Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Türkiye Basın Federasyonu tarafından düzenlenen “Anadolu Sohbetleri” programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Uçum, toplantıda “Terörsüz Türkiye” süreci ve 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un uygulanmasına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Sürecin tespit, teyit ve başvuru aşamalarına ilişkin bilgi veren Uçum; Abdullah Öcalan’ın statüsü, Selahattin Demirtaş’ın kanundan yararlanma ihtimali, DEM Parti’nin süreçteki tutumu, yeni infaz düzenlemesi ve 2028 seçimleri hakkında açıklamalarda bulundu.
“Pazarlık yok, müzakere yok; diyalog var”
“Terörsüz Türkiye” sürecinin yöntemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uçum, sürecin pazarlık veya müzakere üzerinden yürütülmediğini söyledi.
Uçum, “Bu Türkiye’ye özgü bir modeldir. Burada bir pazarlık yoktur. Burada bir müzakere yoktur. Burada bir diyalog vardır. Hedef terör örgütünün tasfiye edilmesidir, sistematik terörün tasfiye edilmesidir, silahların bırakılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Sürecin ilk aşaması silahların bırakılması
7595 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulunun çalışmalarına ilişkin bilgi veren Uçum, kurulun ilk toplantısını yaptığını ve dört alt komisyon oluşturulduğunu belirtti.
İlk aşamada silahların bırakılması, örgütün tasfiyesi ve fesih sürecinin tamamlanmasına ilişkin gelişmelerin tespit edileceğini ifade eden Uçum, ardından teyit ve ilan aşamasına geçileceğini söyledi.
Uçum, silahların bırakılması, tasfiye ve fesih süreçlerinin tamamlandığına ilişkin teyidin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla ilan edileceğini belirterek, bu aşamanın mümkünse ekim, aksi halde kasım ayında ve en geç yıl sonuna kadar gerçekleşmesini beklediğini kaydetti.
MGK kararının ardından 6 aylık başvuru süreci
Uçum’un verdiği bilgilere göre, MGK’nın teyit kararının ilan edilmesinin ardından altı aylık başvuru dönemi başlayacak.
Kanun kapsamında olduğunu değerlendiren kişiler, bulundukları yerdeki Cumhuriyet savcılıklarına veya Takip ve Değerlendirme Kurulunun belirleyeceği diğer mercilere yazılı olarak başvurabilecek.
Başvuruların bizzat veya avukat aracılığıyla yapılabileceğini belirten Uçum, yurt dışında bulunan kişiler açısından Türkiye’nin dış temsilciliklerinin de başvuru mercii olarak belirlenebileceğini ifade etti.
“Otomatik bir erteleme yok”
Kanunun otomatik bir erteleme mekanizması getirmediğini vurgulayan Uçum, MGK kararının ilan edilmesiyle herkes açısından doğrudan erteleme başlamayacağını söyledi.
Başvuruların soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcıları, kovuşturma aşamasında ilgili mahkemeler, hükümlülük aşamasında ise infaz hâkimlikleri tarafından değerlendirileceğini belirten Uçum, her dosyanın ayrı ayrı inceleneceğini kaydetti.
Uçum, değerlendirmede kişinin ilişkili olduğu örgüt, örgütle ilişkisi, isnat edilen veya mahkûmiyetine konu suçlar ile kanundaki istisnaların dikkate alınacağını söyledi.
Kasten öldürme suçları kapsam dışında
Uçum, kasten öldürme suçlarının tarihine bakılmaksızın kanunun istisnaları arasında bulunduğunu ifade etti.
1 Haziran 2005’ten önce işlenen ve ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasını gerektiren suçların da kapsam dışında olduğunu belirten Uçum, şartları karşılayanlar açısından ise kanundaki erteleme mekanizmasının uygulanacağını söyledi.
Verilen kararlara karşı yargısal itiraz yollarının açık olduğunu da vurguladı.
Öcalan’ın statüsüne ilişkin açıklama
Toplantıda Abdullah Öcalan’ın statüsü ve İmralı’daki koşullar da gündeme geldi.
Uçum, Öcalan’ın süreçteki rolünün silah bırakma, tasfiye ve fesih süreci çerçevesinde değerlendirilmesini beklediğini söyledi.
İmralı’da cezaevine bağlı ek bir ünite olarak oluşturulduğunu belirttiği yapının, Öcalan’ın süreçteki rolünü yerine getirmesine yönelik bir imkân olduğunu savunan Uçum, bunun hukuki statü değişikliği anlamına gelmediğini ifade etti.
Uçum, “Bunlardan hükümlü statüsünün ortadan kalktığı şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Fiilen serbest bırakıldığı şeklinde de bir sonuç çıkarılamaz” dedi.
“7595 sayılı Kanun başka örgütlere emsal olmaz”
7595 sayılı Kanun’un kapsamına ilişkin tartışmalara da değinen Uçum, düzenlemenin özel ve geçici nitelikte olduğunu söyledi.
Kanunun PKK/KCK ve bağlantılı oluşumlara ilişkin olduğunu belirten Uçum, düzenlemenin FETÖ veya diğer terör örgütlerine genişletilemeyeceğini ifade etti.
Uçum, “Bu kanun özel bir kanun, kendine özgü bir kanun; asla emsal olabilecek bir kanun değil” dedi.
Selahattin Demirtaş kanundan yararlanabilir mi?
Toplantıda eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 7595 sayılı Kanun’dan yararlanıp yararlanamayacağı da soruldu.
