Hatice Özgener nasıl Çankırı Milletvekili oldu?

Kadınlarımız 1930’daki yerel seçimlerde ilk kez oy kullanma hakkını almışlardı. 5 Aralık 1934’te çıkarılan kanunla da Türk kadını seçme ve seçilme hakkını elde etti.
8 Şubat 1935’te yapılan ilk seçimde TBMM 5. Dönem (1 Mart1935 – 27 Aralık 1938) 18 kadın Milletvekili Meclise girdi.

Cumhuriyet tarihimizde Çankırı’dan TBMM’ne giren tek kadın milletvekili Hatice Özgener hanımefendidir. Çankırılı olmayan ancak 1936 yılında Çankırı’dan milletvekili olarak seçilen Hatice Özgener’in TBMM albümünde kısacık hayat öyküsünde şu yazar: Adı: Hatice Özgener.1865'te Selanik'te doğdu. Rüşdiye ve hususi öğrenim gördü. Rumca bilen Özgener, milletvekili olmadan önce Darüleytam Müdürlüğü'nden emekli bir maarifçiydi. 21 Şubat 1940'ta öldü.

Hatice Özgener’in Çankırı’dan milletvekili adayı gösterilmesini bizzat Atatürk istemiştir.
Bu adaylığın arkasındaki öyküyü Münir Hayri Egeli’nin Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar adlı kitabından nakledelim:


Mustafa Kemal Selanik'te öğrenci iken, Nadire adında bir komşu kızı Mustafa Kemal'e ilgi duyarmış. Ciğerlerinden hasta olan bu kız, aşkını diğer komşu kızı olan Hatice'ye açmış. Nadire ile Hatice bu gizli sevdayı, Mustafa'ya hissettirmeye karar vermişler… Hatice, komşuları Zübeyde hanımların evine girer çıkarmış. Bir cuma, ailece oturmaya gitmişler. Mustafa (Kemal) evde yokmuş. Hatice, üst kattan bir şey getirmesi istendiğinde, aklındaki planı uygulamaya koymuş. Sofadan geçerken, saksı içindeki kırmızı karanfillerden birini gizlice koparıp, Mustafa'nın üst katta soldaki yatak odasına dalmış. Karyolasının başucundaki masanın üzerinde açık duran tarih kitabının üzerine bırakmış… Mustafa eve geldiğinde odasında masasına bırakılan bu güzel karanfili görünce çok şaşırmış ve karanfili eline alıp salona çıkmış. Gözlerini, Hatice'nin gözlerine dikmiş. Tabi tek kelime edilmemiş... Heyecanından ne yapacağını şaşıran Hatice, evden ayrılıp hemen bir koşu çıkıp olanları Nadire ablasına anlatmış. "Ölüyordum korkudan. Bir daha beni böyle işlere sokmayın!" diye yalvarmış.

Bu hadisenin üzerinden epey bir zaman geçmiş. Bir gün Hatice, Zübeyde Teyze'sinin kendisini oğlu Mustafa'ya istediğini öğrenmiş. Ama Hatice'nin annesi, “Mustafa asker olup uzaklara gidecek” diye bu izdivaca yanaşmamış. Konu kapanmış.

Mustafa Kemal, Harbiye'de okumak için İstanbul'a gitmiş. Lakin annesine gönderdiği her mektubun altına "Hemşiremiz Hatice Hanım'a da mahsus selamlar ederim…" cümlesini ekliyormuş.

Mustafa Kemal işi zamana bırakmış, Harbiye'den erkânı harp yüzbaşısı olarak çıktığında Hatice'yi yeniden istetmiş. Bu kez Hatice'nin ailesi razı olmak üzereyken sarayda çalışan bir ahbapları onları uyarmış: "Ben, onun hakkında saraya gelen jurnalleri okudum. İstikbali çok karanlık, aman uzak durun!" demiş.

Hatice'nin annesi, kızını alelacele bir başkasıyla (Cemal Bey) evlendirmiş ve ardından da mahalleden ayrılmış...

