Çankırı’da yeşil, betona yenik düştü…

Bir şehri kurmak, dönüştürmek ya da muhafaza etmek; ahlâkî bir problemdir, ahlâktan bağımsız değildir. Şehri eskiden arındırarak modernleştirme fikri, esasen şehirleri kendi ideolojisi çerçevesinde yeniden kurmak fikriyle örtüşür. 1 taşla, 2 kuş vurmak yani…

Şehrin hâkimleri, genelde mukimlerinin şehre yabancılaşmasını umursamaz. Aslolan: Yeniye yer açmaktır. Anadolu'nun şehir kültürünü, medeniyet kimliğini ve ruhunu silip yok eden TOKİ; durmaksızın kimliksiz, kişiliksiz dünyada eşi ve benzeri olmayan nevzuhûr kentler kurmaya devam ediyor… Yerli ve milli şehircilik anlayışımız: Ağaç kes, beton dök! Şehir ve medeniyetten anladıkları sadece beton, demir yığını dikey binalar, AVM'ler… Ağaca, yeşile, estetiğe, geleneğe asla yer yok bu ruhsuz anlayışta.

Beşir Ayvazoğlu bu durumu şöyle özetliyor: Temel bir felsefeden mahrum, şehirlerimizin tarihini, kültürel mirasını, hatta iklimini yok sayan, tarihî merkezleri bile zevksiz, üslupsuz binalarla kanser hücreleri gibi işgal edip yutan şehirciliğimiz utanç vericidir.
Kentsel dönüşüm; tarihi dokuyu tamamen yok etmek, onun varlığı üzerinden kurulmuş “zaman-mekân” akışını sonlandırmak değildir! Eskiyi hor görüp, yok sayıp, silip süpürmek hiç değildir!

Şehirlerin de bir ruhu vardır. Bir şehirde yaşayan insanlar zamanla yaşadığı şehrin ruhuyla karakteristik açıdan özdeşleşirler. İnsanlar, o ruhla ünsiyet kurarlar yaşadıkları şehirle… Betonun yeşili yok ettiği apartmankondu anlayışı Çankırı’ya girdikten sonra, bu ruhu kaybetmeye başladık ne yazık ki…

Şehrin en kadim semtleri sınırsız değişime feda edilebilir mi? Elbette değişim kaçınılmaz, şehirler de değişir ama nereye kadar, ne ölçüde? Semtlerinde insanlar gibi hayatları vardır…

Kentsel dönüşüm, bir kentin sosyal, kültürel, ekonomik, tarihi ve doğal değerlerini hayata daha çok katmayı, şehri var eden manevi koordinatlarını muhafaza etmeyi amaçlamalıdır. Modernleşme olarak reklam edilen TOKİ konutları uzun uzun yükselirken(!) Çankırı’nın kendine özgü şehir dokusunun, yerel değerlerinin ve yaşam kültürünün adım adım yok oluşuna tanıklık ediyoruz…

Tarihsel dokuyla hiçbir uyumu olmayan çirkin, sevimsiz ve ruhsuz bu projeler yüzünden şehrin ve semtlerin özgün fiziksel koşulları bozulurken, insanlar arasındaki güzelliklerde o mekânların semtinden geçmiyor artık… Kentsel dönüşüm projesi ile eski olan binalarla beraber, komşuluk ilişkileri de yıkılıyor…

O eski mahallelerin sıcaklığı yok artık. Birbirlerine selam vermeyen insanlar geldi, samimiyet kokan güzellikler kapı dışarı edildi. …



Şehrin üstüne karasaban gibi çöken uzun çirkin beton binaların ve kaldırımları işgal eden arabaların olmadığı bizim çocukluğumuzun Çankırı’sı; her yeri ağaçlık, asmalarıyla, bağlarıyla bahçeleriyle, mesire alanlarıyla yeşilin huzurla kucaklaştığı ruha ilaç sakinlikte tertemiz bir Anadolu şehriydi. Çankırı’ya baharın gelişine şiirler yazılırdı…

Baharın cemreden sonraki müjdecisi badem ağaçları Çankırı’nın dört bir tarafında dalları çağla yüklü bizleri beklerdi… Karnımız ağrıyıncaya kadar yer, “deşilinceye kadar yiyecek kadar derdiniz ne, ağaç kaçıyor mu ertesi günde yerdiniz!” diye bir ton azar işitirdik…

Çankırı’nın avlulu, asmalı evlerinin bahçesinde dut, erik, elma vb. bir ya da birkaç meyve ağacı bulunur, bahçe kapıları asla kilitlenmez; üstüne üstlük insanlara ikram bulunurdu. Her mahallenin kendine mahsus kokuları ve sesleri vardı… Meyvenin dalından, sebzenin toprağından yendiği şanslı zamanların çocukları olarak ağaçlara tırmanır; birinden iner, diğerine çıkar; kuşlarla birlikte cıvıldaşırdık.

Her ailenin albümünde Çankırı'nın birbirinden güzel bahçelerinde yapılan piknik hatırası bir kare vardır mutlaka… Bugünkü Çankırı’nın her tarafında yeşil, betona yenik düşmüş. Feslikan’daki bahçelerden eser yok. Karaköprü içler acısı.

Çocukluğumuzda başımızı göğe kaldırdığımızda, gökyüzü masmaviydi, pırıl pırıldı… Şimdiyse Çankırı’nın üzerine kâbus gibi çöken çirkin dikine binalar yüzünden gökyüzünün yerinde sanki demir bir tavan asılı…

“Zaman kimseyi kayırmaz, her canlı yaşlanır, her şey eskir” diyor büyük yazar Cengiz Aytmatov. Yaşlanmaya, eskimeye tamam eyvallah ta; dönüştürme masalıyla geçmişi bir kalemde silip yok etmek utanç verici.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Murat
Murat - 5 ay Önce

Çankırı tam anlamıyla beton çöplüğü oldu binalarda estetik Yok yeşil desen bitirdiler ağaçları kes betonu dök Allah hesabını sorar.

Seda
Seda - 5 ay Önce

Abicim ne gűzel yazmıșsın Çankırı gűn gűn daha kötűye gidiyor.

Tūrkan
Tūrkan - 5 ay Önce

vah memleketim vah.eski gūzelliklerimizi hep kaybettik.