Yarıda Kalan Burçak Tarlası

Dobi Ahmet Çankırı halk kültürü ve müziğinin geçen yüzyıldaki en önemli temsilcisidir. Zira Çankırı merkez, ilçe ve köylerinden onlarca türküyü TRT repertuvarına kazandırmıştır. Dobi Ahmet ömrünü Çankırı’da tüketmiş, şöhret denen hastalıkla hiç tanışmamış, alkol müptelalığına rağmen arkasında iz bırakarak göçmüş çok önemli bir müzik adamıdır.

Ahmet Altuner, 1904 yılında Çankırı'nın Şeyh Osman mahallesinde doğdu. Zamanın koşulları nedeniyle öğrenim yapamadı. Kısa boylu ve şişman olduğu için adı ve soyadıyla değil; lakabı "Dobi Ahmet" olarak anılmaya başladı. TRT repertuarında bulunan türkülerin kaynak kişisi bölümünde de "Dobi Ahmet" olarak kayıt altına alınmıştır.

Anadolu'nun yoksulluk içinde bulunduğu yıllarda Dobi Ahmet, küçük yaşta babasına yardımcı olmaya başlamış; saza, söze meraklı bir çocuktur. Saz ustası olan Hüsmen Ağa'dan dersler alarak yavaş yavaş yaran toplantılarına katılmaya başlar ve çok geçmeden de aranan kişi olur. Sazı yatırarak çalmasıyla ünlenmiştir. Sesi, çok güzeldir. Sert görünümünün aksine sakin, uysal yaradılışlıdır. Başında fötr şapkası, belinde püsküllü kuşağı, ortadan ayrılmış gür saçları ve fındık bıyığı ile dikkatleri çekiyordu. Elinden sigarası düşmezdi.


İmaret türküsünü eşi Fadime Hanım için yakan Dobi Ahmet’ in, düğünlerde saz çalarken başlayan alkol alışkanlığı, müptelalığa dönüşür. Ahmet Altıner çok iyi anlaştıkları arkadaşları Urgancı Hüseyin Zevk ve Dalavare Ahmetle Damlamca’daki evinde buluşarak; hem demlenir, hem de müzik icra ederler…

1940 yılında Ankara Radyosu “Yurttan Sesler Korosunu” kurup yöneten Muzaffer Sarısözen, 1943’ten itibaren Halil Bedii Yönetken ve Rıza Yetişen ile birlikte derleme yapmak için Anadolu’ya açılır. Bu gezilerden biri de 1945 yılında Çankırı’ya yapılır. Muzaffer Sarısözen derleme için geldiği Çankırı’da tanıştığı Dobi Ahmet’i ve arkadaşlarını çok sever. Ahmet Altıner Çankırı’nın eski, orijinal bütün ezgilerini Hüseyin Urgancı ve Dalavere Ahmet refakatinde bir bir plağa okur. Muzaffer Sarısözen Çankırı’da kaydedilen ezgilerden bazılarını notaya alıp, radyo Yurttan Sesler korosuna öğreterek canlı yayınlar…

Sarısözen, Yurttan Sesler programlarına kaynak kişileri ve bölge sanatçılarını davet eder, radyo sanatçılarına dersler verdirir. Çankırı gezisinde tanıyıp sevdiği 3 arkadaşı, işte bu programlardan birine konuk etmek için davette bulunur. … Çankırı’dan çıkıp gelir 3 arkadaş Dobi Ahmet, Dalavare Ahmet ve Hüseyin Zevk… Canlı yayında okuyacakları türkü Burçak Tarlasıdır. "Burçak Tarlası" Çankırılıların kendisine mâl ettiği bir ezgidir, Sarısözen canlı yayında Çankırılı misafirlerine bu türküyü söyletmek ister. (Tokat,Yozgat,Samsun da bu ezgi bizim demektedir.)


Burçak Tarlası ezgisinin sözlerinde yer alan 2 kelime için; “Bakın şu deyyusun kaç tarlası var” demeyin, “Bakın şu adamın kaç tarlası var” deyin. Bir de, “İlahi zaptiye ömrün tükene” yerine, “İlahi kaynana ömrün tükene” dersiniz. Yani ''deyyus''u ''adam'', ''zaptiye''yi de ''kaynana'' olarak okuyun diye, sıkı sıkıya tembih eder. Muzaffer Sarısözen 3 arkadaşın alkol zaafını bildiği için: “Sakın alkol almayın, canlı yayın olduğu için ne olur ne olmaz!” diye de uyarı da bulunur…

Yayın sırası kendilerine gelinceye kadar bizim 3 kafadar bir fırsatını bulup kafaları çekmiştir. O vaziyette stüdyoya girerler, Burçak Tarlasında geçen o sakıncalı sözcüğü o kafayla "deyyos" olarak 2 kez tekrarlayınca yayın kesilir…

Burçak Tarlası yarım kalır, bizim 3 kafadar yayını tamamlayamaz…

Kaynak: Mehmet Altıner
YORUM EKLE
YORUMLAR
Atalay Kaya
Atalay Kaya - 5 ay Önce

Damlamca buyudigum icin dobilerin ahmet olarak bildigmiz lakabi hep kulanirdik onun yakinlarina hey gidi gunler

Hayriye
Hayriye - 5 ay Önce

Șimdi televizyonlarda her kötü laf söyleniyor ama yayın kesilmiyor.

Nurettin
Nurettin - 5 ay Önce

teksas zekinin ustasi