Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren, Türkiye Basın Federasyonu tarafından düzenlenen “Anadolu Soruyor” programında kurumun yurt dışındaki faaliyetlerinden tarihî eser restorasyonlarına, Kıbrıs’ta yaşanan katliamların hafızalarda yaşatılmasına ve Türk dünyasına yönelik projelere kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.
Millet Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Sinan Burhan, Çay TV Genel Müdürü Hasan Yavuz Bakır ve Kanal Fırat Genel Yayın Yönetmeni Zeki Akbıyık’ın sorularını yanıtlayan Eren, TİKA’nın uluslararası faaliyetlerini ve Türkiye’nin kalkınma tecrübesini farklı ülkelere aktarmak amacıyla yürütülen çalışmaları anlattı.
Kıbrıs’ta hayatını kaybeden 126 Türk için müze çalışması
Programda Kıbrıs’ta yaşanan katliamların gelecek nesillere aktarılmasının önemine değinen Eren, özellikle 14 Ağustos 1974’te Murat Ağa, Atlılar ve Sandallar köylerinde yaşanan olayların yeterince bilinmediğini düşündüğünü ifade etti.
Eren’in aktardığı bilgilere göre, üç köyde yaşanan katliamda 126 Kıbrıslı Türk hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında 66 çocuğun da bulunduğunu belirten Eren, kurbanların bir bölümünün toplu mezarlara defnedildiğini, kimlik tespit çalışmalarının ise yıllar sonra DNA analizleriyle sürdürüldüğünü anlattı.
Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmaları kapsamında kimlik tespitlerinin 2017 yılından itibaren devam ettiğini belirten Eren, hayatını kaybedenlerin anısını yaşatmak ve yaşananları gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla müze çalışması gerçekleştirdiklerini söyledi.
Murat Ağa, Atlılar ve Sandallar köylerinde yaşananları anlatan müzenin açılışının 18 Eylül’de Cumhurbaşkanı’nın katılımıyla gerçekleştirildiğini aktaran Eren, bu yıl kimlikleri tespit edilen 15 şehidin defin törenlerine de üst düzey katılım sağlandığını kaydetti.
Eren, tarihî olayların unutulmaması için müzelerin, eğitimin ve aile içinde aktarılan tarih bilincinin önemli rol oynadığını vurguladı.

TİKA 100’den fazla ülkede faaliyet yürütüyor
TİKA’nın 1992 yılında kurulduğunu hatırlatan Abdullah Eren, kurumun Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerin geliştirilmesi ve Türkiye’nin tarihî, kültürel bağlarının bulunduğu coğrafyalarda iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla çalışmalarına başladığını anlattı.
Kurumun bugün 53 ülkede 57 ofisinin bulunduğunu ve her yıl 100’den fazla ülkede faaliyet yürüttüğünü belirten Eren, yıllık yaklaşık bin 500 proje gerçekleştirdiklerini söyledi.
TİKA’nın yalnızca insani yardım faaliyetleri yürüten bir kuruluş olmadığını ifade eden Eren; eğitim, sağlık, tarım, hayvancılık, kamu altyapısı ve tarihî eserlerin restorasyonu gibi birçok alanda projeler geliştirdiklerini kaydetti.
Projelerin ilgili ülkelerin resmî kurumlarıyla iş birliği içerisinde hazırlandığını belirten Eren, saha ekiplerinin yerel ihtiyaçları belirlemek için köyleri ve kasabaları ziyaret ettiğini, vatandaşlarla görüşerek ihtiyaçları yerinde tespit ettiğini dile getirdi.
Projelerin sürdürülebilirliğine dikkat çeken Eren, “Biz dışarıdan bir göz olarak bakmıyoruz. İçeriden bir göz olarak bakıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Balkanlar’dan Afrika’ya uzanan çalışmalar
TİKA’nın Balkanlar, Afrika ve Türk cumhuriyetlerinde farklı alanlarda faaliyet yürüttüğünü belirten Eren, projelerin yerel toplumların kalkınmasına katkı sağlamayı hedeflediğini söyledi.