Uçum, MGK’nın teyit kararının ilan edilmesinin ardından başlayacak altı aylık süre içerisinde Demirtaş’ın da başvuru yapmasının önünde bir engel bulunmadığını söyledi.
Ancak başvuru yapılmasının kanundan yararlanılacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Uçum, başvurunun ilgili yargı mercii tarafından değerlendirileceğini belirtti.
Uçum, örgüt, kişi ve suç bakımından kapsam şartları ile istisnaların mahkeme tarafından değerlendirileceğini ifade ederek, “Nihayetinde oradaki kararı ilgili mahkeme verecektir” dedi.
Yeni infaz düzenlemesi geliyor
Uçum’un açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri de genel infaz hukukuna ilişkin çalışmalar oldu.
7595 sayılı Kanun’un başka düzenlemelere emsal teşkil etmeyeceğini belirten Uçum, bundan bağımsız olarak genel infaz hukukunda reform hazırlığı bulunduğunu açıkladı.
Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısının 440 bini geçtiğini belirten Uçum, cezaevlerindeki yoğunluğun giderilmesine yönelik Adalet Bakanlığının çalışma yürüttüğünü söyledi.
Çalışmanın genel af anlamına gelmediğini vurgulayan Uçum, “Önümüzdeki dönem infaz hukukuna ilişkin reformcu bir bakış açısıyla bir düzenlemeyi gündeme getireceğiz” ifadelerini kullandı.
2028 seçimleri için 16 Nisan tarihini işaret etti
Uçum, 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Cumhur İttifakı’nın Erdoğan’ın adaylığı konusunda siyasi iradesini ortaya koyduğunu belirten Uçum, Erdoğan’ın önümüzdeki seçimlerde yeniden aday olacağını ve bunun son adaylığı olacağını söyledi.
Uçum, seçimlerin 16 Nisan 2028 tarihinde yapılmasını öngördüğünü belirterek, bu tarihin 2017 anayasa değişikliğinin halkoylamasına sunulduğu günün yıl dönümü olması nedeniyle sembolik anlam taşıdığını ifade etti.
Uçum, 16 Nisan 2028 tarihinin kendi öngörüsü olduğunu, seçimlerin yenilenmesine ilişkin nihai karar yetkisinin ise TBMM’de bulunduğunu daha önceki değerlendirmelerinde de belirtmişti.
TBMM’nin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde Anayasa’daki ilgili hüküm kapsamında Erdoğan’ın yeniden adaylığının mümkün olabileceğini savunan Uçum, bu durumda 2028 seçimlerinin olağan takvimden öne çekilebileceğini ifade etti.
“Meclis tarihi bir iş yaptı”
7595 sayılı Kanun’un TBMM’deki kabul sürecini de değerlendiren Uçum, siyasi partilerin “Terörsüz Türkiye” sürecinde önemli bir görev üstlendiğini söyledi.
Kanunun TBMM’de 467 oyla kabul edildiğini hatırlatan Uçum, düzenlemeye ilişkin, “Bence tarihe geçtiler. Çok tarihsel bir iş yaptılar. 7595 sayılı Kanun, 28. Dönemin sonraki nesiller boyunca hatırlanacak çalışmalarından biridir” değerlendirmesinde bulundu.
Yeni anayasa ve demokrasi mesajı
Terörün tasfiyesinin ardından gündeme gelebilecek demokratikleşme ve yeni anayasa tartışmalarına da değinen Uçum, bu başlıkların bütün siyasi partilerin ve toplumun ortak konusu olduğunu söyledi.
Uçum, “Bundan sonraki mesele demokrasinin geliştirilip güçlendirilmesi ise bu, bütün siyasi partilerin ve bütün toplumun muhatap olduğu ve özne olduğu bir meseledir” dedi.
Yeni anayasanın da tüm siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları ve toplumun farklı kesimleriyle ele alınması gerektiğini ifade etti.
DEM Parti’ye dil ve üslup eleştirisi
DEM Parti’nin süreçteki tutumu ve bazı etkinliklerde kullanılan ifadeler hakkında da konuşan Uçum, partinin bütününe ilişkin tek bir değerlendirme yapılmasının doğru olmayacağını söyledi.
Uçum, süreçte aktif rol alan parti yöneticilerinin bulunduğunu belirtirken, zaman zaman kullanılan bazı ifadelerin sürecin hedefleriyle örtüşmediğini savundu.
Devlet ve toplumla bütünleşme hedefinin bulunduğu bir süreçte etnik veya kimlik siyasetini öne çıkaran ifadelerin sürece zarar verebileceğini ifade eden Uçum, Türkiye’nin pozitif hukukunda “siyasi tutsak” şeklinde bir hukuki statü bulunmadığını söyledi.
Sürecin uygulama aşaması takip edilecek
Uçum, “Terörsüz Türkiye” sürecinde bundan sonraki aşamaların tespit, MGK tarafından teyit ve ilan, altı aylık başvuru dönemi, dosya bazlı yargısal değerlendirme ve takip süreçlerinden oluşacağını belirtti.
Medyanın da sürecin yalnızca kanunun teklif ve kabul aşamasını değil, uygulama sürecini de takip etmesi gerektiğini ifade eden Uçum, özellikle başvuru sürecinin ve yargısal değerlendirmelerin kamuoyuna doğru aktarılmasının önemine dikkat çekti.





