21 Mayıs 1904 tarihinde Paris'te "International Federation of Association Football-Uluslararası Futbol Federasyonu" kısa adıyla FIFA kurulmuştur. Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İspanya, İsveç ve İsviçre olmak üzere 7 girişimci ülke ilk uluslararası futbol organizasyonunun kurulmasına öncülük etmişlerdi. Almanya hemen FIFA'ya katılırken, futbolun mucidi İngilizler başta bu yeni oluşumun dışında kaldıklarından, FIFA'ya soğuk yaklaşıyorlarsa da bu uluslararası organizasyona 1905'te dâhil olmuşlardı. 1912'ye gelindiğinde FIFA'ya üye ülke sayısı 25'e çıkmış, futbola ara verilmek zorunda kalınan Cihan Harbiöncesi 25 olan üye sayısı savaştan kısa süre sonra 36'ya çıkmıştır. Türkiye’de 21 Mayıs 1923 tarihinde FIFA'nın 26. üyesi olmuştur. Günümüzde ise 211 üye ülke ile Birleşmiş Milletlerden bile daha fazla üyeye sahip olarak futbolun küresel yönetimini altı farklı kıta konfederasyonu üzerinden koordine etmektedir. Böylesine güçlü devasa bir yapının sömürge siyasetinden uzak kalmasının mümkün olamayacağı tespit ederek yazımıza başlayalım…
Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’da yapılacak olan2026 FIFA Dünya Kupası’nınaçılış maçıMexico City'de, bir zamanlar Pele’nin dünya sahnesine çıktığı, Maradona’nın "Tanrı’nın eli” diyerek hileli -ama rakip İngilizler olunca hoşumuza giden- golü attığıAzteca Stadyumu'nda yapıldı. Kupanın ilk maçını 2-0 kazanan Meksika, büyük çoğunluğunun gelir seviyesi düşük, mafyanın etkisi altında ezilen, yılda birkaç gazetecinin öldürüldüğü ülke halkını sevince boğdu. Maç biletlerinin tüm zamanların en pahalısı olduğu maçlara elbette Meksikalıların büyük çoğunluğunun stadyumdan izlemesi imkânsızdı, onlarda bizim gibi televizyonlardan izlemişlerdi. Nitekim maç oynanırken dışarıda yapılan gösteriler, ülkenin mevcut durumunu tüm dünyaya duyuruyordu. Göstericilerin birinin elindeki Filistin bayrağı, ABD’ye, FIFA’ya ve kupanın sponsorları olmak üzere dünyayı yönetenlere adeta bir isyan olarak sallanıyordu.
Meksika'da ilk kez 1970 yılında düzenlenen kupada, Pele’nin yıldızlaştığı Brezilya şampiyon olmuştu. 1986 yılı Dünya Kupası da Meksika’da düzenlenmiş,burada da Arjantin şampiyon olmuştu. Kanada ve ABD ile ortaklaşa da olsa Meksika’da 3. kez düzenlenecek kupayı bakalım bu seferde mi Latinler alacak? Bu arada ABD gibi futbolun az ilgi çektiği bir ülkede niye ikinci kez, Meksika gibi problemli bir ülkedeüçüncü kez düzenlenen dünya kupaları niye ülkemizde bir kere bile düzenlenmiyor, ülke başvurularımız mütemadiyen niçin geri çevriliyor?
Bunun cevabı, SimonKuper’in 32 yıl önce dediği “Futbol asla sadece futbol değildir.” sözünde diyelim ve saha içine dönelim…
İlk kez 1930 yılında Uruguay’da düzenlendikten sonra, İtalya, Fransa, Brezilya, İsviçre, İsveç, Şili, İngiltere, Meksika, Batı Almanya, Arjantin, İspanya, Meksika, İtalya, ABD, Fransa, G.Kore/Japonya, Almanya, Güney Afrika, Brezilya, Rusya, Katar ve 23’üncüsü Meksika/ABD/Kanada’nın ortaklaşa olarak düzenleyeceği FIFA Dünya Kupası daha öncekilere hiç benzemeyecek gibi!
İlk kez 48 ülkenin katıldığı kupada pek çok yenilik de burada uygulamaya girecek.
Yıllar konuşulan su molası -aslında reklam molası- 3 dakika olarak her devrenin ortasında uygulanacak.
Topun oyunda kalma süresini uzatmak için, aut ve taç atışları artık 5 saniye içinde yapılacak.
Taç atışı süresinde kullanılmazsa top rakip takıma geçecektir.
Aut atışı süresinde kullanılmazsa rakip takım korner kazanacaktır.
Oyuncu değişiklikleri 10 saniye içinde yapılmazsa oyuna giren oyuncu en az 1 dakika bekleyeceğinden takımı 10 kişi oynayacaktır.
Saha içinde konuşurken ağzını kapatan futbolcu doğrudan kırmızı kart görecektir.
Hakemin yanına sadece takım kaptanı yanaşabilecek, hakemin etrafını saran diğer futbolcular sarı kart ile cezalandırılacaktır.
Kaleci saha içinde tedavi görürken, takım arkadaşları kenara gidip teknik direktörden taktik alamayacaktır.
Kaleci sakatlanıp yerde kaldığında, hiçbir oyuncunun kenara, teknik direktörünün yanına gitmesine izin verilmeyecek. Oyuncular ya saha içinde bulundukları yerde bekleyecek ya da orta yuvarlakta toplanacaktır.
Duran toplarda hücum takımının ceza sahasındaki hareketleri VAR tarafından incelenecek. Faul tespit edilirse, devamında gol olsa bile VAR uyarısıyla korner tekrarlanacak.
Kırmızı karta dönüşen 2. sarı kartlar da VAR’da incelenecektir.
Yeni kurala göre top oyuna girmeden önce, savunmanın savunma yapmasını engellemek amacıyla yapılan net ve illegal hücum blokları artık VAR tarafından incelenebilecek. Eğer doğrudan gole etki eden bir faul varsa, VAR hakemi uyaracak ve korner atışı tekrarlatılacak. Bu kural sadece hücum faullerini kapsayacak; savunmanın çekmelerini kapsamayacaktır.
Hakem kararını protesto etmek için sahayı terk eden oyunculara doğrudan kırmızı kart verilecek.
Oyuncuları sahayı terk etmeye teşvik eden takım yetkilileri de kırmızı kartla cezalandırılacak.
Bir maçın yarıda kalmasına neden olan takım, prensip olarak hükmen mağlup sayılacak.
A Millî Futbol Takımıza gelirsek, TFF ulusal organizasyonlarda ne kadar beceriksiz olursa olsun, uluslararası mecrada A milliler ile güzel işler çıkarıyor. Bunda her ne kadar yakalanan jenerasyonun etkisi olsa da TFF’ninyönetim başarısını yok sayamayız.
Türk Milli Futbol Takımımızın 3. kez katılacağı Dünya Kupası’nda, 2002 yılında elde ettiği başarıyı tekrarlayabilir veya bir final olabilir mi?
Hakkını vermek lazım, teknik heyetin elinde prese dayalı, kontratak veya topa sahip olarak set oyunu oynayabileceğimiz, duran toplarda etkili futbolcularda kurulu iyi bir kadro var. Kadronun en önemlisi Ankara’da beden öğretmeninin,“bu çocuğu Gençlerbirliği alt yapısına verin.” dediği ve Beştepe’den Real Madrid’e kadar uzanan bir yola çıkan Arda Güler desek herhalde haksız sayılmayız. Gruptaki ilk maçımız çok önemli, liderlik için ABD ile mücadele edeceğimizi tahmin ettiğim gruptan çıktığımızda yolumuz açık görünüyor. İlk 16’yı garanti görmekle birlikte niçin bir yarı final olmasın diyor ve millilere başarılar diliyorum.
Ayağınıza taş değmesin!..