Türk sinemasının efsanevi oyuncularından Ediz Hun, kendi hayatını ve sanat yolculuğunu anlatan “Son Oyun” belgeselinin gala gösteriminde yıllar sonra Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde seyircisiyle buluştu.
Yapımcılığını Filiz Emre ve Yunus Emre Tolan’ın üstlendiği, yönetmenliğini Tunç Topçuoğlu’nun yaptığı belgeselin gala gösterimi, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda gerçekleştirildi. Tarihi anlara sahne olan gecede Ediz Hun, sinemaseverlerin coşkulu sevgisiyle karşılandı.
“Bu geceyi hiç unutmayacağım”
Gecede Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, usta sanatçıya çiçek takdim etti. Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü minnet ve şükranla anan Hun, kendisine sunulan çiçeği salondaki kadınlara ithaf etti.
Ediz Hun’u Altın Portakal ile özdeşleşmiş bir isim olarak nitelendiren Özdemir, sanatçının Türk sinemasına katkılarına, beyefendi kişiliğine ve Antalya halkıyla kurduğu güçlü bağa dikkat çekti. Belgeselin ilk kez Antalya’da gösterilmesinin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti.
134 filmde rol aldığını ve 60 yılı aşkın süredir sinema sektöründe bulunduğunu belirten Ediz Hun ise gördüğü ilgiden dolayı duygulandığını söyledi. Belgeselin tamamlanmış halini ilk kez gala gecesinde izlediğini belirten Hun, yönetmen Tunç Topçuoğlu’nu başarısından dolayı tebrik ederek, sağlığı elverdiği sürece güzel projelerde yer almaya devam edebileceğini dile getirdi.
Usta sanatçı, “Hayatımda pek çok önemli dönem olmuştur ama bu gece de çok özel. Bunu hiç unutmayacağım” sözleriyle duygularını paylaştı.
Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerini andı
Konuşmasında Türk sinemasının tarihsel gelişimine de değinen Ediz Hun, 1914 yılında Fuat Uzkınay’ın çektiği Ayastefanos Abidesi'nin yıkılış görüntüleriyle başlayan sinema tarihinden Yeşilçam dönemine uzanan bir değerlendirme yaptı.
Cahide Sonku, Suavi Tedü, Rahmi Öztoprak, Muzaffer Tema, Nedret Güvenç, Mahir Özerdem, Kenan Artun, Turan Seyfioğlu, Sezer Sezin ve Göksel Arsoy gibi Türk sinemasına damga vuran sanatçıları anan Hun, Yeşilçam'ın Türkiye'nin kültürel tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.
Lütfi Akad, Metin Erksan, Orhan Aksoy, Halit Refiğ ve Osman Fahir Seden gibi yönetmenlerin Türk sinemasına büyük katkılar sunduğunu belirten Hun, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın, Cüneyt Arkın, Kadir İnanır ve Tarık Akan gibi oyuncuların da bu tarihin önemli parçaları olduğunu söyledi.
Türk sinemasının İtalyan sineması gibi uluslararası ölçekte önemli sanatçılar ve yönetmenler yetiştirdiğine dikkat çeken Hun, yeni kuşakların Yeşilçam'ın değerini yeterince tanıyamayabileceğini ifade etti.
Oslo’daki hocasını gözleri dolarak anlattı
Belgesel çekimleri kapsamında Kıbrıs, İstanbul ve eğitim gördüğü Norveç'in başkenti Oslo'da da kamera karşısına geçen Ediz Hun, Oslo Üniversitesi'ndeki öğrencilik yıllarından bir anısını paylaşırken duygusal anlar yaşadı.
Üniversitedeki hocasının kendisine sınavlarda Norveççe yazamadığı takdirde İngilizce, Almanca, hatta Türkçe yazabileceğini söylediğini anlatan Hun, hocasının bu yaklaşımını insanlık, incelik ve zarafetin örneği olarak değerlendirdi.
Marmara Üniversitesi'nde ders verdiği dönemde Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen Türk öğrencilerle ilgili bir anısını da paylaşan Hun, Türkçeleri yeterli olmayan öğrencilerine Bulgarca yazabileceklerini söylediğini anlattı.
Kaktüs koleksiyonu müzeye dönüştü
Belgeselde Ediz Hun'un yıllardır büyük emekle oluşturduğu kaktüs koleksiyonuna da yer verildi. Koleksiyonun müzeye dönüştürülmesiyle ilgili soruyu yanıtlayan Hun, projenin Ekrem İmamoğlu'nun girişimiyle hayata geçirildiğini anlattı.
İmamoğlu'nun kendisini ziyaret ederek koleksiyonunu gördüğünü ve bu bitkilerin halkın da ilgisine sunulması gerektiğini söylediğini aktaran Hun, projenin ardından Bostancı İskelesi yakınındaki bir parkta camekânlı alan oluşturulduğunu, kendisinin de koleksiyonundan üç kamyon kaktüsü buraya verdiğini belirtti.
Türkiye'de bir ilk olduğunu vurguladığı bu çalışmanın hayata geçirilmesinde emeği bulunanlara teşekkür eden Hun, konuşmasını vefa vurgusuyla sürdürdü.
“Bitmeyen bir hikâye”
Belgeselin yönetmeni Tunç Topçuoğlu da Ediz Hun'un yaşam enerjisine ve üretkenliğine dikkat çekti. Hun'un hayatını ve çalışma temposunu hayranlıkla anlattığını belirten Topçuoğlu, belgeselin klasik bir anlatımın ötesine geçtiğini söyledi.
Filmde 1950'li ve 1960'lı yıllara ait arşiv görüntülerinin yanı sıra yapay zekâ teknolojisiyle üretilen sahnelerin de kullanıldığını belirten Topçuoğlu, “Bu bir hibrit belgesel aslında. O yüzden de çok heyecanlıyız” ifadelerini kullandı.




