Battal Gazi, kafirlerin arasına daldı mı hepsini haklamadan çıkmazdı. Türlü entrikalara kurban olur, ihanete uğrar fakat sonunda kesinkes başarıya ulaşır ve kale Allahuekber nidalarıyla fethedilir, film sona ererdi…  Dizi veya filmler hiçbir zaman sadece keyfli vakit geçirmek için hazırlanmış projeler değildir. Belirli bir düşüncenin aktarılmasında kullanılan araçlardır.

İşte tam da bundan dolayı aradan haftalar geçmesine rağmen halkın genelinde karşılık bulmuş ‘Diriliş’ dizisine yapılan saygısızlık büyük tepkiler almış ve hala unutulmamıştır.





Evet Dirilişin senaristi bizden biri, konusu bizim düşündüklerimiz. Diriliş bizim. Ona sahip çıkmalı ve desteklemeliyiz. Fakat aradan haftalar geçmesine rağmen gösterdiğimiz bu tepkiyi daha önemli meselelerde de göstersek ve 
harbiden dirilsek. Mesela diziyi sahiplendiğimiz kadar genelevlerde çalışan din kardeşlerimizi önemsesek. Ertuğrul Gazi’nin, Osman Gazi’nin torunlarının haline içimiz anlık dahi olsa cız etse. Çalışanlarının isimlerinin Halime, Emine, Hayme olduğunu getirsek aklımıza... Yapabileceğimiz illaki bir şeyin olduğunu hatırlasak; en azından dizi için verdiğimiz tepkiyi versek mesela...


Zinayı belki yeryüzünden tamamen kaldırılabilmemiz mümkün olmayabilir. İnsanoğlu olduğu müddetçe sayı azaltılabilir ama yok edilmesi mümkün değildir. Bunun için tüm nefslerin ıslah edilmesi ve şeytanın görevini yapmaması gerekir. Bizlere yetişilemeyecek derecede sınırlar çizen Osmanlı’da da olmuştur, Selçuklu’da da. Hatta Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem zamanında bile vardı. Zinayı işleyenler ise ashab-ı kiramdandı. Hadis kitaplarımızda bu fiili işledikten sonra pişman olan ve temizlenmek isteyen hem erkek hem de kadın insanlar vardı. Zina Allah-u Zülcelal’in razı olmadığı hatta o fiil esnasında imanın kişide durmadığı kötü bir günah. Peki ya fuhuş?

Fuhuş Türk Dil Kurumuna göre “İçinde bulunulan toplumun kurallarına uymayan bir biçimde bir veya birkaç kişiyle para karşılığında cinsel ilişkide bulunma” diye tanımlanmaktadır. İşin içinde para yani bir sektör vardır. Sektörün ortaklarından birisi de Ertuğrul Gazi’nin açtığı yolun son temsilcisi olan Türkiye Cumhuriyeti. Türk Ceza Kanunu'nun 5237 sayılı yasanın 227. Maddesine göre Türki ye’de fuhuş yasaldır. (Çok ağır bir cümle değil mi bu?)


Resmi olarak işletilen genelevlerde; belgeli, vergili, sağlık kontrolü ile fuhuş yapılmaktadır… Manukyan’ın işlettiği genelevlerle altı sene vergi rekortmeni olduğunu bilmeyen yoktur. Hadi diyelim o zamanlar başka bir Türkiye vardı. Ya şimdi? Hedefleri olan, ümmetin liderliğine soyunan bir Türkiye... Fahişeden aldığı vergilerle maaş veren bir devlet ile bu hayaller nasıl gerçekleşir? Biz dirilişi izlediğimiz dizilerden mi başlatacağız? Ya da sadece maddi kalkınmalarla kendimizi mi avutacağız? "Biz Müslümanız ve benim devletim böyle işlerden gelir elde edemez!" dememiz kadar doğal ne olabilir?"


Orada çalışanlar hepimizin kardeşi, hepsi hayatın bir tokadı ile bu işlere bulaşmış insanlar, biz onlara zaten bu işi yapıyorlar bari devlete katkıları olsun diye mi bakacağız? Ertuğrul torunu düşene böyle mi yardımcı olur? Devlet politikası bunu mu gerektirir? Devletin bu paraya ihtiyacı mı var? Çok mu zor Müslüman mahallesini mesken edinmiş devlet kerhanelerini kaldırmak? Devlet istesin yeter ki… Halka öncü olsa bir haftada halk kendi başına çözer bu işi. Mesela açsın bir fon duyursun insanlarına, “Biz bu rezalaeti en azından devletin üzerinden atacağız. Oradaki insanları mağdur etmeme adına tazminatlarını vereceğiz ve bir daha yapmamamalarını söyleyeceğiz.” dese ve bu fonu duyursa, o kadar çok bağış gelir ki… Bu yöntem olmasa başka bir yol izlenir, farklı bir çözüm bulunabilir. İstenirse o kadar kolay olur ki? Demek ki istenmiyor, Herkes razı bu işten ve herkese bir şekilde bulaşıyor bu işi yapanın sıfatından...



Hülasa olarak şöyle bir örnekle bitireyim yazımı

Önümüzdeki hafta yayınlanacak Diriliş dizisinde şöyle bir sahne olsa: Malum oba zor durumda, kilimhane planı da tutmayacak gibi. Ertuğrul bir adamı çağırsa ve “Obaya git, Ertuğrul Bey’in emriyle geldiğini söyle ve bir grup kadınları topla. Bir çadırda bu işi parayla yap ve kazandığın altınlarla bana gel” dese… O anda televizyonu kıracak, sinirden köpürecek, Türkiye gündemini tepkileriyle sarsacak insanların olduğunu biliyorum. Çünkü bunu ne Kayı Bey’ine ne de Kayı Obasındakilere yakıştıramayız.

Peki kendimize ve kendi devletimize nasıl yakıştırıyoruz?