SİYASET

Yavuz Ağıralioğlu: Anahtar Parti’nin oy çeşitliliği harikulade, her kesimden oy alıyoruz!

Yavuz Ağıralioğlu, ülkenin siyasi merkezi olmak istediklerini belirterek “Türkiye'de oy çeşitliliği bu kadar farklı yerden olabilen, merkezi mıknatıslanmasını yapabilen bir partiye dönüşüyoruz, her taraftan oy alıyoruz.” dedi.

Abone Ol

Yavuz Ağıralioğlu, ülkenin siyasi merkezi olmak istediklerini belirterek “Türkiye'de oy çeşitliliği bu kadar farklı yerden olabilen, merkezi mıknatıslanmasını yapabilen bir partiye dönüşüyoruz, her taraftan oy alıyoruz. Henüz anketlere yansımadı ama Anahtar Parti’nin oy çeşitliliği harikulade.” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, İzmir’de Halk Buluşması öncesi ulusal ve yerel basın temsilcileriyle bir araya geldi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

Bugün Bizim İçin Seçim Başlangıcını Verdiğimiz Gün

“Bugün bizim için seçim başlangıcını verdiğimiz gün. Biz bütün arkadaşlarımızla sahada olacağız. Sonbahardan itibaren, ortalama Ekim 2027’de seçim yapılsa bir yılımız kalıyor demektir. Bu bir yılda anlatılacak memleketin dertleri, çözümleri var; dokunulacak, dinlenecek, sarıp sarmalanacak bir millet var. Umuda, ‘yeniden başarabiliriz’ duygusuna taşınacak bir seçmen iradesi var. Bütün kurumlarıyla yeniden ayağa kaldırılması gereken; Türk milletinin ayağa kalktığı büyük coşkuyu yönetecek bir kurumlar devletine dönüştürülmesi gereken bir siyasi mesuliyet var.Tecrübe ettiğimiz Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, basının üstüne de çok ağır bir yük oldu. Karnesini elimize aldığımız bu sistemin belki en ağır yükünü medya da çekmiş oldu. Dolayısıyla hükûmetin siyasi vizyonu lehine ya da aleyhine diye bölünmüş siyasal alanda, memlekette basın da bu siyasi kamplaşmadan, bu siyasi pastadan kendisine düşeni alıyor. Devletin imkânlarını kendi partisinin imkânları gibi kullanabilen, devleti kendisinin zannedebilen, kendisinin zanneden bir siyasetin, özellikle bu Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi sürecinden sonra topluma ödettiği bir bedel var. O bedelden basın da çok hissedar oldu.

Tayyip Bey ‘Siyasetçilerin Vazifesi Mazeret Bulmak Değildir’ Diyordu Kendisi Mazeret İktidarı Oldu

Mazeret iktidarı diyorum artık iktidara. Çünkü hep mazeretleri var; sanki ilk defa başımıza geliyormuş gibi konuşmayı seviyorlar. İlk defa savaş görüyormuşuz gibi, ilk defa deprem görmüşüz gibi, ilk defa sınırımızda savaş varmış gibi, ilk defa dünyada kriz görmüşüz gibi... İlk defa karşılaştığımızdan bahisle hep mazeretleri olan bir iktidarla karşılaşıyoruz. Yani hükûmetin şimdi mazeret diye sunduğu, arkasına sığındığı, her şey daha önce de olmuştu. O zaman mazereti olanları kabul etmiyorlardı; diyorlardı ki: ‘Güçlü devlet mazeret beyan etmez.’ Tayyip Beyöyle konuşuyordu. Diyordu ki: ‘Siyasetçilerin vazifesi mazeret bulmak değildir, çözüm bulmaktır. Siyasetçilerin vazifesi haklı olmak değildir, milletlerini zengin yapmaktır.’‘Siyasetçilerin vazifesi devamlı başımıza gelen felaketin sebebi şu dış güçler demek değildir’ diyordu. ‘Dış güçler falan bilmeden memleketin bünyesini kuvvetlendirip ayağa kaldırmak lazım’ diyordu.

Söz Yetim Kaldı

Şimdi elimizde zorluğumuz olan bir şey var; elimizdeki karnenin sahibi hükûmet, hala milletin tercih bandında ön sıralarda duruyor. Bu bir paradoks, bunu halletmek zorundayız. Muhalefetin en çok zorlandığı yer burası. Yani haklı tenkitlerimize rağmen, bunlara sebep olan iktidar yine yendi muhalefeti. Dolayısıyla söz yetim kaldı. Türkiye'de şu anda demokrasinin de millet iradesinin de en zayıf tarafını, aslında muhalefetin haklı eleştirilerine rağmen iki sefer yenilmesi bu hale getirdi. Dolayısıyla Anahtar Parti bu tahterevalliyi bozmak için kuruldu. AK Parti olarak son girdiğiniz seçimi değil, 2002'den beri girdiğiniz bütün seçimleri alıyorsunuz; her şeyi yapma yetkiniz ve gücünüz var. Bu seçimi değil, bundan sonraki on seçimi de alsanız neyi değiştireceğinizin cevabında siz aslında anlamsızlaştınız. Yani sizin derdiniz seçim kazanmak değil, memleketin sorunlarını yenmekti; memleketin sorunlarını yenemiyorsunuz, sadece CHP'yi yeniyorsunuz. Enflasyonu yenemiyorsunuz; ihracatımız arttı diye övünüyorsunuz, ithalatımızdaki bağımlılığı yenemiyorsunuz.

Bizi Methederek Bataklığa Çekiyorlar

Benim tehlikeli gördüğüm bir şey var; Türkiye'yi genellikle bataklığa böyle överek çekiyorlar. Tom Barrack'ın açıklamaları var, ‘İsrail için en büyük tehlike ulus devlettir’ falan diye bir şey diyor. Bir şey demeyecek misiniz buna? Ulus devlet diye kastettiği başka bir ulus devlet var mı burada, Türkiye'yi kastediyor. Niçin cevap vermiyorsunuz? Size diyor ki: ‘Demokrasi olmaz, siz monarşiyle idare edilmeniz lazım.’Artık Barrack'ı istenmeyen adam mı ilan edersiniz, elçiliğe çağırıp ya da Dışişleri'ne çağırıp kendisine nota mı verirsiniz? Böyle ağzına geleni, aklına geldiği gibi konuşabileceğiniz bir ülke değildir Türkiye. Büyük Orta Doğu Projesi'nin son ayağı olduğunu düşünüyorum bunun.Bizi methederek bataklığa çekiyorlar. ‘Siz şöyle büyüksünüz, böyle büyüksünüz, çok inisiyatiflisiniz, felaket kudretlisiniz’ falan diye bizi bataklığa çekiyorlar. Şimdi biz Orta Doğu'da yeniden Amerika'nın, İsrail'in kendisi için planladığı bir güvenlik şemsiyesinin, dünyada Çin'e karşı bir çevreleme hareketinin bu bölgedeki yeni dizaynının aparatı haline dönüştürülmek isteniyorsak buna karşı hatırı sayılır bir devlet kapasitemiz vardır ama cevap verilmesi lazım.

Altılı Masa ‘Bir Seçim Nasıl Kaybedilir’ Organizasyonu Olarak Okunabilir

Altılı masa tecrübemiz vardır bizim; bu altılı masa, doğru bakanlar için güzel bir muhasebe imkânıdır. Yani ‘bir seçim nasıl kaybedilir’ organizasyonudur. Bir seçim nasıl kaybedilebilir, ne yapılarak kaybedilebilir, bir ittifak nasıl olursa tutmaz, bir ittifak nasıl olursa memleketin, milletin sinesinde karşılık bulmaz; onu tecrübe etmek için bence güzel bir imkândır. Şimdi doğru muhasebe yapılmalıdır; şahıs konuşmadan, parti konuşmadan memleketin geleceği konuşulmalıdır. İttifaklar Ankara'da masada değil, milletin kalbinde kurulmalıdır. O yüzden ittifaklar için, ittifak konuşmaları için erken.

Görünüyor Ki Türkiye'de Önümüzdeki Seçim Kuralsız Olacaktır

CHP'nin seçime bir yıl kala ‘Mutlak Butlan’ kararı ile böyle bir türbülansla karşı karşıya kalması hükûmetin de demokrasinin de ayıbıdır. Bu kararın siyasi sonuçları bizim için şöyle mühimdir: 100 yıllık bir parti ne olursa olsun; Yüksek Seçim Kurulu kararları ve mazbatasına rağmen siyaset marifetiyle böyle bir oldu bittiyle karşı karşıya bırakılıyorsa ve bu bir bölünme tehlikesi oluşturuyorsa bunun demokrasiye ve millet iradesine kaybettirdikleri hükûmetin de mesuliyeti ve ayıbıdır. Görünüyor ki Türkiye'de önümüzdeki seçim kuralsız olacaktır. Dolayısıyla kuraldan, ilkeden, ölçüden, kuvvetlenmekten vazgeçmemeliyiz. Masada ittifak kurma hevesine değil; milletin kalbinde ittifak kurabilmeye, milletin ufkuna yürüyebilmeye karar verebilmeliyiz.

