banner136

Hasbi ve Uzak Çağların Yakın Kenti...

05 Mart 2009 Perşembe 20:44

Yıldıztepe Gerçeğinde 2. Bölümü sizlerle buluşturuyoruz. Gerçeklerin kilit ismi Hasbi, hızla Çankırıda kök salıyor...

Hasbi ve Uzak Çağların Yakın Kenti...

“Birinci bölümden sonra neler oldu?”

 

“Yıldıztepe Gerçeği” yazı disininin başladığı ilk günden itibaren aldığımız tepkileri ikiye ayırmakta fayda var. Birinci gruptakiler “Olmuş bitmiş bir mevzu! Ne gereği vardı?” cinsinden olanlar! İkinci gruptakiler de “Şimdiye kadar neden yazmadınız?”

 

Her sorunun bir cevabı vardır… Hatta hatta yorumların da karşı+yorumları ortaya konulabilir. Ancak her iki grupta toplanan yorumları ve değerlendirmeleri çok fazla irdelemeden kişisel düşüncemi ortaya koymak istiyorum.

 

Bülent Uz konuştu… Ben kaleme aldım… Bugün gelinen noktanın bence en kayda değer yanı “Çankırı’da gerçekleşen çirkin ve menfaat sağlayıcı somut olayların” yine Çankırılı bir isim tarafından “açık yüreklilikler” kamuoyuna sunulmasıdır.

 

Bugüne kadar Çankırı kamuoyunda yaşanılan ve ulusal basına malzeme olan hiçbir olay böylesi bir platformda ortaya serilmedi. Tam aksine yaşanan bütün olaylar tabir-i caizse “yaşandı ve kapandı” daha doğrusu "kapatıldı"!

 

Ancak, kapatılsın ya da açık kalsın olaylarla ilgili dedikodu ve tezvirat sürekli ortada dolaştı durdu… Ve bu dedikodudan, tezvirattan geriye de sadece ve sadece “mış”lar ve “muş”lar günümüze kadar uzayarak geldi… Daha da ötesi "tarih" olup kayda girmeden kaybolup gittiler.

 

Ancak bugün bu süreç çok farklı işlemeye başladı… Bülent Uz’un karşıma çıkarak saatlerce anlattığı “Yıldıztepe Gerçeği” bugüne kadar yerleşik tabuları yıktı geçti… Bu yazı dizisi Çankırı için ayrı bir "milat" olacak. Ve bundan sonrası için Bülent Uz bir "umut" olarak Çankırı üzerinde yeşerecek... Bülent Uz'un izinden gidecek pek çok isim çıkacak Çankırı içerisinden...

 

Bu kapı açılmıştır ve açılan kapıdan "geçişler" çoğalacaktır...  

 

Süreç devam ediyor… Tüm okuyucularımıza ve özellikle yazı dizimize “katkı” sağlayanlara şükranlarımı sunuyorum…

 

Vedat Beki

 

 

“Hasbi” ve
“Uzak Çağların Yakın Kenti” Çankırı…

 

Çankırı yine yeni bir güne hazırlanıyordu… Kaldığı otelde sabah kahvaltısını akşamdan kalmanın verdiği yorgunlukla tamamlamaya çalışan Hasbi, günün ilk randevusunu düşünerek çayını yudumluyordu… Çankırı, iki cadde üzerinde konuşlanmış devlet birimleri arasında oldukça mesai harcayan Hasbi, kafasındaki işi bir türlü halledemiyordu. Çektiği sıkıntı çok haybedendi! Neden mi? Valilik Konağındaki Kış Bahçesinin maliyet analizleri konusunda ortaya çıkan son gelişmeler kafasında kurduğu “kolay kazanımları” bir çırpıda uçurmaktaydı! Kendisi dışında gelişen bazı eylemler canını sıkıyordu! Hoş, onun her olumsuz eyleme karşı bir “B planı” muhakkak vardı… Buralara kadar boşuna gelmiş olamazdı! Otel köşelerinde boş yere sürünmüyordu…

 

İşin başka bir boyutu, bu kadar işin “merkezinde” olmasına karşın, “Hasbi”nin ne bir kaydı, ne bir kuydu bulunuyordu! Çok kimse onun adını, konumunu, yetkisini bilse dahi, yapılan işlerin içerisinde onunla ilgili en ufak bir “Hasbi” kaydı dahi yoktu!

 

Anlayacağınız “Hasbi” adeta “Yaşar Yaşamazdı”(!) Her taşın altında “Hasbi” boy gösteriyor, endam satıyordu! Ve kendisine biçilen “rolü” de çok güzel oynuyordu! Ancak kendince ne kadar “rahat” ise de, son günlerde gelişen olaylar hem kendisini hem de “ağabeylerinin” canını oldukça fazla sıkıyordu!