Bazı bölgelerde su altyapısının geliştirilmesi, hastanelerin desteklenmesi, diyaliz merkezlerinin kurulması ve sağlık personelinin eğitimi gibi çalışmalar gerçekleştirildiğini anlatan Eren, Türkiye’nin kamu hizmetleri ve mesleki eğitim alanındaki bilgi birikiminin de farklı ülkelere aktarıldığını ifade etti.
Türkiye’nin e-Devlet uygulamaları ve kamu hizmetleri konusundaki tecrübelerinin paylaşılmasının ülkeler arasındaki iş birliğini geliştirdiğini belirten Eren, TİKA’nın faaliyetlerinin uzun vadeli ilişkilerin kurulmasına da katkı sunduğunu kaydetti.
Uluslararası sistemdeki eşitsizliklere ve adaletsizliklere de değinen Eren, Gazze’de yaşananlara dikkat çekerek uluslararası hukukun ve kuruluşların etkinliğine ilişkin eleştirilerini dile getirdi. Türkiye’nin daha adil bir uluslararası düzenin oluşturulmasını savunduğunu belirten Eren, farklı coğrafyalardaki çalışmaların dayanışma anlayışıyla sürdürüldüğünü ifade etti.
Srebrenitsa ve Barbarlık Müzesi çalışmaları
Tarihî hafızanın korunmasına yönelik projeler kapsamında Bosna-Hersek’in Srebrenitsa şehrindeki Potoçari Soykırım Müzesi’ne de değinen Eren, eski bir akü fabrikasının müzeye dönüştürülmesi sürecinde TİKA’nın katkı sunduğunu belirtti.
Tarihî olayların yalnızca sözlü anlatımlarla değil, belgeler, müzeler ve eğitim faaliyetleri aracılığıyla da gelecek nesillere aktarılması gerektiğini ifade eden Eren, Lefkoşa’daki Barbarlık Müzesi’nin yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalardan da söz etti.
Tonyukuk Müzesi’nde çalışmalar tamamlanma aşamasında
Türk dünyasının ortak tarihî mirasına yönelik projeler hakkında da bilgi veren Eren, Moğolistan’da yürütülen Tonyukuk Müzesi çalışmalarının tamamlanma aşamasına geldiğini açıkladı.
Göktürk döneminin önemli isimlerinden Tonyukuk’un adını taşıyan müzenin, yazıtların korunması ve ziyaretçilere daha uygun şartlarda sunulması amacıyla hazırlandığını belirten Eren, projenin Moğolistan Kültür Bakanlığı ile iş birliği içerisinde yürütüldüğünü söyledi.
Yaklaşık 3 bin metrekarelik alanda hazırlanan müzenin Moğol makamlarına teslim edilmesinin ve uygun bir tarihte açılışının yapılmasının planlandığını aktaran Eren, Orhun Vadisi’ndeki tarihî eserlerin korunmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü kaydetti.
400’e yakın genç yurt dışına gönderildi
Gençlerin mesleki gelişimine yönelik çalışmalara da değinen Eren, “Kalkınma Elçileri” programı kapsamında bu yıl 400’e yakın gencin yurt dışındaki TİKA ofislerine gönderildiğini açıkladı.
Gençlerin Türkiye’nin farklı ülkelerde yürüttüğü projeleri yerinde görmesini amaçladıklarını belirten Eren, programın mesleki gelişime ve uluslararası faaliyetlerin daha yakından tanınmasına katkı sağladığını ifade etti.
Üniversitelere ve sivil toplum kuruluşlarına proje desteği
Programın sonunda üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve üreticilerin TİKA’ya proje sunup sunamayacağı sorusunu yanıtlayan Eren, yurt dışında gerçekleştirilecek kalkınma projelerine destek sağladıklarını belirtti.
Projelerin yerel halkın ihtiyaçlarına cevap vermesi, ikili iş birliğine katkı sunması ve Türkiye’nin ilgili ülkelerde daha iyi tanınmasına yardımcı olması gibi kriterlerin önem taşıdığını vurgulayan Eren, üniversiteler ve derneklerle çok sayıda ortak çalışma yürüttüklerini söyledi.
“Anadolu Soruyor” programı, TİKA’nın uluslararası faaliyetleri, tarihî mirasın korunması ve Türkiye’nin farklı coğrafyalardaki kalkınma projelerine ilişkin değerlendirmelerin ardından sona erdi.




