banner198

Erdoğan, “Eğitim sistemimiz hepimizi günahkâr kabul ediyor!“

İlahiyatçı-Sosyolog Erol Erdoğan 'Yeni bir medeniyet kurmamız mümkün mü?' sorusunun cevabını aradı.

Erdoğan, “Eğitim sistemimiz hepimizi günahkâr kabul ediyor!“
banner145
İlahiyatçı-Sosyolog Erol Erdoğan 'Yeni bir medeniyet kurmamzı mümkün mü?' sorusuna cevab aradı. Türk eitim sistemini eleştiren Erdoğan, Eğitim sistemimiz her birimizi günahkâr kabul ediyor! tespitinde bulundu.


Erol Erdoğan, İnsan ve Medeniyet Topluluğunun ev sahipliğinde Çankırı’da
Yeni Bir Medeniyet Mümkün mü? konulu konferansta konuştu. Uluyazı Rektörlük binası konferans salonundna gerçekleşen  konferansa ÇKÜ Rektörü Ali İbrahim Savaş ve öğrenciler katıldı.


Medeniyet denildiğinde akla sadece mimarı eserler, şehirleşmenin gelmemesi gerektiğini belirten Erdoğan, “Aslında medeniyet dediğimiz şey her türlü anlama, ilişki biçimidir. Dolayısı ile medeniyet dediğimizde sadece kentlere bakmamız gerekmiyor. İnsanlar arasındaki ilişkiler nasıl oluşmuş; arkadaşlık, dostluk, ticari, hukuksal ilişkiler, ahlaki detaylar boyutlar var. Bunlarda medeniyetin içinde yer alan unsurlardır” dedi.


İnsanların yeme-içme, kıyafet seçimi ve alışkanlıları ile birbirinin kopyası haline geldiğine dikkat çeken Erdoğan, “ Modernsizim artık bir medeniyet değildir tuhaf bir şeydir. Dikkat ediyorsanız hepimizi artık birbirimize benziyoruz. Bütün şehirler birbirinin aynısı olmaya başladı. Bütün AVM’ler, giydiğimiz ayakkabılar, selamlaşma şekillerimiz, mimiklerimiz, kullandığımız renkler hepsi birbirinin aynısı olmaya başladı.” şeklinde konuştu.

-Globalleşme modernsizimin ileri karakolu!-

Modernsizimin en büyük gücünün doğanın fıtratına aykırı olarak bünyesinde barındırdığı farklı düşmanları birbirine benzeştirme yeteneği olduğuna vurgu yapan Erdoğan, “Globalleşme dediğimiz şey bu açıdan tehlikeli bir virüs gibi modernsizimin ileri karakolu olarak bütün dünyayı dolaşarak her şeyi birbirinin aynısı yapıyor.  Dünyada her şey birbirinin aynısı olmaya başladığı zaman orada her hangi bir medeniyetten, doğallıktan, gelenekten, kültürden söz etmemiz mümkün değildir. Hâlbuki medeniyet dediğimiz de; doğuştan getirdiğimiz farklılıkları korumak ve o farklılıkların üzerini ufak ufak geliştirerek farklılıklardan kaynaklanan zenginliklerle tarihte yaptığımız zaman eğrisi üzerinde yeni mekanizmalar yeni algılar yapılar ortaya çıkartmamız gerekir.” dedi.


-İslam medeniyeti aktif bir halde değilse bu suç kime ait?-

Toplum olarak Osmanlı medeniyetinin ortaya koyduğu güzel örnekleri anlatmaktan keyif aldığımızı ifade eden Erdoğan “Kabul etmemiz lazım ki; Osmanlı medeniyeti artık ayakta değil. Şehirlerimiz hala onların güzel örneklerine ev sahipliği yapıyor. Selçuklu kentleşmesine dair mimarı yapılardan bahsedebiliyoruz. Ama bir gerçek var ki; ne Selçuklu, ne Osmanlı, ne Endülüs medeniyetleri aktif birer medeniyet değildir. Sadece miras olarak, anlam olarak, tarih olarak elimizde durağan haldedir. Bu suç kimin? Eğer Osmanlı medeniyeti, Selçuklu medeniyeti durağan halde ise ve dolayısı ile üzücü ama İslam medeniyeti aktif bir halde değilse bu suç kime ait?” diye sordu.

Müslümanların İslam dinini eksik yaşanmasının nedenini; kendi medeniyet değerlerine ait olmayan formlarda, mekânlarda, kurumlarda yaşıyor olmasına bağlaya Erdoğan, “Bizim inancımız; ‘komşunu gözet, yemek kokunla onu rahatsız etmeyeceksin’ diyor. Bu gün ki konut mimarimiz ile bu mümkün değil. İslam kentleşmesinde çok temel bir akidedir, komşunun rüzgârını kesmeyeceğiz. Yani her konutun ihtiyacı olan denizden gelen rüzgârı ve güneşi kesmeyeceksin yapacağın bina komşunun hakkın zedelemiş oluyor. Müslümanlar kendi dileri ve inançlarını başka kültürler üzerinde kendilerine ait araçlar üzerinde yaşadıkları için aslında İslam dinini eksik yaşıyorlar. Kentleşme örneği komşuluk örnekleri dışında binlerce konu üzerinde örnek verebiliriz.” dedi.