Mustafa Kemal'in içindeki aşk ve Hatice'ye karşı duyduğu hisler uzun süre etkisini yitirmemiştir. Aradan yıllar geçer… Mustafa Kemal'in cephelerde aldığı görevler, sonra yaşananlar işgaller, savaşlar ve Mustafa Kemal'in önderliğinde yeni bir devletin kurulması... Bu süreçte Hatice yuvasını kuruyor…

Gazi Paşa'nın iki defa evlenmek istediği, ancak ailesinin "geleceği karanlıktır, saraydan gizli belgeleri okudum" diyen yakın akrabalarının "uyarısıyla" vermedikleri Mustafa Kemal, şimdi yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin başındaki kişidir.

Gazi, Hatice Hanım'ı unutmaz ve yıllar sonra da olsa çocukluk aşkını Meclise giren ilk 18 kadın Milletvekili arasına yazar. Böylece Hatice Özgener TBMM Çankırı Mebusu olarak Meclise girecektir...



Evlenip çoluk çocuğa karışan Hatice, yaşadıklarını 1920'lerde bir kış günü, Kocaeli'nde Maarif Müdürü olan apartman komşusu Münir Hayri Bey'e anlatmış. Münir Hayri, daha sonra sinema tahsili için yurtdışına gitmiş. Döndüğünde, Atatürk kendisinden hayatını perdeye yansıtacak bir senaryo yazmasını istemiş. Senaryonun esaslarını da bizzat dikte ettirmiş. "Filme başka neler koymalıyız?" diye sorduğunda Münir Hayri, biraz da çekinerek, "Her filmde kadın ve aşk unsuru aranır, bilmem nasıl emredersiniz?" demiş ve yıllar önce Hatice'den dinlediği hikâyeyi Atatürk'e nakletmiş. Hatırlamış Atatürk; gülmüş:

"Ben, Hatice'nin o karanfili kendi hesabına koyduğunu sanmıştım…" demiş. Ve devam etmiş: "Hatice zekâsı, güzelliği ve terbiyesiyle örnek bir kadındı. Her vakit hayatımın en değerli hatıraları arasında kalacaktır." Sonra Nadire'yi de hatırlamış: "O kızcağızı da bir kâtiple evlendirdiler. Sonra öldü." … Gazi birkaç gün düşündükten sonra Münir Hayri'yi yeniden çağırmış Gazi: "Tamam" demiş; "Bizim çocukluk hikâyesini filme koyalım. Yalnız Hatice'nin ismini koymayalım. Bu, çok masum ve hiç de şerefsiz olmayan bir hikâyedir, ama belki Hatice'nin torunları filan istemezler."

Münir Hayri'nin senaryosu "Ben Bir İnkılâp Çocuğuyum" adını taşıyordu; Gazi, rahatsızlandığı için çekilemedi.
YORUM EKLE
YORUMLAR
HAKKI DEMİROK
HAKKI DEMİROK - 5 ay Önce

metİn bey bu değerlİ paylaşiminiz İçİn çok teşekkür ederİm. ne kadar İlgİnç ver güzel. senaryo kaybolmadiysa İnşAllah bu güzel olay fİlme dönüştürülebİlİr. hakki demirok

S.Akyazı
S.Akyazı - 5 ay Önce

Her fırsatta kadın haklarından bahsederiz.Ama görülüyor ki Hatice Özgener hanımefendiden sonra Çankırı'dan bayan vekil hiç çıkmamış ki Hatice hanım Çankırılı bile değilmiş."Neden yıllardır Çankırı'dan bir bayan vekil çıkmamış ve çıkmıyor" diye kendi kendime sormadan edemedim..

satı üçpınar
satı üçpınar - 5 ay Önce

bayanlara verilen kıymet ortada işte. nerdeyse 100 yıla yaklaşan cumhuriyetimizin çankırıdan seçilen tek kadın vekili. neyseki hiç seçilmeyen vilayetlerde var.

Feride
Feride - 5 ay Önce

KadınlAra seçilme hakkı verilmiș ama hayata yansıması yokki. Mesela bir Kadın valimiz niye yok?

seda
seda - 5 ay Önce

atatürk neden çankırıdan aday yapmışki?

Metin Yılmaz
Metin Yılmaz - 5 ay Önce

i̇lgi ve nezaketiniz için ben teşekkür ederim hakkı bey.

Mine Deniz
Mine Deniz - 2 ay Önce

Hatice Hanım 1865 Atatürk 1881 doğumlu. Bu hikayedeki Hatice farklı biri olabilir mi?