4 Eylül Dünya Polikistik Böbrek Hastalığı Günü kapsamında, otozomal dominant polikistik böbrek hastalığına (ODPBH) ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla önemli bilgiler paylaşıldı.
Kalıtsal özellik taşıyan hastalık, böbreklerde çok sayıda kistin oluşmasına neden olurken zaman içerisinde böbrek fonksiyonlarının bozulmasına yol açabiliyor. Hastalığın uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebilmesi ise erken tanı ve düzenli takibin önemini artırıyor.
Ebeveynden çocuğa geçme ihtimali yüzde 50
Polikistik böbrek hastalığı, en sık görülen kalıtsal böbrek hastalıkları arasında yer alıyor. Hastalığa sahip anne veya babanın hastalığa neden olan genetik değişikliği çocuğuna aktarma ihtimali yüzde 50 olarak belirtiliyor.
Bu nedenle ailesinde polikistik böbrek hastalığı bulunan kişilerin risk konusunda bilinçli olması ve özellikle anne, baba veya kardeşinde hastalık bulunanların bu durumu hekimleriyle paylaşması önem taşıyor.
Aile taraması sayesinde risk altındaki kişilerin uygun zamanda hekim değerlendirmesine yönlendirilmesi ve gerekli takiplerin planlanması mümkün olabiliyor.
Belirti olmayabilir
Polikistik böbrek hastalığı bazı kişilerde uzun süre herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebiliyor. Hastalık kimi zaman yüksek tansiyon, yan veya sırt ağrısı, idrarda kan, böbrek taşı ya da idrar yolu enfeksiyonu gibi sorunların ardından fark edilebiliyor.
Erken tanı ise yalnızca mevcut böbrek fonksiyonlarının belirlenmesi açısından değil, hastalığın ilerleme riskinin değerlendirilmesi ve kişiye özel takip planının oluşturulması açısından da önem taşıyor.
Düzenli kontrollerde kan basıncı ve böbrek fonksiyonlarının takip edilmesinin yanı sıra gerekli görülen durumlarda görüntüleme yöntemlerinden de yararlanılabiliyor.
Hastalık sadece böbrekleri etkilemiyor
Polikistik böbrek hastalığı sistemik bir hastalık olması nedeniyle böbreklerin yanı sıra vücudun farklı organ ve sistemlerini de etkileyebiliyor.
Hipertansiyon, hastalığa eşlik eden önemli sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. Yüksek tansiyonun erken dönemde tespit edilerek kontrol altına alınması, hem böbreklerin hem de kalp-damar sisteminin korunması açısından önem taşıyor.
Hastalığı bulunan kişilerde bazı kalp ve damar sistemi sorunları da toplumun geneline göre daha sık görülebiliyor. Bu nedenle takiplerde yalnızca böbrek fonksiyonlarının değil, kişinin genel kardiyovasküler risklerinin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Beyin damarlarındaki anevrizmalara dikkat
Polikistik böbrek hastalığında dikkat edilmesi gereken konulardan biri de beyin damarlarında gelişebilen anevrizmalar oluyor.
Her hastanın rutin olarak beyin anevrizması açısından taranması gerekmiyor. Ancak ailesinde beyin anevrizması veya beyin kanaması öyküsü bulunan kişiler gibi risk taşıyan bireylerde, tarama gerekip gerekmediğinin hekim tarafından değerlendirilmesi öneriliyor.
Erken tanı ve düzenli takip önemli
Polikistik böbrek hastalığının seyri kişiden kişiye farklılık gösterebildiğinden, tanı sonrasında düzenli nefroloji takibi ve kişisel risk değerlendirmesi önem taşıyor.
Uzmanlar, ailesinde polikistik böbrek hastalığı bulunan kişilerin risklerini hekimleriyle görüşmelerini ve gerekli görülmesi halinde erken dönemde değerlendirme yaptırmalarını öneriyor.