 

Peki, Hasbi (Bayram Kütükçü)’nin canı neden sıkkın, morali niye bozuktu?

 

İşte o günler; Valilik Konağına yapılan Kış Bahçesi yapım işleri ve yaşanılanlar. Bülent Uz anlatıyor:

 

“Konağa yapılan kış bahçesinin maliyet analizlerine bakıldığı zaman teklif alma suretiyle keşif çıkarıldı. Bu teklifler kimlerden alındı? Bir tanesini söyleyeyim. O zamanların meşhur şirketi KIZILIRMAK Orman Ürünleri. Vilayete faks çekilmiş oradan da Bayındırlığa intikal etmişti.

 

İşin ilginç yanı Çankırı’da ilk olarak Hasbi’nin uyguladığı ithal ağaç yer kaplaması olan marbeu döşeme kaplaması idi. Bunun fiyatı o keşifte 150 TL/m2 yazıyordu. Daha sonra bu döşemeyi kullanan idareler gerçek araştırmalarını yapmışlar, marbeunun gerçek fiyatı olan 50 TL/m2’yi keşiflerine koymuşlardır (bunlar elde mevcuttur). Hatta o zaman Hasbi, “milleti uyandırdığım” bahanesiyle benimle tartışmıştı!

 

Ben konağın içindeki tadilatlara başladım, neredeyse işleri bitireceğim, Hasbi daha kütükleri getirmemişti! İşin gecikmeye gireceğini söyleyince de pişkin pişkin “Kolay! Sen canını sıkma, hallederiz” dedi ve nitekim bu işe “süre uzatımı” almayı başardı. Bana sadece dilekçe yazmak kalmıştı. Ben tadilat işinde fırça yerken, Hasbi kış bahçesinden övgüler alıyordu. Sağ olsun beni de fırçalardan koruyor; “ben olmasam işin zor” diyordu yüzüme karşı güzelce sırıtarak.

 

Bu arada Kızılırmak Orman Ürünleri Ltd. Şti. adlı şirketin faturasını kullanarak inşaatı devam eden işten ayrı olarak fatura karşılığında Özel İdareden ödeme alıyordu. Hatta benim uhdemde olan pencere doğramalarını benden düşürtüp, pencere sövelerini bile adı dahi geçmediği Kızılırmak Orman Ürünleri Ltd. Şti.’nin faturasını keserek para tahsilatı gerçekleştiriyordu. Balkon yapıyor fatura kesiyor ve para çekiyordu. Hemen hemen her zaman fatura kesecek bir şeyler buluyordu ve hemen soluğu Özel İdarede alıyordu.

 

Hasbi’nin her gün yürüyüş yaptığı üçgen belliydi. Konak-Bayındırlık ve Özel İdare. Bir ara büroma geldi. Bölge Trafikte kış bahçesi yapılması için ihale yaptıracağını ve ön teklif topladığını söyledi (sanki Çankırı’nın danışmanı ve organizatörü). Benden ve bitişikteki bürodan iki teklif aldı ve ortadan kayboldu!

 

Sonra neler mi oldu? Söylememe gerek var mı? Aldığı tekliflerle birlikte Kızılırmak şirketinin teklifini koymuş, 2 hafta sonrada işe başlamıştı. Tabi ekstra faturalara da devam. Biz de ihale çıkacak diye o günlerde boşuna bekledik. Hasbi hem devletin adına piyasa araştırması yapıyor, hem de esnaflık adına işi yapıyordu!

 

Bütün bu olaylar karşısında Mustafa adında bir müteahhit arkadaşımız sesini çıkarıyor, şikayet dilekçeleri veriyordu ama nafile. Hasbi, gökten zembille inmişti ya, yola devam. Soda-kahvesini kim bilir hangi köşede yudumluyordu?”

 

Yapılan işler ve kurulan bağlantılar

adım adım Yıldıztepe'ye doğru akıyordu...

 

Bülent Uz burada biraz mola versin ve biz yine Çankırı’da yapılan işlere dönelim ve zat-ı muhterem Hasbi’nin haleti ruhiyesini anlamaya çalışalım!

 

Hasbi, Valilik Konağında yaptığı tadilatlarla ve ek projelerle birlikte Çankırı Bölge Trafik Müdürlüğünün bahçesine yapılan ahşap evin işini doğrudan temin ile bütün olan bir işi de “parçalayarak” yapmıştı. Aslında yaşanılan durum “doğrudan temin yasasına” da uygun değildi. Fakat son zamanlarda Çankırı’da işlerin “uygun” hale getirilerek yapılması bir yana bırakılmış; adeta “ben yaptım” olduya getirilmişti!

