Babamın Bilecik İli Ziraat Müdürlüğüne tayini nedeniyle ilk kez Çankırı’dan ayrılarak Lise 2 ve 3’ü Bilecik Ertuğrul Gazi Lisesinde okudum.

1974 yılında Bilecik Ertuğrul Gazi Lisesi 2. Sınıf öğrencisi iken Babamın, abilerimin, arkadaşlarımın desteğiyle Ülkü Ocakları Bilecik Şubesini kurduk.

İlk 2 dönem abilerimin (Adil,Lütfi Yılmaz) başkanlığını yaptığı Bilecik Ülkü Ocakları, o yıllarda gazete bayii ve kırtasiye dükkânı sahibi olan Demokrat Partili “Kör Ahmet lakaplı” Ahmet Dikici’nin eski dükkânının üst katını bize vermesiyle faaliyete başladı. (O bina yıkıldıktan sonra Doktoroğlu Apartmanı yapıldı.)

İlk faaliyetimiz Ülkü Ocakları Genel Merkezinden gelen “Muharrem Şemsek imzalı” haftalık bültenleri Bilecik pazarında dağıtmak oldu.

Her geçen gün gördüğümüz ilgi ve katkıyla kısa sürede kalabalık bir arkadaş gurubu olduk.

O zaman Bursa Ülkü Ocakları Başkanı olan Efendi Barutçu abimizde bizlere büyük destek çıktı.

İstanbul Ülkü Ocaklarının düzenlediği Fetih Gecesine bir otobüs tutarak muhasebeci İhsan Nuri Ertürk’ün(geçen yıl Hakkın rahmetine kavuştu) öncülüğünde 50 kişilik bir ekiple katıldık.

Büyük bir coşku ve heyecanla İstanbul’a yola çıkan ekipteki herkes gibi, ben de rahmetli Alpaslan Türkeş’i ilk kez o gecede görüyordum.

İstanbul Atatürk Spor ve Sergi Sarayında “Başbuğumuz Alpaslan Türkeş Bey Salona teşrif etmekteler!” anonsu yapıldığında ayağa fırlayıp dakikalarca “Başbuğ Türkeş” sloganı atarak selamladık. (Daha sonra ekipteki bir arkadaşımız saat tuttuğunu bu tezahüratın kesintisiz tam 25 dakika sürdüğünü söyledi.)

Rahmetli Yıldırım Gürses’in Çırpınırdın Karadeniz şarkısına eşlik ettiğimiz müthiş korodan sonra bizi tutana aşk olsun…

İstanbul’dan sonra kanımız daha hızlı dolaşmaya başladı damarlarımızda ve artık çevremizde de ülkücü gençler olarak anılır olduk…

Bizim Anadolu gazetesi o dönemin en önemli milliyetçi yayın organıydı. Devrin Alpereni Mehmet Emin Alpkan’ın sahibi olduğu Bizim Anadolu’da, özellikle İlhan Darendelioğlu ve Necdet Sevinç’in yazılarının büyük takipçisi vardı.

Çizimlerimi değerlendirmek için geldiğim İstanbul Bab-ı Ali’de o günkü Bizim Anadolu kadrosunda yer alan yazarların hemen hepsini de tanıma bahtiyarlığına eriştim.

Bizim Anadolu Gazetesinin Yazı İşleri Müdürü ve “F-13-101 Cinnet Koğuşu” Kitabının Yazarı Abdülkadir Billurcu’nun ve Necdet Sevinç'in tanıdığım büyüklerimin arasında benim için özel bir yeri vardı.

(Abdulkadir Abi, Süleyman Demirel hakkında yazısı nedeniyle 4 yıl hapis cezası almıştı…)

İkinci ziyaretimde bana hemen yayına girecek yazı dizileri için başlık hazırlamamı istedi ve Letraset denen “çıkartma yazıyı” ilk kez bu sayede öğrenmiş oldum.

Abdulkadir Abi beni bir çalışma masasına oturtarak, ertesi günkü gazeteye yetişecek bir başlık kompozisyonu hazırlamamı istedi.

Çalışmayı kısa sürede bitirip götürdüğümde beğendi ve o esnada yanında çay içmekte olan İlhan Darendelioğlu büyüğümüzle tanıştırdı.

