banner198

Mehmet Akif’in Çankırı’ya gelişinin ve Çankırı Vaazının 100. Yılı

Mehmet Akif’in Çankırı’ya gelişinin ve Çankırı Vaazının 100. Yıl dönümü.

Mehmet Akif’in Çankırı’ya gelişinin  ve Çankırı Vaazının 100. Yılı
banner145

Birinci Cihan Harbinden sonra Mondros Mütarekesi’nin imzalanması ile birlikte son Müslüman Türk Devletinin parçalanması hedeflenmiş ve Sevr antlaşması zorla imzalatılarak Anadolu’da işgal edilmek istenmiştir. Bu durumu kabul etmeyip isyan eden şairlerimizin başında gelen Mehmet Akif, halkı aydınlatmak ve Milli Mücadele konusunda bilinçlendirmek için ilk önce Balıkesir Zağnos Paşa camiinde 23 Ocak 1920 Cuma günü bir vaaz vermiştir.  Bu vaazını yayımladığı Sebilürreşad dergisinde de yayımlamış, bundan dolayı dergisi işgal kuvvetleri tarafından devamlı sansüre uğramış ve kendisi de takip altına alınmıştır. İstanbul’da hizmet imkânı bulamayan Mehmet Akif, itibarlı ve yüksek maaşlı işini ve ailesini bırakarak 10 Nisan 1920 tarihinde Milli Mücadeleye katılmak üzere gizlice Ankara’ya doğru yola çıkmış, Büyük Millet Meclisinin açılışının ertesi günü 24 Nisan 1920’de Ankara’ya ulaşmıştır. Ankara’da hemen faaliyete geçerek 28 Nisan tarihli “Hâkimiyet-i Milliye” gazetesinde haber verildiği gibi, 30 Nisan Cuma günü Hacı Bayram Camiinde kürsüye çıkarak halka hitap etmiş, İstiklal Savaşı’na da Burdur mebusu olarak katılmıştır.

Mehmet Akif, 4 Ekim 1920’de BMM’ne başvurarak Kastamonu’ya gitmek için izin istemiştir. Meclis zabıtlarından ise Akif’in “propaganda” için Kastamonu’ya gönderildiği yazılıdır. Meclis Başkanı, 7 Ekim 1920’de Mehmet Akif’i 1,5 ay izinli saydıklarını bildirerek divanın bu kararını onaylamış, Meclis de kabul etmiştir.

Mehmet Akif, yanında Çankırı (Kengırı)  mebusu Hacı Tevfik Bey, Binbaşı Halim Bey ile Kastamonu’ya doğru yola çıkmıştır. Kafileyi Kalecik ilçesi yakınlarında Çankırı Kafkas topçu alayı kumandanı Yahya Bey karşılamıştır. Yahya Bey mücadele azmiyle dolu heyecanlı bir kumandandır. Mehmet Akif ve yanındakiler Yahya Bey’in delaletiyle yol üzerinde bulunan köylere uğrayarak, onları vaazları ile irşat edip, Milli Mücadeleye katılmaya davet ettiler. Çankırı’da Kafkas Topçu Alayının oluşu ve Çankırı’nın Kuvâ-yı Milliye ruhu ile çalkalanması Mehmet Akif’i çok memnun etmiştir.

Milli şairimiz Mehmet Akif, 15 Ekim 1920 Cuma günü Çankırı’nın en büyük camisi olan ve halk arasında Büyük cami olarak bilinen, Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı Ulu camiinde bir vaaz vermiştir. Mehmet Akif bu vaazında ibadetten önce hürriyetin geldiğini ve hürriyet olmadan yapılan ibadetlerin kabul olmayacağını, kâfirin işgali altında olan halifenin de esir olduğu dolayısıyla gerçek halife olamayacağını, Yunanlılara ve kâfirlere karşı cihad bayrağını açan Mustafa Kemal etrafında toplanmak gerektiğini ısrarla vurgulamıştır.  Mehmet Akif vaazında şunları söylemiştir:

 “Muhterem Müslümanlar, Aziz Çankırılılar! Allah’a hamd u senalar olsun. Aylardan beri Cuma namazını kılmak fırsatını Çankırı’da buldum. İstanbul ve civarında kılamadım. Çünkü o yörelerde kâfirlerin bayrağı dalgalanıyordu. O bayrağın altında kâfirin kölesi idik. Rabbü’l-âlemin müslümanlara köleliği haram kılmıştır.  Kölenin [Cuma] namazı kabul değildir. Hürriyetinizi kazanacak sonra cumaya koşacaksınız. Kâfirin bayrağı altında halifelik de kuru bir sözden ibarettir. Halifelik İslam bayrağı altında olur. Yoksa halife de bir köledir. Allah’ın reddettiği bir haleftir. Öyleyse müslüman için evvela hürriyet sonra ibadet.

Aziz Çankırılılar! Kâfirlerin köleliğini kabul etmeyip hürriyet için cihad açan Mustafa Kemal Paşa etrafında toplanınız ve ülkemizi yakıp yıkan hamile kadınların karınlarını deşen hiçbir günahı olmayan çocuklarımızı süngüleyip havada dolaştıran kız ve kadınlarımızın namuslarına tecavüz eden Yunan ordusunu ve onları destekleyen kâfirleri kovmadıkça ve eli kolu bağlı yörelerimizde İslam’ın bayrağını dalgalandırmadıkça sizlerin de ameli noksan [kalır] ibadeti makbul olamaz. Köleliği kaldıran ona cihad açan Kuvva-yı Milliye ordusuna katılınız. Cennetin kapısı daima şehitlere ve gazilere açıktır. Her iki cihanda da Allah’ın makbul kulları şehitler ve gazilerdir.” Hatırat şöyle devam ediyor: [Mehmet Akif’in] Sözü hıçkırıklarla boğazına tıkanarak gözyaşları ile duasını yapmıştır. Mehmet Akif Bey söylemiş Çankırılılar ağlamış, ağlamak neye yarar namazdan çıkan evine koşmuş, hazırlığını yapıp [askerlik] şubesine koşmuş, gönüllü erlerle şube önü dolup taşmıştır.

Mehmet Akif ’in Çankırı’dan Kastamonu’ya hangi gün hareket ettiği bilinmemektedir. Ancak yanındakilerle beraber, yol üzerinde bulunan yerleşim yerlerindeki halka Milli Mücadele’yi anlatarak yoluna devam ettiği anlaşılmaktadır. Mehmet Akif, 19 Ekim 1920 tarihinde yaylı bir araba ile Kastamonu’ya ulaşmış ve o günlerde Kastamonu’da yayımlanan Açıksöz gazetesi 21 Ekim 1920 tarihli nüshasında Mehmet Akif’in Kastamonu’ya gelişini okuyucularına duyurmuştur.

15 Ekim 1920’de Çankırı’da vaaz veren İslam şairi Mehmet Akif’i, Çankırı’ya gelişinin 100. yılında rahmetle anıyoruz.

Dr. İbrahim AKYOL

Çankırı Postası

Güncelleme Tarihi: 21 Ekim 2020, 04:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER