilgilenmiyor artık.  Manevi, milli ve beşeri birlikteliğin toplanma ve manevi güç merkezi olan mekânlarda artık yok denecek düzeyde günümüzde.


Varsa menfaat, yoksa menfaat…Kimse, kimsenin umurunda değil!

 

Oysa eskiden değil kişisel sıkıntılar, manevi yaraların da pansuman edildiği, insanların gönül alıp verdiği birbirinden güzel mekânlar vardı. İşte Çankırı’da bu mekânlardan biri de Kasr-ı Arifan adını taşıyan Astarlızade Hilmi Efendi dergâhı idi. 1876 - 1962 yılları arasında Çankırı’da yaşayan Astarlızade Mehmed Hilmi Efendi ömrünü Allah rızası uğruna Resul’ünün tebliğ metotları istikametinde şehrine ve şehrinin insanlarına hizmet ederek tamamlamış bir güzel insan idi…

 

Astarlızade Hilmi Efendi’nin 1921 yılında Adeviye Hanım ile olan evliliğinden iki çocuğu Muhittin ve Fatımatül Zehra dünyaya gelir.

 

Hilmi Efendi, oğlu Muhittin’in dergâhın bağlılarından olan Naile Hanımın kızı Sabiha Hanım ile evlenmesini arzu etmektedir

 

1927 yılında Çankırı’da doğan Sabiha Astarlı, Çankırı’nın köklü ailelerinden manifaturacı esnafından İsmail ve Naile Çamahmetoğlu’nun dört kızından en küçüğüdür.

 

Naile Hanım Hilmi Efendi Dergâhının manevi boyutunu çok iyi kavrayan bir bağlı olarak; evlilik öncesi kızı Sabiha Hanıma ”Şeyh Hilmi Efendi’nin gelini oldum diye sakın böbürlenme ben seni oraya süpürgeci olarak veriyorum” ihtarında bulunur ve bu evlilik 1947 yılında gerçekleşir. Bu evlilikten İsmail ve Muhittin Astarlı dünyaya gelir.

 

Babam Tahsin Yılmaz’ın (D. 1930) anlatımıyla: İnsanlığı da, esnaflığı da örnek bir şahsiyet olan Muhittin Astarlı,  Hilmi Efendi’nin oğlu olması hasebiyle taşıdığı ağır mesuliyeti vakarla temsil eden, Çankırı’da herkesin büyük güvenini ve sevgisini kazanan mütevazı bir karakterdir.  Muhittin Beyle, Sabiha Hanımın evlilikleri de büyük bir sevgi ve saygıyla Muhittin Beyin vefat tarihi olan 1989 yılına kadar 41 yıl sürmüştür.

 

Sabiha anne,Hilmi Efendinin her davranışını kalben izlemiş, onun istikametinde yürüyerek, onun gibi davranmaya büyük özen göstermiştir. Hilmi Efendinin tutuşturduğu gönül kandiliyle Çankırı’daki herkesi şefkatle kucaklayan Sabiha Anne, tıpkı onun gibi derin bir insan sevgisiyle insanları zengin, fakir, güzel, çirkin diye ayırmadan severdi. Büyük bir sabırla dergâhına gelen herkesle tek tek titizlikle ilgilenir, en küçük bir şikâyette bulunmazdı. Sohbet üslubu çok tatlı ve etkileyici idi. O gönül havuzuna dalan, bir daha çıkmak istemezdi.

 

Sabiha Anne; anlatışıyla, bakışıyla, duruşuyla, yaşantısıyla baştan sona sevgiydi…


Hasta yatarken bile misafire kapısını açmaktan, misafire hizmet ve hürmet etmekten vazgeçmedi. İlerlemiş yaşına ve hastalığına rağmen, dinç ve açık bir hafızası vardı. Pratik zekâsı muhteşemdi, geriye dönük bütün hadiseleri ismen ve tarih olarak hatırlar, tatlı diliyle dinleyeni kendine bağlardı. Sadece dini konularda değil, sosyal konularda da deryaydı…İnsana ve hayata dair her konuda muhatabının sorularını cevaplandırır, uyarılarda bulunurdu.

 

Hilmi Efendi’nin vefatından önce “kendisinden sonra kimin geleceği?” sorusunun cevabının tek canlı tanığı Sabiha Annedir.  Sabiha Anne bu durumu şöyle ifade eder:

Son zamanlarıydı, bu soruyu ona sordum bana cevap olarak:


“Bizim hayatla memat (ölüm) arasında hiçbir farkımız yoktur. 500 sene tasarrufumuz devam edecektir Allah’ın izniyle” dedi.

Dergâhta Astarlızade Hilmi Efendi misafirleriyle oturduğu divanın üzerinde minderi ve onun üzerinde post bulunmaktadır. Sabiha Anne; ne Hilmi Efendi hayattayken, ne de onun vefatından sonra Hilmi Efendinin yerinde kesinlikle oturmamış, misafirlerini yan tarafta bulunan divanın üzerinde kabul etmiştir.


Sabiha Anneyi vefatından önce Çankırı’da son ziyaretimizde Ramazan ayıydı. Uzaktan gelenler ve mazeretliler için de dergâhta normal günlerdeki gibi sofra kurulmaya devam ediyordu. Kendisiyle üst katta salonda sohbet ederken; “yavrum sanki onlardan ayrılmış gibi olduk, oruçlu olmadıkları için ezilmesinler sen de aşağı inde onlara sofrada oturarak eşlik et; yemekleri bitince birlikte yukarı gelirsiniz” dedi. Fotoğraf çekmek için izin isteme fırsatı kollarken, "hadi çıkart makinanı da çek bakalım" diyerek tebessüm etti. Sayfadaki fotoğrafı o günden hatıradır.

 

Vefatının 6 yılında (7 Şubat 2010) Sabiha Annemizi dularla yadediyoruz. Allah gani gani rahmet eylesin.
Çankırı onun vefatından sonra meydana gelen büyük manevi boşluğu dolduramadığı gibi, yaşarken de kıymetini bilemedi ne yazık ki…

Sabiha anneyi son yolculuğuna binler uğurladı -TIKLA OKU-

YORUM EKLE
YORUMLAR
boraerdem
boraerdem - 4 yıl Önce

çankırının en güzel mahallesi belki de büyük cami ve çevresi. sabiha anneye hastalanan işe girmek isteyen evlenen sıkıntısı olan her kesim,onun duasını almaya giderdi.artık çankırı'da bu insanlar yok !

mine
mine - 4 yıl Önce

evet hepimizin manevi annesiydi nurlarda yatsin

entel köylü
entel köylü - 4 yıl Önce

böylesi değerler kolay yetişmiyor. allah rahmet elesin.

NAZAN
NAZAN - 4 yıl Önce

bir program düzenlenecekti keçiörende sabiha anne için yapılacak mi acaba?

ALİ
ALİ - 4 yıl Önce

çankirili deyi̇li̇m ancak onunla bi̇r çok sohbeti̇mi̇z oldu çot değerli̇ bi̇ri̇si̇ mekani cennet olsun

Şermin
Şermin - 4 yıl Önce

ne mutlu ki tanımak bana da nasip oldu mekanı cennet olsun

semiha
semiha - 3 yıl Önce

mekanı cennet olsun.

melislara
melislara - 3 yıl Önce

Çok şükür tanışmak nasip oldu evladımın bülbül gibi konuşmasına vesile oldu nurlar içinde yat değerli insan