İlhan Abi eli, yüzü nurlu pırıl pırıl bir insandı. Hem güzel yüzlü, hem de gülen yüzlüydü.

İlhan Darendelioğlu Bizim Anadolu’nun başyazarıydı. Aynı zamanda yine o dönemin komünizmle mücadelede efsane olmuş Toprak Dergisi’nin de sahibi idi.

İlhan Darendelioğlu benimle yakinen ilgilendi. Sorular sordu… Bilecik ülkü Ocaklarındaki çalışmalarımızı anlattım. O kadar candan bir insandı ki; sanki bir aile büyüğü kadar kendime yakın bulunca

-        “Abi senden bir isteğim var” dedim.

-        “Buyur ülkücü delikanlı” diye tebessüm ve merakla benim isteğimi söylememi bekledi.

“Bilecik Ülkü Ocakları adına -Komünizm Tehlikesi- konulu bir konferans vermeniz bizleri çok mutlu eder değerli büyüğüm” dedim.

Güzel yüzü daha bir parladı ve omuzuma dokunarak, “Ne zaman isterseniz, koşa koşa gelirim…” dedi.


İstanbul dönüşü arkadaşlarla bir araya gelerek, İlhan Darendelioğlu Abimizi konferans vermek üzere Bilecik’e davet ettik.

PTT’den verdiği numarayı aradım. “Ne çabuk çağırdınız, tamam İnşallah geleceğim...” dedi ve bunun üzerine şimdi yıkılmış olan Bilecik’in ünlü Birlik Sineması'nda İlhan Darendelioğlu’nun vereceği konferansı duyurmaya başladık…

İlk kez bir organizasyonun içinde yer almak tarifi zor bir duyguydu ve “Acaba sinema salonu büyük mü oldu, ya boş kalırsa?” gibi sorular kafamızı kurcalıyordu...
Bastırdığımız el ilanlarını o tarihte nüfusu 13.000 olan Bilecik’in her köşesine dağıttık.

Bilecik Birlik Sineması tarihi bir geceye ev sahipliği yaptı ve İlhan Darendelioğlu’nun konferansına o günkü şartlarda rekor sayıda insan katıldı.

Konferans bitiminde sinema alkıştan yıkılıyordu…
Alkış tufanının ardından "Başbuğ Türkeş" sloganları fırtınası başladı...

Hepimiz şaşkın olduğumuz kadar, müthiş sevinçliydik. Gecenin sonunda birbirimize defalarca sarılarak sevinç yumağı oluşturduk.

İlhan Darendelioğlu’nun tebrik için kuyruk oluştu…

Gecenin bitiminde gökyüzündeki yıldızlar sanki bizim için parlıyordu.

Herkes yemek için ev davetinde ısrar etti ama “Ertesi gün erken programı olduğu için ayrılmak zorunda olduğunu...” ifade etti ve hepimizle tek kucaklaşarak sevgi seliyle uğurlandı.

Bir Lise öğrencisinin ricasıyla çıkıp gelen bu mütevazı Anadolu yiğidi, bu yüce gönüllü insan nasıl sevilmezdi?

Arada bir telefonla görüştük İlhan abiyle Bilecik konferansı sonrası da…

Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği’nin de genel başkanı olan Darendelioğlu, Abdi İpekçi’nin ölümünden sonra komünist Aydınlık gazetesi tarafından hedef gösteriliyordu.

Çok geçmeden komünist alçaklar tarafından iş yerinden çıkıp otomobiline giderken uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti İlhan Egemen Darendelioğlu.

Güneyli Yiğit İlhan Darendelioğlu da diğer güzel insanlar gibi, beyaz atına binip gitti…

Vefatının 35. Seneyi devriyesinde İlhan Abimizin mekânı Cennet olsun. Allah ondan hizmetleri için razı olsun.

Türk evladı; onu ve onun gibi "Allah, Muhammed, Kur’an, Bayrak, vatan davasına baş koyan yiğitleri" unutmasın!

Unutmak tükenmektir!

Eserleri: Türkiye’de Milliyetçilik Hareketleri, Pazarlar Kanlı İdi, Türkiye’de Komünist Hareketleri, Türk Milliyetçiliği Tarihinde Büyük Kavga, Nazım Hikmet Vatan Şairi mi, Vatan Haini mi?