 

Bu arada yapılan işler çok önemli gibi görülebilir! Fakat bugünden o günlere dönüp daha bir “can alıcı gözle” olaylara baktığımızda, resmin çok daha büyük olduğunu ancak ve ancak görebiliyoruz!

 

Tabii ki bu günlerde Hasbi’nin kafası çok daha yüksek rakımlı tepelerde dolaşıyordu! Ancak bunu sadece Hasbi ve “bağlantılı” dostları biliyordu!

 

Her ne olursa olsun, adım atılırken bile “zemin araştırması” şarttır! Hasbi’ye biçilen rol de bu! Hasbi, eldeki “dedektör”(!) Zemin araştırıcı!

 

Ortada büyük bir proje var! Projenin gerçekleşmesi yönünde haliyle bazı rollere de ihtiyaç var. Taksimatta “Hasbi”ye “dedektör”lük düşmüş! Hasbi, bu işi en iyi şekilde yerine getirmek zorunda!

 

Tabii ki işin içine “turizmci” de katmak zorundayız! Bu işleri iyi bilen birkaç figür lazım! O da kolay! İyi bir turizmci! Ekibe dahil edildi!

 

Bu arkadaş sabit! Bir tane daha gerekli! Hareket halinde olan! Hatta hatta dış bağlantıları gerçekleştirsin… Bu işleri kovalasın… Arada bir gelir istirahatini yapar! Ama nasıl bir ödenek çıkacak?

 

Biraz düşünelim! Ya ne alaka! Düşünmenin sırası mı! İnandık… Neye?

 

Ya öyle değil be! İnandık Vazosu diyecektim… Yaptıralım 100 tane!

 

Fiyat mı? Canım normal bir şey yazsın işte! Ha bu arada, Ilgaz’da o bölgenin devir işlerini de yapmamız lazım!

 

“Dedektör” Hasbi şirketi bulmuş! Hem de ne bulmuş! Adı da Yıldıztepe! Ve bu şirket Çankırı’nın kurtuluşu olarak karşımıza çıkıyor… Yıldıztepe Ltd. Şti.’nin üç ortağından bir tanesi halen Çankırı İl Genel Meclisinde AK Parti Ilgaz üyesi olarak görev yapıyor: Mehmet Öztürk

 

Yıldıztepe Ltd. Şti. Orman Bakanlığından 10 yıllığına kiraladığı Ilgaz ilçesi, Çomar köyü Kadınçayırı orman içi mesire yerinde bulunan eski fidanlık binası ile etrafında bulunan toplam 4.457 m2’lik sahayı bila bedelle Özel İdareye devrediyor!

 

Ve bundan sonrasını yine kaldığımız yerden Bülent Uz’un anlattıklarıyla devam edelim.

 

“Tabii bu arada AK Partili İl Genel Meclis Üyesi
Mehmet Öztürk’le tanıştırıldım.”

 

“Çankırı Valiliği görünmez danışmanı olan Hasbi, kış bahçesini yaparken konağa kat ilavesi projesini de bir şekilde ortaya çıkardı. Keşfinin çıkarılması için D.K’dan yardım istedi ve keşfi çıktı. Bayındırlık elemanları konağa geldi ve mevcut binaya gözleriyle bakarak “beton binanın üzerine ahşap kat çıkılması uygundur” dediler.

 

Ortada statik hesap yoktu. Var olan sadece mimari projeydi. Hasbi, bana “Burayı ihaleye çıkaracağım! Senin dosyanla alalım” dedi. Ben üsluplarını sevmedim ve kabul etmedim. Bir seneye yakın görüşmedim. Bunun üzerine müteahhit H.A’yı ikna ederek işi onun üzerinden aldı ve kafasına göre bir müteahhit grubu oluşturdu (Ş.Ö- E.E- H.A).

 

Büyük becerilerle çıkardığı ihaleleri bu üç müteahhit üzerinden gerçekleştirme yoluna gitti. İş imkanı kısıtlı Çankırı’da Hasbi, bizleri en büyük refaransını kullanarak, ayrıca Anadolu insanının mertlik ve temiz yüreğini kullanarak çok kolay angaje edebiliyordu. Çok profesyoneldiler (?) Bu arada Hasbi, Yıldıztepe’ye el atmıştı ve gayri danışmanlık görevine devam ediyordu. Çok rahat hareket ediyor soda-kahveye içmeye hiç ara vermeden devam ediyordu.