-Bu çağın en temel problemi yaşamaktır!-

Yeni bir medeniyeti konuşarak, etkinlikler düzenleyerek kurmanın imkânsız olduğunu söyleyen Erdoğan, medeniyet denilen olgunun ancak yaşamanın sonucunda ortaya çıkacağını anlattı. Erdoğan, “ Yaşarsanız bir medeniyet ortaya çıkar. Medeniyet bir yapı kurmak gibi değildir. Medeniyet uzun bir sürecin sonunda yaşarsak oluşur. Bu çağın en temel önemli problemi yaşamaktır. Bu çağın özelliği görünür olma çağıdır. Şu telefonumuzdan çektiğimiz paylaşımlarla hepimiz algı peşindeyiz. Ama medeniyet algı değildir.  Medeniyet bizatihi bütün azalarınla yaşamakla olan bir şeydir. Ama bulunduğumuz devir, yaşamak devri değildir. Yaşamayı devrettiğimiz bir devirdir. Sorumluluklarımızı, kendi omuzlarımızı da ki yüklerimizi kurumlarımıza devrettiğimiz zamandır” diye konuştu.   

Dindarlık eleştirisinde bulunan Erdoğan, “Çocuklarımıza İmam Hatip okullarına yada Kuran kursuna gönderiyoruz ve diyoruz ki; ‘O okul benim çocuğuma dindarlığı, namaz kılmayı, İslam’ın şartlarını, ahlaklı olmayı, anne-babaya nasıl davranılacağını öğretsin” istiyoruz. Bu ancak annelik ve babalık görevimizi o okula devretmek demektir. Devrettiğimiz andan itibaren de aslında bizde yaşamıyoruz demektir. Zaten yaşamadığımız için devrediyoruz. Bir çocuk namaz kılmayı anne-babasından görerek öğrenir. Eğer anne-baba namaz kılmayı okulun öğretmesini istiyorsa, o ailenin görevini bir kuruma devretmesi anlamına gelir. Hepimiz şuanda devrediyoruz. Devrettiğimiz içinde sürekli etkinlik yapıyoruz, açıklarımızı kapatmak için. Gerçekten inandığımız değerleri yaşasak, etkinlik yapma ihtiyacımız olmayacak. Çünkü çocuklarımıza o etkinliklerle kazandırmak istediğimiz özellikleri zaten kendimiz yaşıyoruz ve onlara öğretiyoruz demektir” şeklinde kouştu.

 


-Eğitim sistemimiz her birimizi günahkâr kabul ediyor!-

Eğitim sistemimizi eleştiren Erdoğan, medeniyet eğitim ilişkisini ele aldı. Erdoğan, “Bütün eğitim sistemleri modernsizim denilen şeylerle illetli hasta hale geldiği için hepsi bizim doğuştan doğamızda var olan yeteneklerimizi düşman etti. Biz her birimiz doğduğumuz andan itibaren olağan üstü canlılar olarak çok özel yeteneklerle dünyaya geliyoruz. Belki iyi bir müzisyen, iyi bir edebiyatçı, iyi bir tıp doktoru olacağız bunları bilmiyoruz. Çünkü bizim eğitim sistemimiz ‘bu çocuğun yeteneği ne’ diye sormuyor. Her birimizi doğduğu gün günahkâr kabul ediyor. Bir an önce temizlenmesi lazım ya da, bembeyaz bir sayfa kabul ediyor ve hemen oyun hamuru gibi şekillendirmek istiyor. Hâlbuki eğitim sisteminin temel amacı çocuğun kabiliyetlerini tespit edip o yeteneğin önünü açmak olmalı. Ama modernsizim eğitim sistemimizi de aynı hale getirdiği için hepimiz aynı işleri yapıyoruz” diye konuştu.

- Şekilci meselelerle zaman harcıyoruz!-

Eğitim sistemimizin hep tek tipçi şekilci meselelerle zaman harcadığını savunan Erdoğan, “Eğitim sistemimizin bütün derdi öğrencileri tek tip insan haline getirmek. Onun içinde çok yetenekli öğrenciyi geri çekiyor, arkada ki kusurlu öğrenciyi de ileri itmeye çalışıyor. Hepsini orta noktada buluşturmaya çalışıyor. Orta noktada buluşuyorlar ama ortaya hiç bir şey çıkmıyor. Eğitimin temel amacı yeteneklerin önündeki engelleri kaldırmak olmalıdır” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Biz kendi medeniyetimizi yeniden inkişaf ettirip kendi değerleri üzerine kuracaksak, bunun tek yolu bilmek ve yaşamaktır” diyerek sözlerini tamamladı.




Çankırı Postası

Güncelleme Tarihi: 05 Mart 2015, 14:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner214