Yokluk vardı, israf yoktu

AHŞAP SAPLI KALEMLİK
Beyaz yakalı, alaburus ya da sıfır traşlı, kara önlüklü çocuklar…
Kimi saçaklı, kimi örgülü saçlı kocaman beyaz kordelalı, kara önlüklü kız çocukları…
Gerçek okul çantası olanlar 3-5 kişiyi geçmezdi. Tahta çantası olanlar da öyle...
Kitaplarını bez torbalarda, muşambadan çantaya dönüştürülmüş poşetlerde utanarak, sıkılarak taşıyan kara önlüklü çocuklar…

Silgimizi, kaybolmaması için, ortadan delip bir ip ile boynumuza asardık.
"Okul servisini görmeyen nesil" deyip uzatmayalım...
60’lı yıllarda hemen her okul araç gereci çok temiz ve itinalı kullanılırdı. Büyüklerimizde bu konuda bizleri özendirirlerdi. Okula yeni başlayanların en çok kullandığı gereçlerin başında kâğıt, kalem gelirdi.
Matematik defterleri sarı yapraklı saman kağıdından mamüldü...
Zamanın pek kaliteli olmayan kurşun kalemleri sık sık kırılır ve sonuçta ucu açıla açıla küçülür ve yazmak hayli zorlaşırdı. İşte o zaman kırtasiyelerde satılan “ahşap saplı kalemlikler” imdada yetişirdi.
Bu kalemlikler, içine kalem girecek genişlikte yaklaşık 15 cm boyunda, aşağıya doğru daralan ve uç kısmında içine kalem takılınca sıkıştırma yapan mavi bir halka (bilezik) olan ahşap bir aparattı.
Bu kalemlik sayesinde küçülen kurşun kalemlerimizi bir-iki santim olana kadar kullanırdık.


KOLA

Günümüz çocuklarına kola denince, akıllarına ilk gelen "içecek" olur mutlaka.

Oysa bizim çocukluğumuzun kolası çok başka bir şeydi…

İlkokulda Sümerbank markalı siyah okul önlüklerimize taktığımız beyaz yakalarımızın dik durması için kullanılırdı kola. Kola; nişasta veya pirinç unundan elde edilen granüle parçacıklardır. Yaka, bir tas içinde suda eritilen kolaya batırılır, sonra da kömürlü ütü ile dumanı tüte tüte sertleşinceye kadar kurutulur, parlatılırdı.

Eğer yaka dar ise, akşama boynumuz sanki kesilmiş gibi, yakanın sıyırdığı yer kıpkırmızı eve dönerdik ki; okul paydos zili çalar çalmaz ilk yapılan iş, yakanın ilmiğinin bir tanesinin yerinden sökülmesiydi..

O zamanlar Çankırı'da her bakkal dükkânında ve kırtasiyecide küçük kırmızı kutusunda "ATLI marka kolayı" kolaylıkla bulurduk...



©YAYIN HAKKI SAKLIDIR
YORUM EKLE
YORUMLAR
nagehan
nagehan - 4 yıl Önce

metin bey öncelikle yazınızın anlam ve değeri açısından sizi tebrik ederim..tıpkı yazınızda anlattığınız gibi bi öğrencilik hayatı yaşadık..evet hepimizin sarı sayfalı defteri kolalı yakalarımız vardı..yokluk içindeydi yaşantılarımız..ama mutlu ve içtendik..dürüst ve dirayetli çocuklardık..şimdilerde çocuklar doyumsuz ve mutsuz..saygılarımla.

muharrem
muharrem - 4 yıl Önce

değerli hocam;evet kara önlüklerimizle yokluk içinde saf ve masum edeple okuduk..şimdilerde çocuklar kollejlerde serbest kıyafetlerle edepten haya dan ve töre den bi haber okuyorlar..içi boş bi nesil yetişiyor...yazılarınızın takipcisiyim..yüreğinize sağlık..

muharrem
muharrem - 4 yıl Önce

değerli hocam;evet kara önlüklerimizle yokluk içinde saf ve masum edeple okuduk..şimdilerde çocuklar kollejlerde serbest kıyafetlerle edepten haya dan ve töre den bi haber okuyorlar..içi boş bi nesil yetişiyor...yazılarınızın takipcisiyim..yüreğinize sağlık..

ata
ata - 4 yıl Önce

sizi tebrik ediyorum değerli hocam..bizleri okul yıllarımıza götürdünüz..yüreğinize ve güçlü kaleminize sağlık.

hasan
hasan - 4 yıl Önce

25 kuruşluk çağlar,sıhhat yada kartal gazozu,25 kuruşluk simit,gavut torbalarını unutmayın

hakkı
hakkı - 4 yıl Önce

şimdi herşey bol bol var ama insanlık yok.