 

Gayri danışman Hasbi, Ilgazlı İl Genel Meclis Üyesi Mehmet Öztürk ile ranta dönüşebilecek (devletten edinim) projeler peşindedirler. Dikkat edilirse birçok yatırımlar Ilgaz’dan çıkmakta ve her nedense sürekli olarak bu ikili boy göstermektedir.

 

İlk olarak Yıldıztepe’deki mevcut tesisin ilavelerini çıkardılar. Oteli işleten Mehmet Öztürk, inşaatları yapan Hasbi idi! Otele ahşap kat ilaveleri inşaatı alel acele ihale edildi.

 

Nereden? Ilgaz Köylere Hizmet Götürme Birliğinden. 

 

03/03/2005 yılında tesis 10 odalı olarak olarak Yıldıztepe şirketine ihale edilmiştir. Kısa bir süre sonra kira sözleşmesi dondurulmuş, 10 oda 22 odaya çıkacak şekilde bir de kış bahçesi ilave edilerek, daha sonra da çevre düzenleme ihalesi araya sıkıştırılarak otel bugünkü duruma getirilmiştir. Peki bu kütük ihalelerini alıp yapan kimdir? Tabiki Ş.Ö’nün dosyasıyla Hasbi. Bu işler bitirildikten sonra da Mehmet Öztürk’ün ifadesiyle; içki satamayacağı için devretmişti. Sanki sözleşmede “içki satacaksın” diyordu. Dediğim gibi Yıldıztepe böyle bir şey.

 

Dönemin valisi Halil Ulusoy tarafından Orman Bölge Müdürlüğüne müracaat ediliyor. Buradaki tesisin (o zaman tek katlı idi) yaptırılıp kiraya verilmesi için izin istiyordu. Bu yazının cevabı retti. Yıldıztepe fikri sayın Ulusoy'a aitdi fakat resmi müracaatlarında bir sonuç alamayınca işin peşini bırakmıştı. Bir devlet adamı olarak illegal bir iş yapamazdı ve yapmadı. Burası ormanla yapılan protokolde 10 seneliğine eğitim amaçlı olarak valilik tarafından kiralanmıştır (08/10/2002 tarih ve b18.1.ogm.0.006.01.bas.04.06.1086 sayı).

 

Yıldıztepe olayları hiçbir zaman yasal olmadı: Neden mi? Sıralayayım;

 

1) İl Özel İdaresi Kanunu Madde: 20... - İl genel meclisi üyeleri, görevleri süresince ve görevlerinin sona ermesinden itibaren iki yıl süreyle il özel idaresi ve bağlı kuruluşlarına karşı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak taahhüde giremez, komisyonculuk ve temsilcilik yapamaz... Bu kanuna rağmen bu ihale Mehmet Öztürk’ün en büyük ortağı olduğu şirkete verilmiştir.

 

2) Mehmet Öztürk, ormandan kiraladığı Kadın Çayırı mesire işletmeciliğini yeni hazırlanan Yıldıztepe’ye konabilmek için karşılıksız feshetmiştir.

 

3) Mehmet Öztürk tarafından Yıldıztepe şirketi kurulmuş, ne hikmetse daha sonra bu bölgeye de resmi olarak bu ad (Yıldıztepe) verilmiştir.

 

4) Valilik ve Orman Müdürlüğü ile aralarında yaptıkları protokolde buranın eğitim hizmetlerinde kullanılacağı açıkça belirtilmiştir.

 

5) Yine bu protokolün 2. maddesinde; “bina hiçbir şekilde başka bir kuruma devredilmeyecek ve amacı dışında kullanılmayacaktır” der.

 

6) Vilayet Yıldıztepe şirketi ile yaptığı sözleşmenin 33 ve 34 maddelerinde demiş ki; tesisi üç yıldızlı turistik otel olarak işleteceksin.

 

7) Ayrıca orman, buradaki tesisin ormana ait olduğunu, turizm kapsamında olmadığını belirtmiştir. Yani turizm tesisi denmesi boş bir laf. Daha saymakla bitmez. Yıldıztepe böyle bir şey. Siz adını ne koyarsanız koyun."

 

Evet... Siz adını ne koyarsanız koyun... "Yıldıztepe Gerçeği" devam ediyor... Bütün heyecanı ve yazı dizisi devam ederken bizlere yaşattığı çeşitli görünmez sıkıntılara karşın...

 

Gelecek bölüm:

Yıldıztepe’den kimler geldi kimler geçti!

Metin Akpınar çevirdiği dizide neden Çankırılı oldu? 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler
banner42
banner145

Yorum Gönder

@name x