2024 Yılı Mahalli İdareler Seçimleri öncesi Çankırı Postası seçim özel programında belediye başkan adayları canlı yayında projelerini anlatıyor.
İstisnasız her adaya yönelttiğim sorulardan birisi “Sizce Çankırı’nın en öncelikli meselesi nedir?” olmuştu.
Programa katılan adaylar, “Birinci meselemiz deprem meselesi” demişti.
Yayın kayıtları Çankırı Postası YouTube kanalımızda duruyor.
Ancak deprem meselesi zamanla birinci mesele olmayı bırakın, meseleler listesinin son sırasında bile yer bulamadı.
Dün 100. Yıl Kültür Merkezinin kontrolsüz yıkımı bize yeniden deprem gerçeğini hatırlattı.
Çankırı Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen, 7 Mart 2023 tarihinde yaptığı bir açıklamada Çankırı’nın yapı stokunun yüzde 80’inin risk altında olduğunu söylemişti.
Atatürk Bulvarı’ndaki bütün binaların çürük olduğu açıklandı.
Bunca veriye rağmen 6 Şubat Maraş depremleri sonrasında zaman makinesi yine yaşanan acıları unutturdu.
Alacağımız dersleri almadığımız gibi kentsel dönüşümün K’sından söz etmemiz mümkün değil.
Türk işi yıkım denilince akla Çankırı geliyordur.
Yıl 2009.
81 yıllık Zinciroğlu Un Fabrikası yıkılıyor.
Öyle bir yıkım yapılıyor ki beton ve demirlerle Alman tekniğiyle yapılan fabrika olduğu gibi yıkılmak yerine, bildiğiniz takla atıyor.
Öyle böyle değil; ertesi gün dünyanın bütün haber bültenlerinde bu yıkım, sabah kuşağı haberlerinde ekranlardaydı.
Hiç unutmuyorum, Amerika’da bir TV kanalının iki programcısı görüntüleri tekrar tekrar ekrana getirirken yorumlayarak kıs kıs gülüyorlardı.
Kendilerindeki patlatma yöntemiyle olduğu yere çöken binalar ve bizdeki takla atan bina görüntüleri kıyaslamaları viral olmuştu.
Bu olayın üzerinden 17 yıl geçti, bizde hâlâ değişen bir şey yok.
Değişen bir şey yok demişken, Çankırı Belediyesi RTE Parkı içerisinde nikâh salonunu bugün düzenlenen törenle hizmete açtı.
Şöyle bir baktığımda, ne kadar geriden geldiğimizi gösteren iyi bir örnek oldu.
Sadece nikâh yapmak isteyen çiftler, belediye meclis salonunda uygun olmayan bir ortamda en anlamlı günlerine imza atıyorlardı.
Başka şehirlerde 30 yıl, belki de 40 yıldır hizmet veren nikâh salonlarının şehrimizde yeni açılıyor olmasına sevineyim mi, hayıflanayım mı; ne kadar geriden geldiğimize üzüleyim mi bilemedim.
Sonra kimse "Gençler neden bu şehirde yaşamak istemiyor?" dye sormasın.
Ankara’nın gölgesinde, siyasetçisi ufak hesaplar peşinde; yıkım teknikleri aynı, deprem meselesi unutulan, bir türlü kabuğumuzu kıramadığımız ve sıkışıp kaldığımız bir çanağın içinde, Winzip Çankırı’da yaşıyoruz.