banner198

AİLE KONUTUNUN HACZİ

Stj. Av. Elif Öztürk Aile konutları ve bunların haczi ile ilgili bilinmesi gerekenlerle ilgili bir yazı yayınladı.

AİLE KONUTUNUN HACZİ
banner145

Aile konutu, resmen evli olan karı kocanın birlikte yaşadıkları konutu ifade eder. Resmi nitelikte olmayan birleşmelerde diğer bir ifade ile yasal olmayan fiili beraberliklerde yaşanan konut böyle bir anlam ifade etmez. Eşlerin düzeli olarak birlikte yaşantılarını geçirmedikleri, ara sıra belli dönemlerde kullandıkları yazlık ya da dağ evi gibi konutlar aile konutu olarak değerlendirilemez. Yine aynı şekilde birkaç kardeşin ailelerinden bağımsız olarak oturdukları yer ya da reşit çocuğun anne – babası ile birlikte oturduğu konutlar aile konutu olarak sayılamazlar. Dolayısıyla aile konutu; eşlerin birlikte seçtikleri, bütün yaşam faaliyetlerinin gerçekleştiği, düzenli olarak yerleşilen ve kullanımı hukuka uygun olan mesken olarak tanımlanabilir.

 

Eşlerin birlikte seçecekleri konut birden fazla olabilir. Ancak kural olarak bunlardan yalnızca bir tanesi Türk Medeni Kanunu’nun 194.maddedeki anlamında aile konutu özelliğini taşır.eşlerin birden fazla yerde oturuyor olmaları halinde, bunlardan ağırlıklı olarak yaşam faaliyetlerinin yoğunlaştığı yer neresi ise o yer aile konutu sayılmalıdır.

 

Bir konutun aile konutu olup olmadığı özellikle konutun eşlerden birinin mülkiyetinde olması durumunda, Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesinin 3. fıkrası gereğince tapuya bu konuda verilecek olan bir şerhten çıkarılabilir. Zira mezkur hükümde ‘Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir.’

 

Aile konutu ile ilgili tasarrufi işemleri diğer eşin rızasına bağlayan şart sadece malik olan eşin iradesine bağlı olan işlemlerde geçerli olabilecektir. Hak sahibi eşin aile konutunun devrini gerçekleştirmesi için diğer eşin rızasının gerektiği yönündeki şart cebri satışlarda geçerli olamayacaktır. Dolayısıyla aile konutu olan taşınmazın İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre haczi ve paraya çevrilmesi mümkün olup diğer eşin rızası gerekmez. Yargıtay’ın da görüşü bu yöndedir.

 

İcra ve İflas Kanunu’nun Haczi Caiz olmayan mallar ve haklar başlığı altında düzenlenen 82.maddesinin 12.bendinde borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceği ancak evin kıymeti fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere satılabileceği öngörülmüştür.

 

Borçlu malik eşin borcundan dolayı aile konutunun haczedilmesi halinde, şayet o konut, aynı zamanda İİK. 82.maddesinin 12. bendi anlamında borçlunun haline münasip evi ise, borçlu ve ailesi özellikle de borçlunun eşi tarafından haczedilmezlik iddiasında diğer bir deyişle meskeniyet iddiasında bulunulabilecek anılan hüküm dolayı da olsa dğer eş için bir koruma sağlayabilecektir. Ancak buradaki haczedilmezlik iddiasının kaynağı o taşınmazın aile konutu olması değil, borçlu ve ailesinin haline münasip evi olmasıdır.

 

Meskeniyet iddiası ile yapılan haciz işlemine karşı şikayet hakkı sadece borçlu malik eş tarafından değil, aynı zamanda aile konutunda yaşayan diğer aile üyeleri ve özellikle de diğer eş tarafından da kullanılabilmelidir.

 

Stj. Av. Elif ÖZTÜRK

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner258