KÜLTÜR

Denizi olmayan çocukların yüzme öğrendiği havuz kaderine terk edildi

Bir zamanlar Çankırı'da yaz mevsiminin simgesi olan, binlerce çocuğun ilk kulaçlarını attığı belediyeye ait açık yüzme havuzu bugün metruk görüntüsüyle dikkat çekiyor. Çankırı Kalesi'nin eteklerinde yer alan ve kentin hafızasında önemli bir yere sahip olan tesis, yıllardır atıl durumda bekliyor.

Abone Ol

Çankırı Belediyesi'ne ait açık yüzme havuzu, uzun yıllar boyunca kentin ortak hafızasının en önemli parçalarından biri olarak hizmet verdi. Denizi olmayan bir şehirde büyüyen binlerce çocuk yüzmeyi burada öğrendi, yaz tatillerini burada geçirdi, dostluklarını burada kurdu. Bugün ise bir zamanlar kahkahaların yükseldiği havuz, kaderine terk edilmiş görüntüsüyle dikkat çekiyor.

Önce kaleye can verdi, sonra çocuklara

Çankırı Kalesi eteklerinde, Hıdırlık Tepesi'ne bakan yamaçta yer alan havuz, dönemin Belediye Başkanı Ali İnandık tarafından 1965-1970 yılları arasında inşa edildi. Ancak ilk amacı yüzme tesisi olmak değildi.

Havuz, o yıllarda başlatılan Çankırı Kalesi'nin ilk ağaçlandırma çalışmalarının su ihtiyacını karşılamak için yapıldı. Havuzda depolanan su, motor sistemiyle demir borular aracılığıyla kaleye basılıyor, yeni dikilen fidanlara hayat veriyordu.

Çankırı Belediye Başkanlığı görevini vekâleten ve asaleten toplam 11 yıl yürüten Ali İnandık'ın vizyonuyla hayata geçirilen bu çalışma sayesinde bugün Çankırı Kalesi, kentin simgelerinden biri haline gelen yeşil görünümüne kavuştu.

Bir kuşağın yaz tatili bu havuzdaydı

Ağaçlandırma çalışmalarının ardından havuz, Çankırı gençliğinin hizmetine açıldı. O yıllarda denizi görme imkânı olmayan çocuklar için burası adeta küçük bir sahildi.

Sabahın erken saatlerinden akşama kadar dolup taşan havuzda yüzme öğrenilir, arkadaşlıklar kurulur, yazın en sıcak günleri burada geçirilirdi. Pek çok aile için çocuklarını güvenle gönderebildikleri en önemli sosyal alanlardan biriydi.

Bugün Türk savunma sanayisinin önemli isimlerinden eski TAI-TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı başta olmak üzere, o kuşağın birçok Çankırılı genci ilk kulaçlarını bu havuzda attı. Tesis, yalnızca yüzme öğrenilen bir yer değil, aynı zamanda gençlerin sosyalleştiği ve dostluklar kurduğu önemli bir buluşma noktasıydı.

Fotoğraf altı: Ayaktakiler (soldan sağa): İsmi hatırlanamayan kişi, şapkalı Ford Zeki (Çankırı Belediyesi havuz görevlisi), Mustafa Koçu. Oturanlar (soldan sağa): Dündar Tuna, Muharrem Dörtkaşlı. Sağ açıklıkta eli boynunda ayakta duran Bülent Uysal (emekli subay).

"Yüzmeyi öğretmen değil, hayat öğretiyordu"

Yerel araştırmacı-yazar İbrahim Zencirci de çocukluk yıllarında bu havuzda yüzmeyi öğrenen isimlerden biri. Zencirci, o günleri şu sözlerle anlatıyor:

"Çankırı'nın denizle tanışmamış delikanlıları için yüzme öğrenmek, medeniyetin bahşettiği bir nimet değil, mecburiyetten doğan bir sanattı. Kimse hoca tutup kulaç atmayı öğretmezdi."

Zencirci'nin anlattıkları, dönemin ekonomik ve sosyal şartlarını da gözler önüne seriyor. Parası olmayan çocukların duvardan atlayarak havuza kaçak girdiği, öğle arasında 50 kuruşa yarım ekmek domates alarak karınlarını doyurduğu günler, bugün nostaljik bir tebessümle hatırlanıyor.

Havuzun unutulmayan simalarından biri de cankurtaran "Tarzan Muzaffer"di. İstanbul'da Alpsarılı kayıkçıların sonuncusu olarak bilinen, poylu poslu yapısı, sert mizacıyla disiplini sağlayan Cankurtaran Muzaffer, birçok çocuğun hafızasında iz bıraktı.

Bir diğer lakabı da "Miço" olan Cankurtaran Muzaffer’in gösterisini Zencirci, şu sözlerle anlatıyor:

"Bir de meşhur cankurtaranımız vardı, ismi Miço idi. Havuzun dört köşesine ve ortasına 1 lira atılırdı. O da tek dalışta bütün paraları toplar, ağzına alır ve su yüzüne çıkardı."

Bu gösteri, havuza gelen çocukların en büyük eğlencelerinden biri olarak hafızalarda yer etti.

Şimdi sessizlik hâkim

Aradan geçen yıllarla birlikte açık yüzme havuzu işlevini yitirdi. Bakımsız kalan tesis zamanla metruk bir görüntüye büründü. Bir dönem yaz aylarında yüzlerce kişinin buluştuğu havuzun çevresinde bugün yalnızca sessizlik var.

Çatlayan betonlar, boş havuz zemini ve bakımsız yapısıyla dikkat çeken tesis, Çankırı'nın yakın tarihine tanıklık eden önemli yapılardan biri olmasına rağmen kaderine terk edilmiş durumda.

Kent belleğinde önemli bir yere sahip olan açık yüzme havuzu, yalnızca yüzme öğrenilen bir yer değildi. Burada dostluklar kuruldu, ilk cesaret sınavları verildi, yaz tatilleri unutulmaz anılarla geçti.

Bugün yanından geçenler belki sadece eski bir yapı görüyor. Ancak o duvarlar, bir zamanlar denizi hiç görmeden kulaç atan çocukların sevinç çığlıklarını, gençlerin kahkahalarını ve Çankırı'nın unutulmayan yazlarını hâlâ içinde saklıyor.

Kentin geçmişine tanıklık eden bu alanın yeniden değerlendirilmesi ya da en azından korunarak gelecek kuşaklara aktarılması, Çankırı'nın kültürel hafızası açısından büyük önem taşıyor.