Parasını Verdiğimiz F-35'leri Bize Vermediler

Dünyanın çivisi çıktı, kurumlar çalışmıyor.NATO bizzat kurucuları tarafından boşa düşürülüyor. Biz NATO'nun güney kanadını besleyen en kuvvetli ikinci ordusunu yıllardır ayakta tutan ve bütün yükümlülüklerini yerine getiren tarafız. Bize NATO'nun verdiği sözler vardı, tutulmadı. Kendi müttefikini ortada bırakıp kendi terör listesinde de olan bir örgüte binlerce TIR silah verdi. Parasını verdiğimiz F-35'leri bize vermediler. Yunanistan'a üs açıyorlar, Lozan'ı çiğniyorlar, adalarda Yunanistan şımarıklığını cüretkâr hale getiriyorlar. Kıbrıs Rum Kesimi'nde hem mevzileniyorlar hem orada İsrail'le beraber Türkiye'nin aleyhine birtakım tertiplerde bulunuyorlar. Mavi Vatan'da bir oldu bittiyle karşı karşıyayız; biliyorsunuz 2021'den itibaren gemilerimiz bizim limanlarımıza çekildi, orada bir stabilizasyon var, bir süreç yaşanıyor. Oraya da çok iyi bakmak zorundayız. Dolayısıyla bunu şunun için söylüyorum: NATO Zirvesi’ne biz değil de onların ne diyeceğinden bahisle ilgiliyim ben. Yani NATO burada ne planlıyor, burada ne konuşacaklar; onlara bakacağız. Görünüyor ki 3. Cihan Harbi başladı aslında. Bunu bizim devlet yetkililerimiz de zaman zaman katıldıkları toplantılarda söylüyorlar. Dünyanın içine girmiş olduğu bu çatışma alanında Türkiye mazeret beyan etmeyecekse, pozisyon beklemeyecekse —ki beklemesin— ayağa kalkması lazım, kendi milletine yaslanması lazım, kendi imkânlarına ve kapasitesine yaslanması lazım, kendi büyük üretim gücünü ayağa kaldırması lazım. Görünüyor ki bizim bizden başka dostumuz yok.

Her Taraftan Oy Alabiliyoruz

Türkiye'nin siyasi merkezi olmaya çalışıyoruz; böyle sağ merkez değil, normal bir kimliğimiz var. Gömlek çıkararak siyaset yapmıyoruz. Kimseye de ‘gömleğini çıkar gel bize’ demiyoruz. Ay-yıldızlı al bayrağı, kendi bayrağı bilen; aidiyetin, referansın, mensubiyetin ne olursa olsun, güçlü bir geleceğe, zengin, mutlu bir memleket idealine ‘ben milletime borçluyum’ diyen, neye ait olduğunun değil, gelecekte ne yapacağımızın önemli olduğu bir yönetim merkezine dönüşmeye çalışıyoruz. Her kesimin oyuna talibiz. Türkiye'de oy çeşitliliği bu kadar farklı yerden olabilen, merkezi mıknatıslanmasını yapabilen bir partiye dönüşüyoruz, her taraftan oy alıyoruz. Henüz anketlere yansımadı ama Anahtar Parti’nin oy çeşitliliği harikulade. Ay-yıldızlı al bayrağı, bayrağı bilen; cumhuriyeti, vatanı, milleti, demokrasiyi, hukuku evlatlarımıza bir miras gibi teslim etmeye namus sözü verebilen herkesle omuz omuzayız. Biz o çeşitliliği yönetebiliyoruz, biz milletin iktidarına talibiz. Ukalalık etmeyeceğiz, kendimizi bir şey zannetme ergenliğiyle kendimizi dayatmayacağız ama hedeflerimizi, irademizi, memleketimizi korumak için her türlü hassasiyeti göstereceğiz.

Tayyip Bey'in Siyasi Tuzağı Şudur…

AK Parti'den de MHP'den de sosyolojik olarak en fazla oy alabilir parti biziz şu anda. Yani o kulvarda yürüyoruz biz ki ben zaten o koordinatlara aitim, yani bu koordinatlarda duruyorum. İktidar olmak istiyorsanız iktidardan oy alacaksınız daha fazla; herkesten alacaksınız ama daha çok iktidardan alacaksınız. Tayyip Bey'in siyasi tuzağı şudur: Muhalefeti birbirinden oy alabilir hale getiriyor; ‘Birbirinizden alın verin’ diyor siz, ‘Siz onu alın, o ona versin ama birbirinizden almayın, benden almayın’ diyor. Ben bu siyasal denklemin muhatabı değilim. Yekpare bir CHP, demokrasimizin de millet iradesinin de teminatıdır, öyle olmaları lazım. Bir an önce inşallah bütünleşerek çıkarlar bu süreçten. Ama olur ki buradan parçalı bir yapı çıkarsa memleketi biz sahipsiz bırakmayacağız. Kırmızı çizgilerimize bakacağız.‘Şununla yapmayız, bununla yapmayız’ hattında değiliz. Diyelim ki millet bize tek başımıza iktidar vermedi, olabilir; tek başımıza vermezse bu kırmızı çizgileri seçim sathında gün gün milletimize verdiğimiz sözleri her ittifak, koalisyon denkleminde konuşacağız efendim. Diyeceğiz ki parlamenter sistem, diyeceğiz ki yarı başkanlık, diyeceğiz ki meclisin bütçe hakkı, diyeceğiz ki kamu ihale kanununda şeffaflık, diyeceğiz ki liyakat kurumu, diyeceğiz ki yargının siyasallaşmasını engelleyecek yeni düzenleme, Anayasa Mahkemesi, HSK yapısı değişecek. Kırmızı çizgilerimizi listeledik. Diyeceğiz ki: ‘Efendim biz seçmenimize böyle söz verdik, Türkiye'nin ayağa kalkma reçetesi budur. Bunu kabul ederseniz sizinle memleket yönetiminde omuz omuza olabiliriz. Kabul etmezseniz, hayrını görün, ne isterseniz yapın’ diyeceğiz.”