“Ailemde meme kanseri yok, bende de olmaz”, “Kitle ağrımıyorsa önemli değildir” ve “Biyopsi kanseri yayar” gibi toplumda yaygın olan bazı yanlış inanışlar, meme kanserinde erken tanı fırsatının kaçırılmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, belirtilerin doğru değerlendirilmesi ve şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Meme kanseri konusunda toplumda yaygın olan bazı yanlış bilgiler, kadınların sağlık kontrollerini ertelemesine ve memede meydana gelen değişiklikleri önemsememesine yol açabiliyor.

Özellikle ailede kanser öyküsü bulunmaması, memedeki kitlenin ağrısız olması ya da biyopsinin hastalığı yayacağı düşüncesi, tanı sürecinin gecikmesine neden olabilecek yanlış inanışlar arasında yer alıyor.

Memorial Ataşehir Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, meme kanserinde tanının gecikmesine yol açabilen 10 yanlış inanış hakkında bilgi verdi.

Unutkanlığı yaşlılığa bağlamayın! Bu belirtiler varsa dikkat
Unutkanlığı yaşlılığa bağlamayın! Bu belirtiler varsa dikkat
İçeriği Görüntüle

1. “Ailemde meme kanseri yoksa benim de riskim yoktur”

Yanlış.

Meme kanseri tanısı alan her kadının ailesinde meme kanseri öyküsü bulunmuyor. Aile öyküsü ve bazı genetik değişiklikler riski artırabilse de meme kanseri yalnızca kalıtsal nedenlerle ortaya çıkmıyor.

Bu nedenle ailede meme kanseri görülmemiş olması, rutin kontrollerin gereksiz olduğu anlamına gelmiyor. Kişinin kendi risk durumunun değerlendirilmesi önem taşıyor.

2. “Mememdeki kitle ağrımıyorsa kanser değildir”

Yanlış.

Meme kanseri erken dönemde herhangi bir ağrıya neden olmadan gelişebiliyor. Memede yeni ortaya çıkan, daha önce bulunmayan veya zaman içerisinde değişiklik gösteren kitlelerin ağrılı olup olmadığına bakılmaksızın değerlendirilmesi gerekiyor.

“Ağrımıyor, önemli değildir” düşüncesi hekime başvurunun gecikmesine neden olabiliyor.

3. “Mememde ağrı varsa kesin kanserim”

Yanlış.

Meme ağrısı sık görülen bir şikâyet ve çoğunlukla hormonal değişiklikler başta olmak üzere farklı iyi huylu nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabiliyor.

Ancak özellikle tek taraflı, belirli bir bölgede devam eden ağrılara kitle, meme başında değişiklik veya akıntı gibi başka bulgular eşlik ediyorsa hekime başvurulması gerekiyor.

4. “Mamografi kansere yol açar”

Yanlış.

Mamografi, düşük doz X-ışını kullanılarak gerçekleştirilen ve meme kanserinin erken tanısında önemli bir yere sahip olan görüntüleme yöntemi.

Modern cihazlarda kullanılan radyasyon dozu oldukça düşük. Mamografiyi yalnızca radyasyon endişesi nedeniyle ertelemek, erken tanı fırsatının kaçırılmasına yol açabiliyor.

5. “Mememi düzenli kontrol ediyorum, mamografiye ihtiyacım yok”

Yanlış.

Kadının kendi memesindeki değişiklikleri fark etmesi önemli olsa da kişisel meme farkındalığı, hekim değerlendirmesinin ve uygun yaş ile risk grubundaki tarama programlarının yerini tutmuyor.

Bazı meme kanserleri ele gelen bir kitle oluşturmadan görüntüleme yöntemleriyle erken dönemde tespit edilebiliyor.

Bu nedenle kişinin kendi farkındalığı ile düzenli tarama birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak değerlendiriliyor.

6. “Biyopsi yapılırsa kanser yayılır”

Yanlış.

Memede şüpheli bir lezyon tespit edildiğinde kesin tanı için biyopsi gerekebiliyor. Biyopsinin kanseri vücuda yaydığı düşüncesinin bilimsel bir dayanağı bulunmuyor.

Gerekli olduğu halde biyopsiden kaçınmak ise kesin tanının ve buna bağlı tedavinin gecikmesine neden olabiliyor.

7. “Genç kadınlarda meme kanseri olmaz”

Yanlış.

Meme kanseri riski yaşla birlikte artsa da hastalık genç yaşlarda da görülebiliyor.

Özellikle aile öyküsü, genetik yatkınlık veya kişisel risk faktörleri bulunan kadınların takip programları standart tarama yaklaşımından farklı olabiliyor.

Bu nedenle genç yaşta olmak, memede ortaya çıkan şüpheli bir değişikliğin göz ardı edilmesi için gerekçe oluşturmuyor.

8. “Emziriyorsam meme kanseri olmam”

Yanlış.

Emzirmenin meme kanseri riskini azaltıcı etkileri bulunabilse de hastalığa karşı tamamen koruma sağlamıyor.

Emzirme döneminde memede sertlik ve şişlik gibi değişiklikler sık görülebildiği için bazı bulgular süt birikmesi veya enfeksiyonla karıştırılabiliyor.

Geçmeyen bir kitle ya da olağan dışı bir değişiklik fark edildiğinde “Emziriyorum, normaldir” düşüncesiyle beklenmemesi gerekiyor.

9. “Memede kitle varsa mutlaka kanserdir”

Yanlış.

Memede görülen her kitle kanser anlamına gelmiyor. Kistler, fibroadenomlar ve diğer iyi huylu meme hastalıkları da kitle şeklinde ortaya çıkabiliyor.

Ancak bir kitlenin iyi veya kötü huylu olduğuna yalnızca elle muayene edilerek karar verilemiyor. Gerekli durumlarda ultrasonografi, mamografi ve biyopsi gibi yöntemlerden yararlanılıyor.

10. “Meme kanseri tanısı konursa memenin tamamı alınır”

Yanlış.

Meme kanseri tedavisinde cerrahi yaklaşım; hastalığın evresi, tümörün özellikleri, memedeki yerleşimi ve hastanın bireysel durumu dikkate alınarak planlanıyor.

Uygun hastalarda meme koruyucu cerrahi ve onkoplastik cerrahi yöntemleriyle memenin tamamının alınmasına gerek kalmadan tedavi uygulanabiliyor.

Bu nedenle “mememi kaybederim” korkusunun tanı ve tedavi sürecini geciktirmemesi önem taşıyor.

Uzmanlar, memede yeni ortaya çıkan veya alışılmışın dışında herhangi bir değişikliğin ihmal edilmemesi, kişiye uygun tarama programlarının aksatılmaması ve şüpheli durumlarda sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Kaynak: Bülten